Haber Merkezi – Almanya’da anne-çocuk merkezine ateş açarak 6 kişiyi öldüren Fatih Khan Gazioğlu'nun bağlantıları soruşturuluyor. Alman basını, saldırıda kullanılan silahın nasıl temin edildiği sorusuna da odaklandı. Haberlere göre Gazioğlu’nun olaydan önce silah almak için Berlin’e gittiği, burada bir tabanca ve mermi temin ettiği iddia edildi.
Bu ayrıntı, saldırının anlık bir öfke patlaması mı yoksa önceden planlanmış bir eylem mi olduğu sorusunu gündeme taşıdı. Savcılık, cinayetin işleniş biçimi, silahın temini, kaçış planı ve olay öncesi yazışmalar üzerinden soruşturmayı genişletiyor.
Almanya’nın Stade kentinde bir anne-çocuk merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti. Alman makamlarına göre saldırı, merkezde kalan 3 aylık bebeğin velayetiyle ilgili yapılan görüşme sırasında gerçekleşti. Polis ve savcılık, saldırının failinin 45 yaşındaki Fatih Khan Gazioğlu olduğunu açıkladı. Almanya’da doğan ve Türkiye vatandaşı olduğu belirtilen Gazioğlu’nun, kurumdaki görüşmeye bebeğin velayet süreci nedeniyle geldiği, ardından silahıyla ateş açtığı aktarıldı. Saldırıda hayatını kaybedenlerin tamamının gençlik yardımı alanında çalışan görevliler olduğu bildirildi.
6 görevli öldürüldü
Stade’deki saldırıda ilk belirlemelere göre 5 kişi olay yerinde, bir kişi ise kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Alman basını, ölenlerin 4’ünün kadın, 2’sinin erkek olduğunu ve tamamının kurum çalışanı ya da gençlik dairesi personeli olduğunu yazdı.
Aşağı Saksonya İçişleri Bakanı Daniela Behrens, saldırıyı “son derece soğukkanlı bir şiddet eylemi” olarak nitelendirdi. Polis ise olayın ilk aşamada siyasi ya da ekonomik bir arka planı olduğuna dair bulgu bulunmadığını, ailevi ve velayetle ilgili bir tartışmanın olası motivasyon olarak değerlendirildiğini açıkladı.
Velayet tartışması kanlı bitti
Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre olayın merkezinde 3 aylık bebeğin velayetine ilişkin süreç vardı. Bebeğin annesiyle birlikte koruma altında tutulan bir anne-çocuk merkezinde kaldığı, baba Fatih Khan Gazioğlu’nun ise bu süreç nedeniyle kurum yetkilileriyle görüşmeye geldiği belirtildi.
Alman basınında yer alan haberlere göre, olaydan önce bebeğin sağlık durumuna ilişkin kuşkular nedeniyle aile hakkında işlem başlatıldı. Yetkililer, çocuğun güvenliği için gençlik dairesinin devreye girdiğini ve taraflar arasında “yardım planı görüşmesi” yapılmasının planlandığını aktardı.
Zanlıyı kaçıran kadın SPD’li siyasetçinin kayınvalidesi çıktı
Saldırının ardından Fatih Khan Gazioğlu’nun bir otomobille kaçtığı, aracı ise 65 yaşındaki Sylvia S.’nin kullandığı bildirildi. Polis, kaçış aracını kısa sürede durdurdu ve şüpheliyi gözaltına aldı.
Olayın kamuoyunda daha da tartışmalı hale gelmesine neden olan gelişme, aracın sürücüsü Sylvia S.’nin kimliği oldu. Alman basınına göre Sylvia S., Aşağı Saksonya Eyaleti Göçmenler Sorumlusu ve SPD’li siyasetçi Deniz Kurku’nun kayınvalidesi. Kurku, avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada bu aile bağını doğruladı; saldırıdan önceden haberi olmadığını belirtti ve hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi.
Sylvia S. Alman ajanı çıktı
Alman savcılığı, kaçış aracını kullanan Sylvia S.’nin saldırıdaki rolünü araştırıyor. İlk haberlerde kadının olaydan sonra araçta bulunduğu ve şüphelinin kaçışında yer aldığı aktarılmıştı.
