Erbil (Rûdaw) - Kürt sanatçı Gülistan Perwer, 2009 yılında hayatını kaybeden Ermeni olmasına rağmen Kürt müziğinin bir dönemine imza atan Aram Tigran’ın Kürtlere duyduğu minnetin hiç bitmediğini söyledi.
Kürt müziğinin önemli ismi Aram Tigran’ın ölümünün üzerinden 8 yıl geçti.
Gülistan Perwer, Aram Tigran’la en çok mesai geçiren sanatçıların başında geliyor.
Perwer, Aram Tigran’la ilgili düşüncelerini, anılarını Rûdaw’a anlattı.
Aram Tigran’ı Kürt müziğinin mihenk taşlarından biri olarak gördüğünü belirten Gülistan Perwer, “Onunla ilişkilenen her müzisyenin mamoste (öğretmen-üstad) olarak gördüğü gerçek bir müzik ustasıydı. Kürtlere pek de uzak olmayan Ermeni dili ve kültüründeki tüm birikim ve donanımını Kürt müziğine aktardı ve yeni bir tarz yarattı” dedi.
Aram Tigran’la Med TV, Roj Tv dönemlerinde 15’e yakın program yaptıklarını belirten Perwer, “Heyecanını hiç kaybetmezdi. Her program öncesi sanki sahneye yeni çıkacakmış gibi heyecanlanırdı. Kendisine 'Bu kaçıncı program hala niye heyecanlanıyorsun?’ diye sorduğumda bana ‘Gulê ne kadar gamsızsın, halkın karşısına çıkacağız’ diyordu” ifadelerini kullandı.
Perwer, Aram Tigran’ın programlara gelirken kendilerinin yediği yemekten yemediğini, kendisinin deyimiyle “Agop’un annesi”nin çantasına koyduğu yemeği yediğini belirtti.
Aram Tigran’ın müziğe özellikle de cümbüşüne olan tutkusuna da değinen Perwer, şunları kaydetti:
“Agop tek çocuğuydu. Eşine ‘Agop’un annesi’ derdi. Cümbüşünü o kadar severdi ki, Agop’un annesinin cümbüşünü kıskandığını söylerdi. Ben de ona ‘Cümbüşünü herkesten her şeyden çok sevdiğini söylüyorsun ben olsam ben de kıskanırım’ diyordum. Cümbüşüne dolaysıyla müziğe çok tutkundu.”
“Son dönemlerde Kürt müziğinde Aram Tigran, Şivan Perwer, siz, Ciwan Haco gibi starlar neden yetişmiyor” şeklindeki soruya Gülistan Perwer, şu yanıtı verdi:
Bunun birçok sebebi var. Ama biz orjinaldık. Ve müziğimiz, bir anlamda bizi var etti. Aram Tigran çok orjinal, kendine has bir sanatçıydı. Bir döneme mührünü vurdu. Kendisinden sonra gelen birçok müzisyeni etkiledi. Geleneksel müzik, ruhumuzu, şahsiyetimizi yarattı.
Profesyonel olarak başladığımda, temelimizi Meryem Xan, Ayşe Şan oluşturdu. Tabi olay biraz siyasallaştı da. Bedel de verdik. Aram Tigran da Kamışlo’da olduğu zaman fazla duyulmamıştı ismi. Erivan Radyosu’nda çıkmaya başlayınca Aram Tigran'ın müziği yayılmaya, tanınmaya başladı”
Aram Tigran’ı kendisine çok yakın hisettiğini belirten Gülistan, “Onu amcam gibi, dayım gibi yakın hissediyordum. Ailemden biri gibi, amcamın kardeşi gibi yakın hissediyordum. Aramızda çok güzel bir bağ vardı” ifadelerini kullandı.
Gülistan Pewer, Aram Tigran’la birçok anısı olduğunu belirterek, bu anılardan birini şöyle paylaştı:
“Bir gün Stockholm’e gelmişti konser için. Onunla Brüksel’e dönecektik. Bir arkadaşımız vardı, televizyonda bize bilet alıyordu. Uçak bileti alıyordu ama bu sefer bir tren bileti kesmişti, hem de en ucuzundan. Ne yemek var ne su var. Çok ucuz bilet almıştı. Köy dolmuşlarına benziyordu.
Aram Tigran, Kürtçe, Ermenice ve Arapça biliyordu. Avrupa dillerini pek bilmezdi belki biraz Rusçası vardı. ‘Bunların dilinden pek anlamıyorum ki derdimizi anlatayıım’ dedi. Ona ‘Gerek yok zaten her zaman yanında bir tercüman var’ dedim.”
Gülistan Perwer, AramTigran’ı Kürt müziğinin en önemli simgelerinden biri haline getiren şeyin, kültürünü taşıyabilmesi olduğunun altını çizdi.
Aram Tigran kimdir?
Aram Tigran 15 Ocak 1934 yılında Kamışlo kentinde dünyaya geldi. Ailesi Ermeni katliamında Diyarbakır’dan göç ettirildi. Bu göç sırasında Kamışlo’da yaşayan bir Kürt aile Aram Tigran’ın ailesine sahip çıktı ve korudu. Bu vesileyle Aram Tigran, Kürt kültürü ve geleneklerinin hâkim olduğu bir aile içinde büyüdü. Bu durum, Tigran’ın sanat hayatının yönünü çizmesi konusunda belirleyici oldu.
Neyzen olan babası Aram Tigran’ın müziğe yönelmesi için ön açıcı olmuştur. Müzikle ilgilenen bir ailede yaşayan Tigran henüz 6 yaşındayken ud çalmaya başlamıştır.
Henüz yirmi yaşına gelmeden çıktığı özel gecelerde söylediği şarkılarla geçimini sağlamaya başladı. Tigran’ın verdiği ilk büyük konser ise 1953’teki Newroz gecesidir.
Çok iyi bir udi olan Aram Tigran aynı zamanda cümbüş de çalmaktaydı. Cümbüşün sesinin ud’dan daha iyi çıktığını düşünen sanatçının en çok tercih ettiği çalgı cümbüş olmuştur. Sanatçı cümbüş eşliğinde Kürt halk müziği formatında eserleri seslendirmeye başladı.
Aram Tigran 1966 yılında ailesiyle birlikte Ermenistan’a göç etti. Ermenistan Sovyeti’nin kurmuş olduğu Erivan radyosunda Kürt müziği alanında çalışmalar yapan Aram Tigran’ın ilk gelişkin müzik eğitimi de yine bu döneme denk gelmektedir. 1984 yılına kadar Erivan radyosunda çalışan Aram Tigran hem Erivan radyosunda kendisini geliştirdi, hem de Erivan radyosuna büyük katkılar sundu.
1995 yılında Avrupa’ya giden Aram Tigran Atina’ya yerleşti ve Kürt müziğine katkılarına burada devam etti. Kürtçe’nin yanı sıra Ermenice, Arapça, Yunanca ve Süryanice şarkılar da seslendiren Tigran 14 albüm çıkardı. Bu albümlerde 237’u Kürtçe, 150’si Arapça, 10’u Süryanice, 30’u Türkçe ve 8’i Yunanca olmak üzere birçok dilde şarkılar seslendirdi.



