New York (Rûdaw) - Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) düzenlenen Suriye konulu toplantıda, DSG'nin Suriye ordusuna entegrasyonu ve Kürtlerin durumu ele alındı. Toplantıda ABD ve Fransa gibi Batılı müttefiklerin Kürtlerin adını anmaması dikkat çekerken, Rusya temsilcisi Kürtlerin haklarının güvence altına alınmasına vurgu yaptı. Suriye Büyükelçisi ise Rûdaw'ın sorusunu "Artık parlamento karar verecek" diyerek yanıtladı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Suriye'nin geleceği ve Kürtlerin ülkedeki siyasi statüsünün şekillenmesi gündemiyle salı günü toplandı. Toplantıda BM Suriye Özel Temsilcisi Claudio Cordone tarafından son siyasi ve askeri gelişmeleri içeren kapsamlı bir rapor sunuldu.
Raporunda, DSG ile merkezi yönetim arasındaki birleşme sürecine değinen Cordone, "Kuzeydoğuda, 29 Ocak anlaşması çerçevesinde askeri güçlerin ve iç güvenlik birimlerinin entegrasyonu yönündeki ilerlemeler sürüyor. Ayrıca yargı kurumlarının ve bakanlıkların birleştirilmesi için de ilk adımlar atıldı" dedi. Cordone ayrıca, yerinden edilmiş Kürt ailelerin Efrin'e geri dönüş sürecinin başladığına dikkat çekti.
DSG ve YPJ'nin komutası kimde olacak?
Rojava Özerk Yönetimi (Kuzey ve Doğu Suriye) ile Şam arasındaki müzakerelerin en karmaşık başlığını askeri güçlerin komuta kademesi oluşturuyor.
BM Özel Temsilcisi, ordunun komuta düzenlemesi, Kadın Savunma Birlikleri'nin (YPJ) orduya entegrasyon süreci, idari yapılanma ve doğal kaynakların yönetimi gibi hassas başlıklarda taraflar arasındaki görüşmelerin halen devam ettiğini aktardı. Kulislerdeki en büyük soru işareti ise Suriye ordusuna katılması beklenen DSG savaşçılarının emir komuta zincirinin nasıl şekilleneceği; general Mazlum Abdi'nin komutayı sürdürüp sürdürmeyeceği veya Şamlı subayların sürece müdahil olup olmayacağı konusu.
ABD ve Fransa'dan Kürtlere sessizlik
Toplantının en dikkat çekici kısımlarından biri de Batılı güçlerin tutumu oldu. IŞİD ile mücadelede DSG ve Kürtlerin en büyük müttefiki olan ABD'nin BM Temsilci Yardımcısı Tami Bross, altı dakikalık konuşmasında Kürtlerden ve DSG'den hiç bahsetmedi. Bross konuşmasını IŞİD, İran ve Hizbullah tehditlerine ayırdı.
Kürtlerin Avrupa'daki en önemli müttefiklerinden Fransa'nın temsilcisi de konuşmasında Kürtlerin adını anmaktan kaçınarak yalnızca Suriye bileşenlerinin temsiliyeti için kurulan "Halk Meclisi" çalışmalarından bahsetti. Çin temsilcisi ise klasik "diyalog" çağrısını yineledi.
Rusya: 16 Ocak kararnamesi Kürt haklarının güvencesidir
Toplantıda Kürtlerin siyasi durumundan ve haklarından açıkça bahseden tek küresel aktör Rusya oldu. Rusya BM Temsilci Yardımcısı Anna Evstigneeva, Şam ile DSG arasındaki anlaşmaya övgüde bulunarak, "16 Ocak 2026 tarihli başkanlık kararnamesi, Kürt azınlığın haklarını ve korunmasını garanti altına alıyor. Bu gelişme, Şam ile DSG arasındaki mutabakatın önemli maddelerinin pratiğe dökülmesi açısından oldukça başarılı bir örnektir" ifadelerini kullandı.
Suriye Büyükelçisi Rûdaw'ın sorusunu yanıtladı
Suriye'nin yeni döneminde anayasal güvencelerin nasıl şekilleneceğine dair Rûdaw muhabirinin sorusunu yanıtlayan Suriye BM Büyükelçisi İbrahim Ulebi ise inisiyatifi parlamentoya atan diplomatik bir dil kullandı.
Kürtlerin haklarının yeni Suriye anayasasında nasıl yer alacağına dair soru üzerine Ulebi, "Artık işleyen bir parlamentomuz var ve bu tür soruların nihai çözüm yeri orasıdır. Yeni anayasa parlamento komisyonları vasıtasıyla şekillendirilecek, hükümet artık bu sürecin tek sorumlusu değildir" şeklinde konuştu.
Öte yandan, önümüzdeki günlerde BM Genel Sekreteri'nin Suriye'ye resmi bir ziyaret gerçekleştirerek Ahmed Şara ve diğer üst düzey yetkililerle temaslarda bulunması planlanıyor. BM heyetinin bu ziyaret kapsamında DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile görüşüp görüşmeyeceği ise henüz açıklanmadı.



