New York(Rûdaw)-Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sözcüsü Stephane Dujarric, Rûdaw’a yaptığı açıklamada BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşeceğini söyledi. Dujarric, Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığının serbestisinin yeniden sağlanması ve savaşın sona ermesi gerektiğini belirtti. Dujarric ayrıca BM Genel Kurulu toplantılarını takip eden Rûdaw’a teşekkür etti.
Stephane Dujarric, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşeceğini ve ABD Başkanı Donald Trump ile bir görüşmenin de ihtimal dışı olmadığını açıkladı. Dujarric aynı zamanda savaşın durdurulması ve Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığının serbestisinin yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı.
Dujarric, “Yapay zekânın kontrolü, nükleer enerji gibi uluslararası düzenlemeye ihtiyaç duyuyor” dedi.
BM Genel Sekreteri Sözcüsü Stephane Dujarric, New York’ta Rûdaw Medya Ağı’na özel röportaj verdi. Dujarric, Rûdaw’ın BM Genel Kurulu toplantılarını sürekli takip etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, bu yılki BM toplantılarının en önemli gündem başlıklarına da değindi.
Röportajın tamamı şöyle:
Rûdaw: Rûdaw ile bu görüşmeyi gerçekleştirdiğiniz için çok teşekkür ederiz.
Stephane Dujarric: Burada olmaktan mutluyum. Rûdaw ile yeniden bir arada olmaktan da mutluyum. Ayrıca Birleşmiş Milletler için yaptığınız haber takibi için teşekkür ederim. Yani siz ve ben her gün birbirimizi görüyoruz. Siz bana sorular soruyorsunuz, ben de cevaplamaya çalışıyorum. Ama gerçekten Rûdaw’ın yaptığı haber takibini takdir ediyoruz.
Rûdaw: Biz de gazetecilik konusunda bizimle iş birliği yaptığınız ve bütün sorularımızı yanıtladığınız için çok teşekkür ederiz. Bu hafta Genel Sekreter için en önemli görüşmeler hangileri? Çok sayıda görüşmesi olduğunu biliyorum.
Stephane Dujarric: Genel Sekreter için New York’a gelen mümkün olduğunca çok sayıda cumhurbaşkanı, başbakan ve heyet başkanıyla görüşmek önemli. Bu, onun dünya durumunun ateşini ölçmesinin bir yolu. Şu anda ateş gerçekten çok yüksek. Dürüst olalım, değil mi?
Hepimizin dikkat ettiği Gazze, Körfez, Yemen gibi krizler var. Ama dikkat etmediğimiz krizler de var, değil mi? Doğu Kongo, Myanmar... Acı çeken ve unutulan çok sayıda insan var, çünkü kimse onlara dikkat etmiyor.
Bunun yanı sıra, özellikle Genel Sekreter’in karşı karşıya olduğumuzu söylediği varoluşsal tehditler var: iklim değişikliği ve yapay zekâ. Önünde çok ama çok fazla konu var.
Rûdaw: Başkan Trump ile görüşmesi kesinleşti mi?
Stephane Dujarric: Henüz bilmiyoruz. Bazen son dakikada gerçekleşiyor, bazen de takvim sorunları oluyor. Ancak eminim ki hafta içerisinde ister resmi bir görüşme olsun ister sadece ayaküstü bir görüşme, konuşma fırsatları olacaktır.
Rûdaw: Peki İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile?
Stephane Dujarric: Evet, Cumhurbaşkanı burada olduğu için bir görüşme olacak. Özellikle Genel Sekreter’in gündeme getirmek istediği çok sayıda soru var. Eminim İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın da gündeme getirmek istediği çok sayıda soru olacaktır.
Rûdaw: Elbette Hürmüz Boğazı da konuşacakları konulardan biri olacak?
Stephane Dujarric: Listenin en üst sıralarında. Biliyorsunuz, gemiciliğin o sularda yeniden serbest hale gelmesini çok acil bir şekilde istiyoruz.
Dolayısıyla Hürmüz Boğazı sadece bölge, Körfez ülkeleri veya elbette İran için önemli değil; hepimiz için önemli. Uluslararası ticaretin dar bir geçiş noktası ve yeniden açılması gerekiyor.
Bu nedenle bu çatışmanın etkileri Hürmüz Boğazı’ndan çok uzaklarda da hissediliyor. Dürüst olalım, bu savaşın sona ermesi gerekiyor. Yani aylardır devam ediyor ve ne elde edildi? Hiçbir şey.
Rûdaw: Stephane, Genel Sekreter’in kimyasal gübre projesi konusunda bir önerisi vardı. Buna ne oldu?
