İranlı Stratejist Gholamzadeh: Tahran baskı altında müzakereyi reddediyor, Hürmüz kozunu bırakmayacak

ABD'nin Hark Adası'na yönelik son saldırıları ve İsrail'in İran'ın köprülerini ve stratejik altyapısını hedef alması, Donald Trump'ın belirlediği son tarihten önce Tahran'ın müzakerelere boyun eğmesi yönündeki baskının açık bir göstergesi olarak okunuyor. Peki İran buna uyacak mı?

İran Diplomasi Evi Araştırma Merkezi Direktörü Hamidreza Gholamzadeh, ABD ve İsrail’in İran’ın altyapısına yönelik saldırılarının Tahran’ı masaya çekmekte başarılı olamayacağını savundu.

Rûdaw’a konuşan Gholamzadeh, “İran geçici bir ateşkesin, düşmanın toparlanması için bir taktik olduğunu biliyor; bu yüzden kalıcı bir çözümde ısrarcı” dedi.

Hamidreza Gholamzadeh ile yapılan röportajın tam metni:

Rûdaw: ABD’li yetkililerin ifadesine göre, Washington Hark Adası’na, İsrail ise İran’daki köprülere yönelik saldırılar başlattı. Tahran bu hamleleri müzakereye zorlanması için bir basınç olarak mı görüyor?

Hamidreza Gholamzadeh: Kesinlikle hayır; bu saldırılar İran’ı müzakereye teşvik etmeyecektir. İran şunu çok iyi biliyor: Eğer bu tehditler karşısında geri adım atarsa, bu bir "taviz" olarak algılanacak ve gerilimin daha da tırmanmasına yol açacaktır. Varılan bir ateşkes olsa bile bu çok geçici kalacaktır. Gelecekte geri dönüp İran’a tekrar saldıracaklardır çünkü asıl amaçları en başından beri "rejim değişikliği"dir. Bu nedenle İran, ne müzakere masasına çekilme tuzağına düşecek ne de Hürmüz Boğazı’nı açacaktır. İran şu an bu konuda eli güçlü olan taraftır ve bundan vazgeçmeyecektir. Bu tür tehditlerin Başkan Trump için bir sonucu olmayacaktır; İranlılar boğazı kapalı tutma konusunda oldukça ciddiler.

Rûdaw: Sizce bu saldırılar, Trump’ın tanıdığı mühlet dolmadan operasyonun başladığı anlamına mı geliyor?

Hamidreza Gholamzadeh: Bugün gerçekleştirilen saldırılar İranlıları korkutmayı, onları teslim olmaya ve boğazı açıp müzakere masasına oturmaya zorlamayı hedefliyor. Ancak İran için birkaç kritik nokta var: Birincisi, İran zaten Amerikalılarla müzakere içindeydi ve müzakereler sürerken İran iki kez saldırıya uğradı; dolayısıyla şu an konuşmak için bir zemin kalmadı. İkincisi, Amerikalıların altyapıya saldırması, askeri savaş meydanında başarısız olduklarını ve yenildiklerini gösteriyor. Savunmasız sivil altyapıları hedef alıyorlar çünkü bunlar kolay hedeflerdir. Bu aslında Amerikan ordusunun sahadaki zayıflığının bir kanıtıdır.

Dahası, Trump’ın bu "son tarih" vurgusunun ve süreyi uzatmasının başka hedeflere hazırlık olduğunu düşünüyorum. Zaman kazanarak bölgeye kara harekatı için güç sevk etmeye çalışıyorlar. Geçtiğimiz hafta sonu İsfahan yakınlarında zenginleştirilmiş uranyumu çalmak için başarısız bir girişimde bulundular. Görünüşe göre bu "mühlet" tartışmaları, nükleer tesislerden materyal çalmak veya bir kara istilası planlamak gibi daha büyük bir resmi gizlemek için kullanılan bir dikkat dağıtma aracıdır. İran ise köprüler, elektrik santralleri veya kara harekatı fark etmeksizin gelecek her türlü saldırıya misilleme yapmaya odaklanmış ve farklı senaryolara kendini hazırlamıştır.

Rûdaw: İran’ın neden ateşkes tekliflerini reddettiği söyleniyor? Tahran tam olarak nasıl bir müzakere istiyor?

Hamidreza Gholamzadeh: İran her türlü geçici ateşkes teklifini reddetti çünkü bu, düşmanın mühimmatını yenilemesi ve güçlerini tazeleyip size yeniden saldırması anlamına gelir. İran’ın böyle bir "dinlenme süresine" ihtiyacı yok, savaşmaya devam edebilir. Tahran’ın kabul edeceği ve peşinde olduğu tek şey bu savaşın nihai olarak sona ermesidir. İran’ın şartları şunlardır: Savaş bir daha başlamamak üzere tamamen bitmeli; geçen Haziran ayındaki 12 günlük savaş gibi birkaç ay sonra tekrar saldırıya uğrayacağımız bir süreç kabul edilemez. Bir ateşkes, üçüncü, dördüncü veya beşinci bir savaşın kapısını aralar. İran sonuna kadar savaşacak ve durumu ne bir Amerikalının ne de bir İsraillinin İran’a tekrar saldırmaya cesaret edemeyeceği bir noktaya getirecektir.

