Erbil (Rûdaw) - İRAM Araştırmacısı Dr. Çağatay Balcı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan yetkililerinin Tahran ziyaretinin iki temel gündem maddesi olduğunu belirterek, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının durdurulması ve ABD ile İran arasındaki gerilimin düşürülmesinin hedeflendiğini söyledi. Balcı, görüşmelerden yeniden müzakere sürecine dönüş yönünde bir sonuç çıkmaması halinde savaş ihtimalinin daha da artabileceği uyarısında bulundu.
Dr. Çağatay Balcı, Rûdaw TV’de Hêvidar Zana’nın sunduğu bültene konuk olarak, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan yetkililerinin Tahran’da gerçekleştireceği görüşmelerin olası sonuçlarını değerlendirdi.
Mekke İttifakı üyesi üç ülkenin ziyaretinin ABD’nin bölgedeki kontrolünün zayıflaması şeklinde yorumlanıp yorumlanamayacağı sorusunu yanıtlayan Balcı, ziyareti iki temel başlık altında ele almak gerektiğini söyledi.
Tahran ziyaretinin iki temel gündemi
Ziyaretin ilk gündeminin Yemen’deki savaş ve Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları olduğunu belirten Balcı, ikinci gündemin ise İran ile ABD arasındaki gerilimin azaltılması olduğunu ifade etti.
Balcı, “Ben bu şekilde bir okuma yapmak yerine üç ülkenin Tahran’a yaptığı ziyareti iki başlık altında ele almak istiyorum. Ziyaretin temel amacı Yemen’deki savaşın değerlendirilmesi ve Husilerin Arabistan’a yönelik saldırılarının durdurulması. İkinci başlık ise İran ile ABD arasındaki gerginliğin düşürülmesi için Tahran’a önerilerde bulunacaklar. Gerginliğin düşürülmesini isteyecekler” dedi.
İran’ın geri adım atmadığını belirten Balcı, üç ülkenin ABD ile İran arasındaki gerilimin sona ermesinden yana olduğunu söyledi. Balcı, Tahran ziyaretinde bu iki konunun öne çıktığını kaydetti.
Husilerin saldırılarının durdurulması İran’dan talep edilecek
Husilerin Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları ve Babülmendep Boğazı’nın güvenliği konusunu değerlendiren Balcı, üç ülkenin İran’dan Husiler üzerindeki etkisini kullanmasını isteyeceğini belirtti.
Balcı, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının durdurulması bence İran’dan talep edilecektir. İran’ın Husiler üzerindeki etkisini ve nüfuzunu kullanarak Husileri burada geri adım attırmak isteyeceklerdir. Bu bence öncelikli konuların başında geliyor” diye konuştu.
Kızıldeniz’deki geçişlerin ve Babülmendep’in güvenliğinin sağlanmasının da üç ülkenin bölgesel öncelikleri arasında yer aldığını ifade eden Balcı, bu konunun da İran’dan talep edileceğini düşündüğünü söyledi.
Ancak asıl soru işaretinin İran’ın bu taleplere nasıl yanıt vereceği olduğunu belirten Balcı, şöyle devam etti:
“İran gerçekten bu üç ülkenin uyarılarını veya tavsiyelerini veya taleplerini dikkate alarak Husiler üzerinde gerçekten bir baskı oluşturur mu ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını durdurmasına vesile olabilir mi? Burası açıkçası soru işareti. Ama her halükarda bu üç aktörün böyle bir talepte bulunacağını söyleyebiliriz.”
Suudi Arabistan ile Husiler arasında doğrudan görüşme ihtimali düşük
İran’ın son dönemde Mekke İttifakı üyelerine Husilerle diyalog kurulması yönünde çağrıda bulunduğunun hatırlatılması üzerine Balcı, Suudi Arabistan ile Husiler arasında doğrudan bir görüşme gerçekleştirilmesi ihtimalini düşük gördüğünü söyledi.
Balcı, “Ben bunun doğrudan gerçekleşme ihtimalini daha düşük görüyorum. Yani şunu kastediyorum: Bu üç ülkenin Husilerle doğrudan bir ilişki kurmasını, doğrudan bir temas kurmasını daha düşük bir olasılık olarak görüyorum” dedi.