Stephane Dujarric: Hâlâ masada bir plan var. İran’a insani yardım ve diğer malların Hürmüz Boğazı üzerinden giriş çıkışını kolaylaştıracak bir mekanizma oluşturulması düşünülüyor.
Elbette bu bir meydan okuma ve tüm tarafların onayını gerektiriyor. Dolayısıyla görüşmeler hâlâ devam ediyor.
Rûdaw: Hangi taraflardan söz ettiğinizi söyleyebilir misiniz?
Stephane Dujarric: Hayır. Yani biliyorsunuz, bu, bütün taraflar anlaşmadıkça herhangi bir anlaşmanın hayata geçirilemeyeceği konulardan biri.
Rûdaw: Ayrıca bildiğiniz gibi burada, Birleşmiş Milletler’de herkes bulunmuyor. İran Cumhurbaşkanı sonunda vizesini aldı ancak Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas vize alamadı. ABD, ikinci yıl üst üste kendisine vize vermiyor. Genel Sekreter’in bu konudaki tutumu nedir?
Stephane Dujarric: Bu çok rahatsız edici. Amerika Birleşik Devletleri’nin, ev sahibi ülke anlaşması kapsamında, Birleşmiş Milletler önünde görevleri bulunan kişilerin ister heyet üyesi ister gazeteci olsun New York’a ve ABD’ye seyahat etmelerini kolaylaştırma sorumluluğu var.
Bizim elimizde herhangi bir baskı aracı yok, değil mi? Ancak bunu ABD makamlarıyla defalarca gündeme getirdik ve getirmeye devam ediyoruz.
Bununla birlikte Genel Kurul’un Başkan Abbas’ın video aracılığıyla konuşma yapmasına izin verdiğini gördük.
Rûdaw: Evet, özür dilerim, İran’a dönelim. İran savaşının etkilerinden biri de komşu ülkelerin insansız hava araçları ve füzelerle, çoğunlukla İran tarafından saldırıya uğraması oldu. Genel Sekreter Pezeşkiyan ile görüştüğünde, bu savaşla hiçbir ilgisi olmayan ülkelerin saldırıya uğramaması gerektiği konusunu nasıl gündeme getirecek?
Stephane Dujarric: Bu, Genel Sekreter’in çokça dile getirdiği bir konu. Bunun yarattığı etkiden söz ediyor.
Doğrudan askeri faaliyet olarak adlandırdığımız sürece dahil olan iki ülke var. Ancak bunun etkileri yalnızca o iki ülkeyle sınırlı kalmıyor. Irak’taki bölgelerin saldırıya uğradığını gördük. Ürdün’ü, Katar’ı, Birleşik Arap Emirlikleri’ni, Suudi Arabistan’ı ve diğer ülkeleri de gördük.
Bunun durması gerekiyor. Çünkü bence bu çatışma da diğer birçok çatışma gibi aşırı güç kullanımının, aşırı askeri gücün sınırlarını ortaya koyuyor. Sorunu çözmüyor.
Rûdaw: Neden, örneğin hiçbir zaman İran’a saldırmamış olan Kürdistan Bölgesi’nin, bölgedeki diğer ülkelerden daha fazla insansız hava aracı ve füze saldırısına maruz kaldığını düşünüyorsunuz? Binden fazla kez.
Stephane Dujarric: Bölgenin tarihini siz benden daha iyi biliyorsunuz. Kürdistan hakkında ve ilişkiler hakkında benden daha fazla şey biliyorsunuz. Başkalarının zihninin içine giremiyorum. Ama nihai sonucun ne olduğunu biliyoruz, değil mi?
Rûdaw: Birleşmiş Milletler’in kendisinden söz edelim. Kurumun bütçe sorunu yaşandı. Bazı ülkeler ödemeleri gereken katkı paylarını tam olarak ödemedi. ABD kısa süre önce bir ödeme yaptı. Sanırım hâlâ Birleşmiş Milletler’e 4 milyar dolardan fazla borcu var. Bundan söz edebilir misiniz?
Stephane Dujarric: Evet. Yani ABD’nin yaklaşık 724 milyon dolar ödeme yapmasından dolayı minnettarız. Bunlar, Birleşmiş Milletler’e ödenmesi gereken zorunlu katkı paylarıydı. Çünkü Birleşmiş Milletler çeşitli kaynaklardan finanse ediliyor.
Bunlardan biri zorunlu katkı payları. Bunlar, BM sözleşmeleri uyarınca ülkelerin ödemekle yükümlü olduğu katkılar. Diğerleri ise gönüllü katkılar. ABD, hâlâ borçlu olduğu zorunlu katkıların bir bölümünü ödedi.
