Erbil (Rûdaw) - Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF), 2026’nın ilk yarısında iltica başvurularının neredeyse yarı yarıya azaldığını duyurdu.
Başvuru sayısı düşerken onay oranları artışa geçti, Afgan kadınların başvurularında kabul oranı yüzde 95'e ulaştı.
Avrupa’da göç ve iltica politikalarına yönelik tartışmalar devam ederken, Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin resmi iltica bilançosunu açıkladı.
Veriler, ülkeye yönelik yeni iltica taleplerinde ciddi bir gerilemeye, buna karşılık başvurusu kabul edilenlerin oranında ise belirgin bir artışa işaret etti.
Başvuru sayısında sert düşüş: Yarı yarıya azaldı
BAMF’ın yayımladığı verilere göre, 2026'nın ilk yarısında Almanya’ya ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 39 bin 646 olarak kayıtlara geçti.
Bu rakam, bir önceki yılın aynı döneminde kaydedilen 72 bin 818 başvuruya kıyasla iltica taleplerinde yaklaşık yüzde 45'lik sert bir düşüş yaşandığını ortaya koydu.
Kabul oranı yüzde 47,4'e tırmandı
Başvuru sayısındaki gerilemeye rağmen, dosyaların incelenmesi sonucunda verilen olumlu kararların oranında dikkat çekici bir yükseliş yaşandı.
2025 yılının tamamında yüzde 37,5 seviyesinde seyreden iltica kabul oranı, 2026’nın ilk yarısında yüzde 47,4’e yükseldi.
Olumlu sonuçlanan başvuruların yüzde 45,6’sını aile birleşimi ve aile olarak başvuranların dosyaları oluşturdu.
Afgan kadınlara koruma kalkanı: Yüzde 95 kabul
Ülke bazında yapılan değerlendirmelerde ilk sırada yine Afganistan vatandaşları yer aldı. Yılın ilk altı ayında Afgan sığınmacıların başvurularındaki genel kabul oranı yüzde 89,3 oldu.
Özellikle Afgan kadınların dosyalarında bu oran zirve yaptı; başvuru yapan Afgan kadınların yüzde 95’ine mülteci veya koruma statüsü verildi.
Artışın nedeni: Avrupa Adalet Divanı'nın emsal kararı
Afgan kadınlara yönelik rekor kabul oranının arkasında, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) 2024 yılında aldığı bağlayıcı emsal karar bulunuyor.
Yüksek Mahkeme, Taliban rejimi altında kadınların maruz kaldığı ağır kısıtlamaları ve hak gasplarını "cinsiyete dayalı doğrudan zulüm" olarak değerlendirmiş ve Afgan kadınların bireysel delil şartı aranmaksızın genel olarak koruma statüsüne layık görülmesi gerektiğine hükmetmişti.



