İstanbul (Rûdaw) – Türkiye müzik endüstrisinin geleceği, meslek birliklerinin katılımıyla İstanbul’da düzenlenen toplantıda ele alındı. Dijitalleşme, telif hakları ve sektördeki dönüşümün masaya yatırıldığı buluşmada, dikkat çeken açıklamalar Ferhat Göçer’den geldi.
MESAM, MSG ve MÜYAP iş birliğiyle Beyoğlu’nda düzenlenen basın toplantısına meslek örgütünün temsilcileri katıldı.
Dünya Fikri Mülkiyet Günü kapsamında gerçekleştirilen toplantıda, küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşme, yeni iş modelleri ve telif hakları gibi başlıklar değerlendirildi. Türkiye’nin bu dönüşüm sürecindeki yeri ve sektörün geleceğine ilişkin öngörüler de toplantının ana gündemini oluşturdu.
“Telif bilincinde henüz yolun başındayız”
Toplantının ardından açıklamalarda bulunan MSG Yönetim Kurulu Başkanı Ferhat Göçer, Türkiye’de müzik sektörünün önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Göçer, “Dünyada özellikle Avrupa ve Batı ülkelerinin yüzlerce yıldır üzerinde çalıştıkları telif hukuku ve telif bilincinin biz henüz 25-30, en fazla 40 yıllık bir sürecini yaşıyoruz. Ancak bu dönemde örgütsel olarak birlikte hareket ettiğimiz için gelişmelere daha hızlı adapte olabildiğimizi düşünüyorum” dedi.
“Ekonomik koşullar ve lisanslama sorunları sektörün önünde engel”
Sektörü bekleyen ciddi sorunlara işaret eden Göçer, özellikle Türkiye’deki enflasyonist ortamın müzik sektörünü de doğrudan etkilediğini vurguladı.
“Bir taraftan maddi kayıpları en aza indirmeye çalışırken, diğer taraftan örgütsel eksikliklerden kaynaklanan lisanslama problemlerini aşmak zorundayız” diyen Göçer, telif sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Göçer ayrıca, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda değişiklik ve güncellemelerin de kaçınılmaz olduğunu belirtti.
“Kürtçe müziğin Türkçeye çevrilmesi faydalı”
Göçer, Kürtçe müziğin Türkçeye çevrilmesi tartışmalarına da değindi.
“Ben buna olumlu yaklaşıyorum. Bu sadece Kürtçe müzikle ilgili değil; Çerkezlerin, Lazların ve bu coğrafyada yaşayan tüm kültürlerin eserleri zaman içinde Türkçeye çevrildi. Bunun, Türkiye kültürünün gelişmesi ve müziğin daha geniş kitlelere ulaşması açısından faydalı olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
“Kürtçe müzik için tarihi bir fırsat yakalandı”
Dijitalleşmenin Kürtçe müzik için yeni imkanlar sunduğunu vurgulayan Göçer, şöyle devam etti:
“Özellikle dijital devrimden sonra Kürtçe müziğin hem Türkiye’de hem de dünyada hak ettiği ilgiyi görmeye başladığını düşünüyorum. Bu, Kürtçe müziğin hak ettiği gelir ve teliflere ulaşması açısından tarihi bir fırsat.”
“Telif gelirleri örgütlü sistemle mümkün”
Kürtçe müzikte telif gelirlerinin artırılmasının örgütlü bir sistemle mümkün olabileceğini belirten Göçer, bu konuda hem Türkiye’de hem de Kürtlerin yaşadığı diğer coğrafyalarda telif sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Telif dediğiniz şey, müziğin çalındığı yerlerden elde edilen gelirlerin sanatçılara geri dönmesidir. Türkiye’de bu sistem daha çok Batı şehirlerinde oturmuş durumda. Aynı yapının Kürtlerin yaşadığı coğrafyalarda da kurulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“Düğünlerden festivallere kadar telif toplanmalı”
Göçer, telif bilincinin yaygınlaşmasının önemine dikkat çekerek, müziğin kullanıldığı tüm alanlarda sistemin işletilmesi gerektiğini belirtti:
“Kürtçe müziğin çalındığı düğünlerde, lokallerde, restoranlarda, festivallerde oluşan teliflerin toplanması ve hak sahiplerine ulaştırılması gerekiyor. Bu karşılıklı bir bilinç meselesi. Sadece meslek birliklerinin değil, müziği üretenlerin, çalanların ve kullananların da sorumluluğu var.”
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın