Sanatçı Delil Dilanar da ‘KOM Müzik’ tartışmasına dair fikirlerini paylaştı
Haber Merkezi - Kürt sanatçı Delil Dilanar, sanatçı Mem Ararat’ın KOM Müzik ile yaşadığı ve kamuoyuna yansıttığı telif hakkı anlaşmazlığı üzerine başlayan tartışma hakkında görüşlerini paylaştı.
Tartışmaya konu olan “sanatçı mı kurum mu?” sorusuna kendi açısından cevap veren Dilanar, “Ne kurum fetişizmi yaratmaya ne de sanatçının dokunulmaz olduğunu iddia etmeye gerek var” dedi.
Bir yandan kurumların temsil ettiği değerlerin bir yandan da artlarında kalıcı eserler bırakan sanatçıların korunması gerektiğini belirten Delil Dilanar, “Asıl yapmamız gereken, ortak değerlerimizi rencide etmeyecek hak arama yöntemlerini esas almaktır” ifadelerini kullandı.
Basın ve kamuoyuna
— Delîl Dîlanar (@dilanarofficial) May 18, 2026
Dengbêjlerimizin konaklarında, onların dizlerinin dibinde başlayan sanat yolculuğum, Mezopotamya Kültür Merkezi'nde (MKM) Şehîd Hogir ile devam etti. Ardından, Meya Kurdî’nin mucidi, efsanevi sanatçımız Egîdê Cimo’nun öğrencisi olma şerefine eriştim ve onunla…
Dilanar’ın X hesabından yaptığı açıklama şöyle:
“Dengbêjlerimizin konaklarında, onların dizlerinin dibinde başlayan sanat yolculuğum, Mezopotamya Kültür Merkezi'nde (MKM) Şehîd Hogir ile devam etti. Ardından, Meya Kurdî’nin mucidi, efsanevi sanatçımız Egîdê Cimo’nun öğrencisi olma şerefine eriştim ve onunla dolu dolu iki yıl geçirdim.
Bugün ne Şêroyê Biro, ne Şakiro, ne onlarca Dengbêjimiz; ne Şehîd Hogir, ne Şehîd Sefkan, ne Delîla, ne Şehîd Mizgîn ne de Egîdê Cimo yaşıyor... Ancak onların yarattığı değerler hafızamıza kazındı ve sonsuza dek yaşayacak.
Bu bağlamda ne kurum fetişizmi yaratmaya ne de sanatçının dokunulmaz olduğunu iddia etmeye gerek var. Asıl yapmamız gereken, ortak değerlerimizi rencide etmeyecek hak arama yöntemlerini esas almaktır.
Kurumlar bugün var, yarın yok olabilir; asıl korumamız gereken şey, o kurumların temsil ettiği değerlerdir. Kürtlüğümüzü ve insanlığımızı sonsuza dek yaşatacak olan yegâne güç de işte bu değerlerimizdir.
Varolan tartışmayı ötekileştirmenin aracı yapma yerine, daha sağlıklı temellerde bir araya gelerek konuşma, eleştirel ama birleştirici, yapıcı bir zemine çekmenin vesilesine dönüştürmeliyiz.”