New York (Rûdaw) - Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stéphane Dujarric, Pakistan’ın Suudi Arabistan ile olan savunma paktının, İslamabad'ın İran ve ABD arasındaki arabuluculuk rolünü olumsuz etkilemediğini söyledi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Sözcüsü Stéphane Dujarric, günlük basın brifinginde Rûdaw New York Ofisi Sorumlusu Namo Abdullah’nın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Namo Abdulla'nın, Pakistan’ın Suudi Arabistan ile olan "Mekke Anlaşması" kapsamındaki askeri yükümlülüklerini hatırlatarak, İran'ın dahil olduğu bölgesel krizlerde İslamabad'ın tarafsız bir arabulucu olup olamayacağına yönelik sorusu üzerine Dujarric, askeri ittifakların diplomatik çabalara engel teşkil etmediğini vurguladı.
Arabuluculuk süreçlerinde temel kriterin tarafların rızası olduğuna dikkat çeken Dujarric, "Herhangi bir arabulucu için asıl önemli olan, her iki tarafın da onu kabul etmesidir ve şu anda da durum böyle" değerlendirmesinde bulundu.
Rûdaw Temsilcisi Namo Abdulla ile BM Sözcüsü Stéphane Dujarric arasında geçen diyalog şu şekilde:
Namo Abdullah: Genel Sekreter'in Pakistan ziyaretiyle ilgili sormak istiyorum. Bildiğiniz üzere, Mekke Anlaşması'na göre Suudi Arabistan'a yönelik bir saldırı doğrudan Pakistan'a yapılmış sayılıyor. Nitekim Pakistan, İran'ın müttefiki olan Husilerin saldırılarına karşı krallığı savunmak amacıyla Suudi Arabistan'a asker gönderme taahhüdünde bulundu. Bu bağlamda, Genel Sekreter İran'ın da taraf olduğu bu çatışmada Pakistan'ın hala tarafsız bir arabulucu olduğuna inanıyor mu? İkinci olarak, İran yönetimi bu konuyla ilgili Genel Sekreter'e herhangi bir endişesini iletti mi?
Stéphane Dujarric: İranlı yetkililerin bu konuyu doğrudan Genel Sekreter ile gündeme getirdiğini sanmıyorum. Meseleye bakacak olursak; günümüzde çok sayıda ülkenin diğer ülkelerle askeri paktları ve ittifakları var. Ancak bu durum, Pakistan'ın bu süreçte çok etkili bir arabulucu olmasına engel olmadı. Sürece başta Katar ve Mısır olmak üzere başka ülkeler de destek verdi. Bu nedenle ortada herhangi bir çelişki görmüyorum. Şunu da eklemeliyim ki; herhangi bir arabulucu için en önemli kriter her iki tarafın da kendisini kabul etmesidir. Bence an itibarıyla geçerli olan durum da budur.




