Haber Merkezi - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yarının yani 4 Kasım’ın HDP'nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklandığı günün yıl dönümü olduğunu belirtti ve aradan geçen 10 yılda Demirtaş ve diğer Kobani davası tutuklularının serbest bırakakılmış olması gerektiğini söyledi.
Hatimoğulları, “Yarın 4 Kasım. Bundan 10 sene önce bir siyasi darbe gerçekleşti. O dönemdeki eş başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın içinde olduğu yöneticilerimiz ve üyelerimiz gözaltı ve tutuklamayla karşı karşıya kaldı. Kobani kumpas davasıyla milyonların iradesine kelepçe vurulmak istendi” dedi.
Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Hatimoğulları'nın açıklamasında öne çıkan hususlar şöyle:
"Yarın 4 Kasım. Bundan 10 sene önce bir siyasi darbe gerçekleşti. O dönemdeki eş başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın içinde olduğu yöneticilerimiz ve üyelerimiz gözaltı ve tutuklamayla karşı karşıya kaldı. Kobani kumpas davasıyla milyonların iradesine kelepçe vurulmak istendi. 10 senedir bu insanlar neden içeride? O dönemde 8 yaşındaki bir çocuk şimdi 18 yaşında ve seçmen oldu. Ama bu siyasi darbe devam ediyor. Bu süre boyunca tutuklu bulunan arkadaşlarımızın tamamını kapsayan AİHM kararı defalarca kez açıklandı. Türkiye'nin AİHM'nin aldığı kararları uygulama gibi bir mecburiyetleri var. Bu kararlara rağmen arkadaşlarımız siyasi rehine olarak içeride tutuluyor. Bu dava adeta siyasi intikama dönüştürülmüş durumda. 4 Kasım'da başlayan siyasi darbe kayyımlarla devam etti. Bu dönemde DEM Parti belediyelerinin bir kısmına kayyımlar atandı. Van'dan İstanbul'a kadar yayıldı bu anlayış. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hala tutuklu.”
Görevden alınan İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu nedeniyle DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli’nin Silivri’de tutulan İmamoğlu’nu ziyaret ettiğini beliten Hatimoğulları şöyle devam etti:
“Hala tutuklu ve yargılaması devam ediyor. Dün de Grup Başkanvekilimiz Sezai Temelli, heyetimizle birlikte dayanışma için oradaydı. Partimiz dün Silivri'de davayı takip etti. Siyasetçinin yeri mahkeme salonları değil, halkın yanıdır. Siyasetçinin yeri bu kürsülerdir. Siyasetçinin yeri, seçildiği makamın kendisidir. Çünkü seçilen siyasetçi, sizin, halkın iradesidir. Halkın iradesine, halka rağmen oradan alıp yerine kayyım atamak kabul edilebilir bir şey değildir. Demokrasiyi mezara gömmek demektir.”