Bu, yıl sonuna kadar yaşadığımız mali krizi hafifletecek. Ancak söylediğimiz gibi sistem böyle işlemiyor. Genel Sekreter’in bu kuruluşta para akışını yönetmesi çok zor. Çünkü ülkelerin ne zaman ödeme yapacağını bilmiyoruz, ödeme yapıp yapmayacaklarını bilmiyoruz.
Buna rağmen Birleşmiş Milletler’i yönetmek zorunda. Antonio Guterres de tam olarak bunu yaptı.
Rûdaw: Başkan Trump buraya gelip bir konuşma yapacak ancak bazı liderler burada olmayacak. Şi Cinping’in perşembe günü Washington’da olması bekleniyor ancak buraya gelmeyecek. Washington buradan trenle sadece üç saat uzaklıkta. Vladimir Putin de on yılı aşkın süredir buraya gelmedi. Genel Sekreter bunu nasıl değerlendiriyor? Onlar kurumun kendisine daha az mı önem veriyor?
Stephane Dujarric: Hayır, hayır. Çin konusunda, Başkan Şi’nin durumunun yalnızca takvim meselesi olduğunu düşünüyorum. Zira Trump ile görüşmesi o tarihte planlanmıştı.
Genel Sekreter son iki-üç ay içerisinde Başkan Şi ile iki kez görüştü. Bir kez Pekin ya da Şanghay’da, bir kez de Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısı için Bişkek’te görüştü.
Dolayısıyla ilişkiler oldukça iyi. Çin her zaman merkezinde Birleşmiş Milletler’in bulunduğu bir uluslararası sistemden yana olduğunu söyledi. Çin Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada olacak ve ülkesini temsil edecek.
Rûdaw: Evet, elbette Hindistan ve Güney Afrika gibi başka ülkeler de var; onların liderleri de gelmiyor.
Stephane Dujarric: Genel Sekreter geçtiğimiz hafta Hindistan Başbakanı Modi ile uzun bir zaman geçirdi.
Yapay zekâ konusunda uluslararası düzenleme çağrısı
Rûdaw: Yapay zekâya gelelim. Yapay zekânın kendi alanında çalışan ve onu geliştiren bazı insanlar bunun bir tehdit olduğunu, hatta insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturabileceğini söylüyor. Sanırım röportajın başında siz de bunu varoluşsal bir tehdit olarak nitelendirdiniz. Peki Genel Sekreter’in mesajı nedir? Son günlerde ve haftalarda dünya ülkelerini bu konuda bir araya getirmek için ne yaptı?
Stephane Dujarric: Bence bu bir sorun. Burada yapay zekâ konusunda toplantılar yapılacak. Genel Kurul’un onayıyla Genel Sekreter, Yapay Zekâ Bilimsel Danışma Kurulu oluşturdu.
Farklı düzeylerde engeller ya da kurallar olması gerekiyor. Hükümetlerin kendi halklarını koruma sorumluluğu var, dolayısıyla öncülük etmeleri gerekiyor.
Uluslararası düzeyde ise bizi kıyamet senaryosundan koruyacak bir tür sistem oluşturmamız gerekiyor. Aynı zamanda yapay zekânın bütün olumlu yönlerinden yararlanmalıyız.
Yapay zekâ bazı açılardan nükleer enerjiye benziyor. Yani nükleer enerji; Hiroşima ve Nagazaki’yi yok eden nükleer patlamalara yol açtı ve büyük bir tehdit oluşturabilir.
Diğer taraftan nükleer enerjinin tıptan enerji üretimine kadar bütün olumlu kullanım alanlarını düşünün. Bu nedenle yapay zekânın düzenlenmesi gerekiyor, koruyucu mekanizmaların olması gerekiyor. Ancak bu işi yalnızca sektörün kendi kendine yapabileceğini düşünmüyorum.
Rûdaw: Genel Sekreter bu konuda bağlayıcı bir Birleşmiş Milletler kararına ihtiyacımız olduğunu düşünüyor mu?
Stephane Dujarric: Şunu söyleyeyim: Bence insanları masaya getirmemiz gerekiyor. Üye ülkeleri masaya getirmemiz gerekiyor ve şirketleri de masaya getirmemiz gerekiyor.
Rûdaw: Stephane Dujarric, bu görüşme için çok teşekkür ederiz.
Stephane Dujarric: Her zaman memnuniyetle. Teşekkür ederim. Bir sonraki basın toplantısında görüşürüz.
Rûdaw: Evet, teşekkürler.



