Erbil (Rûdaw) - ABD Başkanı Donald Trump’ın, kendisine yönelik bir suikast durumunda İran’ın "tarihte görülmemiş bir şekilde" vurulması için orduya talimat verdiğini açıklaması, Washington’da hem güvenlik hem de hukuk tartışmalarını beraberinde getirdi.
Peki, ABD sisteminde bir başkanın vasiyetiyle otomatik savaş başlatılabilir mi?
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, İran’a karşı binlerce füzenin hedefte olduğunu belirterek, "Eğer suikasta uğrarsam, orduya İran’ı haritadan silecek bir saldırı emri verdim" dedi.
Bu sert çıkış, Tahran-Washington hattındaki gerilimi yeni bir boyuta taşısa da, ABD anayasası "otomatik savaş" seçeneğine pek alan tanımıyor.
"Ölü adam anahtarı" sistemi mevcut değil
ABD’li güvenlik uzmanı ve yazar Garrett Graff’a göre, Amerikan savunma sisteminde "Ölü adam anahtarı" (Dead man's switch) olarak adlandırılan ve başkanın ölümüyle aktifleşen otomatik bir saldırı mekanizması bulunmuyor.
Graff, ABD’nin böyle bir sistemi, kontrolsüz bir nükleer savaşı veya yanlış alarmları önlemek amacıyla hiçbir zaman kullanmadığını vurguluyor.
Karar yetkisi JD Vance’e geçiyor
1947 tarihli Başkanlık Halefiyet Yasası ve ABD Anayasası’na göre, bir başkanın hayatını kaybetmesi durumunda tüm yetkiler aynı saniye içinde Başkan Yardımcısı’na geçiyor.
Mevcut konjonktürde bu isim JD Vance.
Yetki devri
Trump suikasta uğrasa bile, ordu Trump’ın daha önceki şifahi veya yazılı talimatını değil, yeni başkomutan olan Vance’in emrini beklemek zorunda.
Siyasi tercih
Vance, Trump’ın "intikam" vasiyetine uyup İran’ı vurabilir ancak bu hukuki bir zorunluluk değil, siyasi bir tercih olacaktır.
Gerilimi tırmandıran gelişmeler: İntikam yeminleri ve istihbarat
Trump’ın bu sıra dışı tehditlerinin arkasında yatan temel nedenler üç ana başlıkta toplanıyor.
İlk olarak, Tahran’dan yükselen doğrudan tehditler; özellikle eski lider Ali Hamaney’in cenaze töreninde atılan ölüm sloganları ve yeni lider Mücteba Hamaney’in açıkça dile getirdiği "intikam" yeminleri gerilimi tırmandırıyor.
İkinci bir etken olarak, Wall Street Journal'ın haberine göre İsrail'in, İran’ın Trump’a yönelik yeni ve aktif bir suikast planı içinde olduğuna dair Washington ile paylaştığı gizli istihbarat verileri bu sert söylemleri körüklüyor.
Son olarak, 2024 seçim kampanyası süresince Trump’ın halihazırda iki suikast girişiminden sağ kurtulmuş olması, kişisel ve ulusal güvenlik endişelerini zirveye taşıyarak bu tür önleyici tehditlerin savrulmasına yol açıyor.
Suikast korkusu uçak değiştirtti: Türkiye dönüşü eski jeti tercih etti
Trump’ın güvenlik endişeleri günlük operasyonlarına da yansımış durumda. İddiaya göre Trump, Türkiye’de düzenlenen NATO zirvesinden dönerken kendisine tahsis edilen yeni başkanlık uçağına binmeyi reddetti.
Katar tarafından hediye edilen yeni uçakta, eski başkanlık uçağında bulunan gelişmiş füze savunma ve radar sistemlerinin eksik olması nedeniyle, Trump’ın "daha güvenli" bulduğu eski uçağıyla dönmeyi tercih ettiği belirtiliyor.
Uzman görüşü: Talimat yasal mı?
Hukukçular, bir başkanın "ben ölürsem şurayı vurun" şeklindeki bir emrinin ordu içinde "yasal bir emir" olarak kabul edilmesinin güç olduğunu savunuyor.
Garrett Graff, "Eğer Trump bu talimatı orduya değil de doğrudan JD Vance’e verdiyse ve halefi bunu uygulamaya kararlıysa, işte o zaman bu durum tamamen yasal bir çerçeveye oturur" değerlendirmesini yapıyor.
Beyaz Saray yetkilileri konuyla ilgili sessizliğini korurken, Tahran’dan gelebilecek olası bir hamlenin Ortadoğu’da topyekûn bir savaşı tetikleyebileceğinden endişe ediliyor.



