Almanya (Rûdaw) - Almanya Göç ve Mülteciler Dairesi'nin yeni istatistiklerine göre, bu yılın ilk yarısında Suriye ve Rojava vatandaşlarının oturum izinlerinin geri alınması ve başvurularının reddedilmesi oranında önemli bir artış yaşandı.
Almanya Göç ve Mülteciler Dairesi verileri, Rojava ve Suriye'den giden sığınmacıların oturum haklarında ciddi kesintiler olduğunu ortaya koydu.
Rûdaw’ın Diaspora programında konuşan Mülteci Danışmanı Dawd Ate, 2024 yılında dosyası incelenen toplam 17 bin kişiden 750'sinin oturum izninin reddedildiğini veya iptal edildiğini söyledi. 2025 yılında toplam 17 bin 700 kişiden 659'unun ret aldığını belirten Ate, 2026 yılının ilk altı ayında ise incelenen 8 bin 320 dosyadan bin 932'sinin oturum izninin reddedildiğini aktardı.
Mülteci Danışmanı Dawd Ate, Alman yasalarının Rojavalı Kürtler ile Suriyeli Arap vatandaşlar arasında herhangi bir ayrım yapmadığına dikkat çekerek, Alman yetkililerin Suriye'nin genel durumunun değiştiğine ve güvenlik riskinin azaldığına inandığını ifade etti.
Ate, bu nedenle mülteci kabul yasalarının daha katı hale geldiğini ancak oturum izninin reddedilmesinin doğrudan sınır dışı edilme anlamına gelmediğini, zira sığınmacıları geri gönderme sürecinin oldukça karmaşık olduğunu vurguladı.
Rojavalı sığınmacı genç Hüseyin, 2022 yılından beri Almanya'da yaşamasına rağmen iltica talebinin reddedildiğini dile getirdi.
Diaspora programına konuşan Hüseyin, bir buçuk yılın ardından başvurusunun reddedildiğini belirterek, şu an umut ile belirsizlik arasında bir yaşam sürdüğünü söyledi. Pes etmediğini ifade eden Hüseyin, dil öğrenerek ve mesleki eğitim yoluyla çalışma oturum izni almaya çabaladığını, böylece ailesini de yanına getirmeyi hedeflediğini anlattı.
Öte yandan Almanya'ya öğrenci vizesiyle giden Rojavalı mühendis Berivan da kendi deneyimini paylaştı.
Diaspora'ya konuşan Berivan, öğrenci vizesiyle ülkeye gelip yüksek lisansını tamamladığını ve iş hayatına atıldığını, ancak yeni kararların ve idari işlemlerin akademisyenler için bile kolaylık sağlamadığını, Almanya'nın piyasa ve çalışma yasalarının ciddi değişimlere uğradığını belirtti.