Bazı Alman yayın organlarında yer alan ve henüz resmi makamlarca doğrulanmayan iddialara göre Sylvia S.’nin geçmişte Alman istihbarat birimleriyle bağlantılı görevlerde bulunduğu öne sürüldü. Sylvia S'nin 2019-2024 yılları arasında Alman Gizli Servisi adına çalıştığı iddia edildi.
Aynı haberlerde Sylvia S.’nin kendisini bebeğin “vaftiz annesi” olarak tanımladığı ve saldırıdan önce kurumlara, savcılığa ve bazı medya kuruluşlarına uzun bir yazı göndererek Fatih Khan Gazioğlu’nun haksız yere suçlandığını savunduğu da aktarıldı. Savcılığın, kadının olay öncesi bilgisi ve saldırıya olası katkısına ilişkin soruşturmayı sürdürdüğü bildirildi.
Türkiye’deki dosyalar gündeme geldi
Soruşturmada en çok tartışılan başlıklardan biri de Fatih Khan Gazioğlu’nun Türkiye’deki geçmişine ilişkin iddialar oldu.
Welt ve Bild’in aktardığı bilgilere göre, Türk yargı kayıtlarına dayandırılan iddialarda Gazioğlu hakkında Türkiye’de cinsel suçlarla ilgili bazı dosyalar bulunduğu, ayrıca 2021’de başka bir suçtan tutukluyken firar ettiği öne sürüldü. Alman makamlarının ise bu iddiaları ayrıca araştırdığı ve Türk yetkililerle bilgi paylaşımı sürecinin kolay ilerlemediği belirtildi.
Bu iddialar henüz Alman yargısı tarafından hükme bağlanmış değil. Soruşturma, Stade’deki 6 kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırı üzerinden devam ediyor.
Cinayeti önceden planladı mı?
Alman basını, saldırıda kullanılan silahın nasıl temin edildiği sorusuna da odaklandı. Haberlere göre Gazioğlu’nun olaydan önce silah almak için Berlin’e gittiği, burada bir tabanca ve mermi temin ettiği iddia edildi.
Bu ayrıntı, saldırının anlık bir öfke patlaması mı yoksa önceden planlanmış bir eylem mi olduğu sorusunu gündeme taşıdı. Savcılık, cinayetin işleniş biçimi, silahın temini, kaçış planı ve olay öncesi yazışmalar üzerinden soruşturmayı genişletiyor.
“Almanya’nın Susurluk’u” tartışması
Stade katliamı, yalnızca bir velayet tartışmasının kanlı biçimde sonuçlanması olarak değil, saldırganın çevresindeki ilişkiler nedeniyle de Almanya’da tartışılıyor.
Bir yanda Türkiye’deki geçmişine ilişkin ağır iddialar bulunan bir saldırgan, diğer yanda hakkında istihbarat bağlantısı iddiaları ortaya atılan ve kaçış aracını kullanan Sylvia S., onun SPD’li bir siyasetçiyle aile bağı ve gençlik dairesi süreçlerindeki rolü; dosyayı sıradan bir adli olay olmaktan çıkararak siyasi tartışmanın da parçası haline getirdi.
Alman makamları ise şu aşamada olayın siyasi bir arka planı olduğuna dair resmi bir tespit açıklamadı. Ancak saldırının ayrıntıları, kaçış aracındaki bağlantılar ve failin geçmişine ilişkin iddialar, dosyanın uzun süre Alman kamuoyunun gündeminde kalacağını gösteriyor.
Seçim süreci öncesi göç ve güvenlik tartışması
Saldırı, Almanya’da göç, güvenlik, gençlik daireleri ve sosyal hizmet kurumlarının korunması tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.
Ülkede daha önce seçim dönemlerinde yaşanan araçlı ve bıçaklı saldırılar, aşırı sağın güvenlik ve göçmen politikaları üzerinden yürüttüğü kampanyalarda sıkça gündeme gelmişti. Stade katliamının da özellikle aşırı sağ çevrelerce siyasi malzemeye dönüştürülmesinden endişe ediliyor. Welt’in aktardığına göre yerel yetkililer, saldırının popülist çevreler tarafından göçmen karşıtı propagandaya dönüştürülebileceği uyarısında bulundu.



