Haber Merkezi - Yunan-Amerikan savunuculuk kuruluşu Helenik Amerikan Liderlik Konseyi (HALC), ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya gönderdiği mektupla Washington yönetimine Türkiye-Libya mutabakatı konusunda daha net bir tutum belirleme çağrısı yaptı.
Kathimerini gazetesinin haberine göre HALC, ABD yönetiminin anlaşmanın hukuki geçerliliğine ilişkin açık bir değerlendirme yapmamasının, Ankara ve Trablus tarafından mutabakatın örtülü biçimde kabul edildiği şeklinde yorumlanabileceğini ileri sürdü.
ABD’nin önceki tutumu hatırlatıldı
Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı, Yunanistan ile Türkiye arasında Doğu Akdeniz’de uzun süredir devam eden anlaşmazlıkların başlıca başlıklarından biri.
ABD Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın hukuki geçerliliğini doğrudan sorgulamak yerine, taraflara deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlıkları iyi niyetli müzakerelerle çözme çağrısı yapmıştı. Washington, NATO müttefikleri Yunanistan ve Türkiye’yi de ikili diyaloğa teşvik etmişti.
HALC ise ABD’nin mevcut yaklaşımını eleştirerek, Washington’ın anlaşmanın imzalandığı dönemde mutabakatı “yararsız ve kışkırtıcı” olarak nitelendirdiğini hatırlattı.
AB, mutabakatı geçersiz sayıyor
HALC, ABD’nin tutumunu Avrupa Birliği’nin (AB) yaklaşımıyla karşılaştırdı.
AB, 27 üye ülkenin desteğiyle yaptığı açıklamada, Türkiye-Libya mutabakatının üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve deniz hukukuyla bağdaşmadığını belirtti. Birlik, anlaşmanın “hükümsüz ve geçersiz” olduğunu ve üçüncü devletler açısından hukuki sonuç doğuramayacağını savundu.
Mısır ve İsrail de mutabakata karşı çıkan ülkeler arasında yer alıyor.
ABD’ye dört maddelik çağrı
HALC, Rubio’ya gönderdiği mektupta Washington yönetiminden dört somut adım atmasını istedi.
Kuruluşun talepleri şöyle sıralandı:
- Türkiye-Libya mutabakatının Yunanistan dahil üçüncü ülkeler açısından hukuki hak veya yükümlülük doğuramayacağının açıklanması.
- Yunanistan’ın, adalarının oluşturduğu deniz yetki alanları da dahil olmak üzere, uluslararası hukuk kapsamındaki egemenlik haklarının açıkça teyit edilmesi.
- Ankara ve Trablus’a, ABD şirketlerinin hukuka uygun arama ve keşif faaliyetlerine müdahale edilmemesi yönünde net mesaj verilmesi.
- ABD’nin AB ve bölgesel ortaklarıyla koordinasyon sağlayarak ortak bir tutum belirlemesi.
HALC, Washington’ın yalnızca Yunanistan’a genel destek açıklamaları yapmakla yetinmemesi gerektiğini savundu.
ABD şirketlerinin enerji yatırımları gündemde
Mektupta, anlaşmazlığın yalnızca Türkiye-Yunanistan ilişkileriyle sınırlı olmadığı, ABD’nin enerji ve güvenlik çıkarlarını da etkilediği öne sürüldü.
Chevron ve Yunan enerji şirketi Helleniq Energy, şubat ayında Girit ve Mora Yarımadası'nın güneyindeki dört açık deniz arama sahasını kapsayan anlaşmalar imzaladı. Anlaşmalara göre Chevron yüzde 70, Helleniq Energy ise yüzde 30 işletme payına sahip.
Libya, Girit’in güneyindeki Yunanistan kaynaklı arama faaliyetlerine itiraz ederken Türkiye Savunma Bakanlığı da bu faaliyetlerin Türkiye-Libya mutabakatını ve Libya’nın hak iddia ettiği deniz alanlarını ihlal ettiğini savundu.
ExxonMobil de Girit’in güneybatısındaki bölgede arama faaliyetleri yürütüyor.
HALC, söz konusu yatırımların Avrupa’nın enerji güvenliğini güçlendirme ve Rus doğal gazına bağımlılığını azaltma hedefleriyle örtüştüğünü belirtti.
Kuruluşa göre, deniz yetki alanları konusundaki belirsizliklerin sürmesi, derin deniz enerji aramalarına yatırım yapmayı değerlendiren ABD şirketleri açısından risk oluşturuyor.
“ABD’nin tutumu Avrupa kadar net olmalı”
HALC, Washington’ın Türkiye ve Libya’nın tek taraflı düzenlemelerle Yunanistan’ın ve ABD şirketlerinin çıkarlarını olumsuz etkilemesine izin vermemesi gerektiğini savundu.
Kuruluş, ABD yönetiminden Avrupa Birliği’nin yaklaşımına benzer şekilde açık bir tutum almasını istedi.
Mektup, “ABD’nin tutumu en az Avrupa’nın tutumu kadar net olmalı” çağrısıyla sona erdi.