Buna karşılık İran’ın süreçte ciddi bir inisiyatif üstlenmesi halinde arabuluculuk yoluyla temas kurulabileceğini belirten Balcı, özellikle Suudi Arabistan’ın İran aracılığıyla Husilerle görüşebileceğini ifade etti.
Balcı, “Ama ben doğrudan Suudi Arabistan veya Husiler görüşmesi veya Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye görüşmesi şeklinde resmi ilişkinin tesis edilebilmesini daha düşük bir ihtimal olarak görüyorum. Dediğim gibi burada da İran’ın aracılığı ve arabuluculuğuyla ancak bu mümkün olabilir. Ama doğrudan görüşme olasılığı imkânsız değil fakat daha düşük bir ihtimal” değerlendirmesinde bulundu.
İran’ın Mekke İttifakı’na katılması beklenmiyor
İran’ın Mekke İttifakı’na katılma ihtimalini de değerlendiren Balcı, Tahran yönetiminin ittifakın kurucu unsurlarından biri olmak istediği kanaatinde olmadığını söyledi.
Balcı, “İran’ın zaten baştan beri Mekke İttifakı’na taraf olma yönünde çok ciddi bir eğiliminin olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Böyle bir ittifakın ana kurucu unsurları ya da bileşeni olarak yer almak istediği kanaatinde değilim öncelikle İran’ın” dedi.
İran’ın ittifakın dışında bir destekçi aktör olarak konumlanabileceğini belirten Balcı, bunun ne ölçüde etkili olacağının ise tartışmalı olduğunu ifade etti.
Balcı, “Ama bence hâlihazırda özellikle İran’ın böylesi bir girişimi ve ciddi bir eğilimi söz konusu değil diye düşünüyorum. Daha çok bu ittifak yapısıyla, bu üç ülkeyle doğrudan ilişki kuran bir aktör olarak konumlanmaya devam edecek sanırım” diye konuştu.
Balcı: ABD ile İran arasında savaşın önündeki son çıkış yolu olabilir
ABD’nin Tahran’daki toplantıya yaklaşımına ilişkin değerlendirmesinde Balcı, Washington yönetiminin de süreçten haberdar olduğunu ve diplomatik temasların arka planda devam ettiğini düşündüğünü belirtti.
Balcı, “Kesinlikle, kesinlikle gideceğini düşünüyorum. Hatta ben arka kapı diplomasisinin de işlediğini ve bu süreçte Amerika’yla koordinasyon içinde hareket edildiğini düşünüyorum” dedi.
Üç ülkenin ziyaretinin ABD ile İran arasında yeni bir savaşın önlenmesi amacı taşıdığını belirten Balcı, “Çünkü şu an belki de Amerika ve İran arasındaki bu gerilimin savaşa dönüşmesinin önündeki son çıkış yolu bugünkü Tahran ziyareti diyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Balcı, üç ülkenin İran’ı daha uzlaşmacı bir tutum benimsemeye yönlendirmek istediğini belirterek şöyle konuştu:
“Yani bu üç ülke bir anlamda şu an bölgede yeniden bir Amerika-İran savaşı yaşanmasın diye bu ziyareti gerçekleştiriyorlar ve İran’ı bu noktada kendi maksimalist taleplerinden bir anlamda geri adım atmaya ve Amerika’yla daha uzlaşı içinde belki de hareket etmeye yönlendirmek istiyorlar.”
ABD’nin İran’a yönelik yeni bir askeri operasyon hazırlığında olduğunu öne süren Balcı, görüşmelerin başarısız olması halinde savaş riskinin artabileceği uyarısında bulundu.
Balcı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Çünkü bu olmadığı takdirde siz de çok iyi biliyorsunuz, Amerika şu an için özellikle seçimler sonrasında İran’a yönelik yeni bir askeri operasyon hazırlığında. Dolayısıyla şayet bugünkü görüşmeden İran açısından yeniden müzakerelere dönüş veya kendi üst perdeden ortaya koyduğu talepleri geri plana atma yönünde bir karar çıkmazsa eğer maalesef savaş daha da kaçınılmaz hale geliyor diyebiliriz.”


