Haber Merkezi - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis’te düzenlenen haftalık grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.
Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker gönderme tartışmalarına tepki gösteren Hatimoğulları, fon krizinin araştırılması için Meclis’te komisyon kurulması ve süreç kapsamında somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
Konuşmasına Barış Anneleri’ni selamlayarak başlayan Hatimoğulları, Türkiye’nin bölgesel çatışmalarda taraf olmak yerine diplomasiye ağırlık vermesi gerektiğini söyledi.
Mekke Anlaşması’nın henüz Meclis’te görüşülmediğini ve hukuki zemininin oluşmadığını belirten Hatimoğulları şöyle dedi:
“Son günlerde Suudi Arabistan'a yönelik gerçekleşen çok sayıda saldırı oldu ve çok sayıda Suudi Arabistanlı yaşamını kaybetti. Çok sayıda yaralı var. Aynı şekilde yine Suudi kesiminden Yemen'e dönük gerçekleşen çok ciddi saldırılar var. Orada da çok büyük can kayıpları ve yaralılar var. Hem Yemen’de hem de Suudi Arabistan'da katledilen insanları burada anıyorum. Siviller katlediliyor. Savaşlarda siviller hedef alınıyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Buradan Yemen ve Suudi Arabistan halkına başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Karşılıklı saldırılardan en fazla sivil masumlar etkileniyor. Bu saldırılarda bedel çok büyük ve ağır. Biz bunu çok iyi bilen bir ülkeyiz. Dolayısıyla burada Türkiye’nin üstlenmesi gereken rol, oraya asker taşımak değil. Tam tersine, Türkiye müzakere ve diyalog sürecinin başlaması için aracı olmalı. Bu saldırılar Ortadoğu’da dinmeyen çatışmalara yeni bir halka eklemektedir. Taraflara saldırılara son verme çağrısı yapıyoruz ve uluslararası toplumu da çatışmasızlık ve barış için daha güçlü çaba göstermeye davet ediyoruz.”
Fon krizi için Meclis’e komisyon çağrısı
Türkiye’deki fon soruşturmasına da değinen Hatimoğulları, yaşananları “yüzyılın vurgunu” olarak nitelendirdi. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 2025’in son çeyreğinde riskleri gördüğünü, konunun 2 Aralık’ta Finansal İstikrar Komitesi’nin gündemine geldiğini ancak gerekli önlemlerin alınmadığını savundu.
Yaklaşık 450 bin kişinin doğrudan, milyonlarca yurttaşın ise dolaylı olarak krizden etkilendiğini söyleyen Hatimoğulları, risklerin önceden bilinmesine rağmen neden müdahale edilmediğini sordu. Fon krizinin tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, Meclis’te komisyon kurulmasını, bürokrat ve siyasetçilerin sorumluluklarının ortaya çıkarılmasını istedi.
Hatimoğulları ayrıca fonların portföylerinin, yöneticilerinin ve denetim raporlarının düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yaptı. SPK’nin bağımsız biçimde denetlenmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, mağdurların yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti.
“Süreç için somut adımlar atılmalı”
Sürece ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Hatimoğulları, çerçeve yasa çıkmasına rağmen uygulamanın ne zaman başlayacağına ilişkin belirsizliğin sürdüğünü söyledi. Örgütün 8 Ekim’de Türkiye içindeki ve sınıra yakın bölgelerde çekildiğini açıklamasını “tarihi bir adım” olarak nitelendiren Hatimoğulları, devletin ve iktidarın sorumluluklarını belirsiz vaatlere bırakmaması gerektiğini kaydetti.
Somut adımların olağan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının beklenmesine gerek kalmadan atılması gerektiğini belirten Hatimoğulları; kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın durumlarının çözüme kavuşturulması ve Abdullah Öcalan için umut hakkının uygulanması yönündeki talepleri dile getirdi.
Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın koordinatörü olacağı öne sürülen Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun da çalışmalarına başlaması gerektiğini belirterek, bunun için gerekli siyasi, hukuki ve teknik koşulların oluşturulmasını istedi.
Meclis İzleme Kurulu’nun kurulmasını istedi
Hatimoğulları, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un inisiyatifiyle kurulması planlanan Meclis İzleme Kurulu’nun henüz oluşturulmadığını hatırlattı. Kurulun kurulma biçimi, görev ve sorumluluklarının Meclis’te temsil edilen siyasi partilerle görüşülmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, yapının sembolik kalmaması ve sürecin ilerlemesine katkı sunması gerektiğini söyledi.


