Haber Merkezi - Dünyanın farklı bölgelerinde milyonlarca insanın yaşadığı alanların altından geçen aktif fay hatları, deprem riski nedeniyle bilim insanlarının yakın takibinde bulunuyor. Uzmanların değerlendirmelerine göre, geçmişte yıkıcı depremlere neden olan ve gelecekte büyük sarsıntılar üretme potansiyeli taşıyan 10 kritik fay hattı sıralandı. Listede Türkiye'den Kuzey Anadolu Fay Hattı da yer aldı.
Sunda Megathrust (Endonezya)
Hint Okyanusu Levhası'nın Asya Levhası'nın altına daldığı Sunda Megathrust, dünyanın en büyük deprem üreten bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Yılda yaklaşık 60 milimetrelik sıkışmanın yaşandığı fay hattında sürekli enerji birikiyor.
2004 yılında meydana gelen ve yaklaşık 230 bin kişinin yaşamını yitirdiği 9,1 büyüklüğündeki Sumatra Depremi de bu hatta gerçekleşti. Uzmanlar, bölgenin gelecekte de büyük depremler üretme potansiyelini koruduğunu belirtiyor.
Japonya Çukuru (Japonya)
Pasifik Levhası'nın Japonya'nın altına dalmasıyla oluşan Japonya Çukuru, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olarak gösteriliyor. Küresel ölçekte meydana gelen 6 ve üzeri büyüklükteki depremlerin önemli bir bölümü bu bölgede yaşanıyor.
2011'de meydana gelen 9,1 büyüklüğündeki Tohoku Depremi ve ardından oluşan tsunami, binlerce kişinin ölümüne ve Fukuşima Nükleer Santrali'nde büyük bir felakete yol açmıştı.
Peru-Şili Çukuru (Atacama Megathrust)
Nazca ve Güney Amerika levhalarının çarpışma hattında bulunan Peru-Şili Çukuru da dünyanın en güçlü deprem bölgeleri arasında yer alıyor. Levhaların yılda yaklaşık 65 milimetre hareket etmesi nedeniyle bölgede sürekli enerji birikimi yaşanıyor.
1960 yılında Şili'nin Valdivia kentinde meydana gelen 9,5 büyüklüğündeki deprem, bugüne kadar ölçülen en büyük deprem olarak kayıtlara geçti.
San Andreas Fayı (ABD)
ABD'nin Kaliforniya eyaletini boydan boya geçen San Andreas Fayı, dünyanın en yakından izlenen kara faylarından biri olarak biliniyor.
Pasifik ve Kuzey Amerika levhalarının yılda yaklaşık 33 ila 37 milimetre hareket ettiği fay hattı, Los Angeles ve San Francisco gibi yoğun nüfuslu kentlere yakınlığı nedeniyle dikkat çekiyor.
Kuzey Anadolu Fay Hattı (Türkiye)
Türkiye'nin en önemli aktif faylarından biri olan Kuzey Anadolu Fay Hattı da listenin beşinci sırasında yer aldı.
1939 Erzincan ve 1999 Gölcük depremleri gibi Türkiye tarihinin en yıkıcı depremleri bu fay üzerinde meydana geldi. Bilim insanları, doğudan batıya doğru ilerleyen kırılma dizisinin uzun yıllardır yakından izlendiğini belirtiyor.
Alpine Fayı (Yeni Zelanda)
Yeni Zelanda'nın Güney Adası boyunca uzanan Alpine Fayı, Avustralya ve Pasifik levhalarının sınırını oluşturuyor.
Araştırmalar, fayın tarih boyunca belirli aralıklarla büyük depremler ürettiğini ortaya koyarken, uzmanlar gelecekte de yüksek büyüklükte bir deprem olasılığına dikkat çekiyor.
Cascadia Dalma-Batma Zonu (Kuzey Amerika)
ABD'nin kuzeybatısından Kanada'ya kadar uzanan Cascadia Dalma-Batma Zonu, uzun süredir büyük bir deprem üretmemesi nedeniyle bilim insanlarının yakından takip ettiği bölgelerden biri.
Araştırmalar, bu fayın kırılması halinde 9 ve üzeri büyüklükte deprem ve tsunami oluşabileceğini gösteriyor. Bölgede son büyük depremin 1700 yılında meydana geldiği belirtiliyor.
Filipin Çukuru (Filipinler)
Pasifik Ateş Çemberi üzerinde bulunan Filipin Çukuru, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olarak kabul ediliyor.
Bölgede her yıl çok sayıda 6 ve üzeri büyüklükte deprem kaydediliyor. Depremlerin büyük bölümünün okyanus tabanında meydana gelmesi nedeniyle kamuoyunda daha az gündeme gelse de uzmanlar tarafından yakından izleniyor.
Chaman Fayı (Pakistan-Afganistan)
Hint ve Asya levhalarının etkileşimiyle oluşan Chaman Fayı, Pakistan ile Afganistan arasındaki en önemli aktif fay sistemlerinden biri olarak gösteriliyor.
Uzmanlar, bölgedeki yapı stokunun zayıf olması nedeniyle orta büyüklükteki depremlerin dahi ağır can ve mal kayıplarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Doğu Afrika Rift Sistemi
Doğu Afrika Rift Sistemi, diğer büyük fay hatlarından farklı olarak levhaların birbirinden uzaklaştığı bir jeolojik yapıya sahip.
Bu süreç, Afrika kıtasının milyonlarca yıl içinde ikiye ayrılmasına neden olurken, bölgede meydana gelen depremler ve volkanik faaliyetler nedeniyle sistem dünyanın en dikkat çekici jeolojik alanları arasında gösteriliyor.



