Prof. Dr. Bozarslan İran’daki gelişmeler ve Kürtler açısından olası riskleri değerlendirdi
ABD ile İsrail’in İran’a yönelik yoğun saldırılarıyla birlikte bölgesel çapta başlayan savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulunan siyaset bilimci Prof. Dr. Hamit Bozarslan, ortaya çıkabilecek senaryoların Kürtler açısından ciddi riskler barındırdığını söyledi. Savaşın sadece askeri değil, siyasi sonuçlarının da belirleyici olacağını vurgulayan Bozarslan, özellikle İran’daki olası gelişmelerin Kürtlerin geleceğini doğrudan etkileyeceğine dikkat çekti.
Fransa’nın başkenti Paris’te, dünyaca ünlü şahsiyetlerin katılımıyla Kürtlerin geleceği üzerine bir konferans düzenlendi. Konferansa katılan siyaset bilimci Prof. Dr. Hamit Bozarslan, Rûdaw muhabiri Ala Şali’nin İran ve bölgedeki son gelişmeler ışığında Kürtlerin pozisyonuna ilişkin sorularını yanıtladı.
Prof. Dr. Hamit Bozarslan, İran’da savaşın sona ermesinin ardından Kürtler için kötü olabilecek senaryolar hakkında şunları söyledi:
“Kötü olacak şey, İran’ın askeri açıdan yenilmesi ancak rejimin ayakta kalmasıdır. Eğer rejim ayakta kalırsa, bu hem Kürtler hem de tüm İranlı demokratlar için kötüdür.
En kötü ikinci alternatif ise Şah’ın (Pehlevi) tekrar iktidara gelmesidir. Kürdistan Cumhuriyeti döneminde Kadı Muhammed’i idam eden onlardı; kardeşi de idam edildi. Kürtlere karşı pek çok şey yaptılar. Pehlevilerde çok güçlü bir milliyetçilik var. Yani bu da büyük bir felakettir.”
Suriye’deki son duruma ilişkin ise Hamit Bozarslan, DSG ile Şam arasında yapılan anlaşmanın Kürtlerin hakları için bir garanti oluşturmadığını belirterek şunları söyledi:
“Suriye’de hükümet yok. Askerler yok, milisler var. İnsan onlara güvenemez.”
Prof. Dr. Hamit Bozarslan’ın Rûdaw’a verdiği yanıtlar şöyle:
Rûdaw: DSG ile Suriye hükümeti arasındaki anlaşma Kürtlerin hakları için ne derece garantidir ve Kürtler ne yapmalı?
Hamit Bozarslan: Garanti değildir. Çünkü bugünkü Suriye hükümeti cihatçı bir hükümettir; Suriye’yi bir İslam emirliği haline getirmek istiyor. Suriye hükümeti deniliyor ama ortada gerçek anlamda bir hükümet yok. Suriye askerleri yok, milisler var. Bunların bazıları Türkiye’ye bağlı. Bazıları gerçekten cihatçı, bazıları ise Enfal dönemindekiler gibi ganimet peşindeler.
Bu nedenle onlara güvenilemez. Türkiye’ye de güvenilemez ve maalesef Amerika’ya da güvenilemeyeceğinin bilinmesi gerekir. Ancak Kürtler çaresiz değildir. Ellerinde bir Diaspora gücü ve Diaspora sesi var; Güney Kürdistan (Başûr) var. Güney Kürdistan hem ahlaki açıdan hem de yurtseverlik açısından çok büyük bir rol oynadı.
Üçüncüsü, Amerikan Kongresi’nde birçok isim var; örneğin Lindsey Graham çok büyük bir rol oynadı. Rojava’nın diplomatik kanalları var. Bu kanallar kullanılmalıdır.
Rûdaw: Kürtler haklarını garanti altına almak ve katliamların önüne geçmek için ne yapmalı?
Hamit Bozarslan: Kürt diplomasisi sadece dönemsel bir diplomasi olmamalı; sürekli bir diplomasi olmalıdır. Rojava hepimizin kalbindedir. Bugün Kürdistan’ın kalbi Rojava’da atıyor. 35 yıl önce Güney’di, bugün Rojava’dır.
Ancak Rojava’nın diplomasisi bugün çok zayıftır. Güney’in, Rojava diplomasisinin sorumluluğunu da üstlenmesi çok önemlidir. Amerika ile temas şarttır. Hem Amerikan hükümetiyle, hem Marco Rubio ile, hem de Amerikan Senatosu ve Kongresi ile temas kurulmalıdır. Unutulmamalıdır ki bir mesele 4-5-6 hafta gündemden düştüğünde sonrasında ne olacağı bilinmez. Bir kez daha söylüyorum: Ne Şam’a ne de Ankara’ya güvenilmelidir.
Rûdaw: Kürtler mevcut haklarını kaybetmemek veya daha fazla hak elde etmek için ne yapabilirler?
Hamit Bozarslan: Kürtlerin bazı hakları var ve bu haklar önemlidir. Askerleri var; bu askerlerin korunması gerekir. Kürt kurumları var ve bu kurumlar çoktur. Herkes Kürtler diyor, gerillaları var; Kürt kadınları ve erkekleri savaştaydı. Ancak Kürtlerin belediyeleri, kütüphaneleri, okulları, üniversiteleri ve yayınevleri de var. Bunların korunması gerekir.
Avrupa’ya ve Amerika’ya bunların sivil kurumlar olduğu anlatılmalıdır. Bu kurumlar meşru kurumlardır ve korunmaları gerekir.
Rûdaw: Fransa ve Fransa kamuoyu Kürtlere nasıl daha fazla destek verebilir?
Hamit Bozarslan: Fransa kamuoyu Kürtleri çok destekliyor, Fransa hükümeti de Kürtleri çok destekliyor. 35 yıldır bu böyledir. Fransa’nın desteği Enfal ile başladı; o zamandan bugüne Fransa Kürtlere yardım ediyor. Ancak inanıyorum ki bugün en ağırlıklı yer Amerika’dır; ağırlık Amerika’ya verilmelidir.
Rûdaw: Rojhilat’ın (Doğu Kürdistan) durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu savaş uzun süreli mi olacak ve Kürtlerin çıkarına mı olacak?
Hamit Bozarslan: Bunu bilemeyiz. İki hafta sürebilir, üç hafta sürebilir. Önemli olan sonrasında ne olacağıdır; onu bilmiyoruz. Kötü olacak şey, İran’ın askeri açıdan yenilmesi ancak rejimin ayakta kalmasıdır. Eğer rejim ayakta kalırsa, bu hem Kürtler hem de tüm İranlı demokratlar için kötüdür.
En kötü ikinci alternatif ise Şah’ın (Pehlevi) tekrar iktidara gelmesidir. Kürdistan Cumhuriyeti döneminde Kadı Muhammed’i idam eden onlardı; kardeşi de idam edildi. Kürtlere karşı pek çok şey yaptılar. Pehlevilerde çok güçlü bir milliyetçilik var. Bu da büyük bir felaket olur.
Bugün önemli olan bir yandan Doğulu Kürtlerin uzlaşısını koruyabilmektir. Beş parti birleşmiş ve bir ittifak kurmuştu; bu ittifakın pratiğe dökülmesi gerekir. İkincisi, Güney ile Doğu arasında çok güçlü ilişkilerin olması son derece önemlidir. Güney diplomasisinin bu konuda Doğu’yu da koruması, Doğu’nun diplomasisi gibi hareket etmesi gerekir. Çünkü Doğu’nun imkânları yok ve partileri zayıf. Şah’ın kendisi güçlüydü, Şah’ın oğlu da güçlüdür. Bu nedenle Doğu kendi imkânlarını oluşturana kadar Güney onlara yardım etmelidir.
Rûdaw: Avrupa’nın rolü ne olacak? Avrupa’dan nasıl destek alabiliriz?
Hamit Bozarslan: Diasporanın rolü var; Diaspora çok etkin bir rol oynamalıdır. Örneğin Almanya’da 6 Kürt milletvekili var, İsveç’te 5-6 Kürt milletvekili var. Hollanda Savunma Bakanı Kürt’tür (Dilan Yeşilgöz). İngiltere’de de sürekli bir Kürt bakan bulunmaktadır. Yani Diaspora çok aktif bir rol oynayabilir. Ancak dediğim gibi, bugün ağırlıklı yer Amerika’dır.
Rûdaw: Amerika’nın bir kez daha bize sırt çevirmeyeceğine inanıyor musunuz? Bize sırt çevirmemesi için ne yapmalıyız?
Hamit Bozarslan: Lobi çalışmaları olmalıdır. Kürt diplomasisi Washington’da çok güçlü olmalıdır. Güney sürekli kapıları çalmalıdır. Rojava diplomasisini geliştirene kadar, Doğu (Rojhilat) diplomasisini geliştirene kadar tüm senatörlerin kapısı çalınmalı, Rubio’nun kapısı çalınmalıdır.
Güney’in rolü çok önemlidir. Başkan Mesud Barzani manevi açıdan çok büyük bir rol oynadı. Neçirvan Barzani de çok büyük bir rol oynadı ve uluslararası prestijleri yüksektir. Bu prestijin daha da artırılması gerekir.