Rûdaw: Bu kalıcı çözümün temel şartları nelerdir?

Hamidreza Gholamzadeh: İran, bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan Amerikan üslerinin kapatılmasını istiyor; böylece İran’a saldırı için fiziksel bir zemin kalmayacaktır. Ayrıca İran üzerindeki tüm yaptırımların kaldırılmasını ve Hürmüz Boğazı için İran tarafından belirlenen yeni hukuki çerçevenin tanınmasını talep ediyor. Elbette bu barış sadece İran’da değil, Lübnan dahil tüm cephelerde eş zamanlı gerçekleşmelidir.

Rûdaw: ABD’nin gerilimi tırmandırdığı bir ortamda diyalog ihtimali görüyor musunuz?

Hamidreza Gholamzadeh: Hayır, İran buna inanmıyor. Amerikalılar müzakerede ciddi değiller, aksine gerilimi tırmandırıyorlar. Müzakere isteyen taraf sürekli saldırmaz ve bölgeye "kara operasyonu" için asker yığmaz. Böyle bir düşmanla müzakere yapılmaz çünkü bu baskı altında bir pazarlık olur. İran, "Hasar alıyorum ama bu beni öldüremez, sadece canımı yakar; ama ben buradayım ve kuralları ben koyacağım" diyor. Amerikalılar şartları kabul etmeye hazır olduğunda İran konuşur, aksi takdirde müzakere olmayacaktır. Amerikalılar, İsrailliler, onların müttefikleri ve tüm dünya İran’a yapılan bu saldırının bedelini ödemek zorundadır. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının nedeni budur; eğer gerilim artarsa çok yakında Babülmendeb Boğazı da kapatılacaktır. Dünya, bir Hollywood filmi izler gibi olanları izleyemez; eğer Amerikalıları durduramıyorlarsa küresel ekonomideki bu yıkımın bedeline katlanmak zorundalar.

Rûdaw: Kürdistan Bölgesi savaşın bir parçası değil ancak İsrail’den sonra İran ve müttefiki grupların doğrudan saldırılarına en çok maruz kalan ve kurban veren yer oldu. İran’ın bu tutumunu değiştirmesi gerekmez mi?

Hamidreza Gholamzadeh: İran’ın bölge politikası her zaman net olmuştur: Bölge ülkelerinin bağımsızlığı ve güvenliğin dış aktörler tarafından değil bizzat bölge ülkeleri tarafından sağlanması. İsrail rejimine karşı pozisyonumuz da açıktır; Filistin topraklarının işgali üzerine kurulu bu yapıyı tanımıyoruz. Ancak bu, İran’ın İsrail’i yok etmek için sonuna kadar savaşacağı anlamına gelmez. İran’ın asıl ve büyük düşmanı Amerika Birleşik Devletleri’dir; İsrail’i bir numaralı düşman sayacak kadar büyük görmüyoruz. Şu an sahadaki gerçek şudur: İsrail savunma sistemleri çökmüştür ve İran füzelerini durduramamaktadırlar. İran bölgedeki güç denklemini değiştiriyor.

Ancak İran, komşu ülkelerin egemenliğine saygı duyar. Kürdistan Bölgesi’ne gelince; İran, Kürt yönetiminin mevcut durumdaki olgun ve tarafsız tavrına, Trump’ın "savaşa dahil olun" çağrılarını kabul etmemesine minnettar ve buna saygı duyuyor. Fakat gerçekleştirilen saldırılar, bölge içindeki terörist gruplara yöneliktir. Başkan Trump birkaç gün önce Kürt grupları silahlandırdıklarını ve İran’daki protestoculara silah gönderdiklerini bizzat itiraf etti. Bu terörist grupların bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarına karşı Kürdistan Bölgesi yetkililerinin bu saldırılardan haberdar olduğuna ve bunları onayladığına eminim. İran ve Kürdistan Bölgesi şu an güvenlik konusunda uyumlu çalışıyor ve sınırlarımız istikrarlı.

Rûdaw: Ancak Rojhilatlı partiler bu iddiaları reddediyor, silah almadıklarını ve savaşta yer almadıklarını söylüyorlar.

Hamidreza Gholamzadeh: Her toplumda olduğu gibi Kürt toplumunda da terörist faaliyetlere karışan gruplar olabilir. İran perspektifinden bakıldığında; bu, Kürdistan’ın resmi statüsünün veya tüm Kürtlerin terörist olduğu anlamına gelmez. İran buna inanmıyor. Ancak Kürdistan Bölgesi’nin yardımıyla Irak ve İran arasında bir güvenlik paktı olduğunu biliyorum. Coğrafi ve siyasi faktörler nedeniyle Kürt toplumundaki bazı radikal unsurlara karşı dikkatli olunması gerekiyor. Başkan Trump’ın söylediklerinin bir kısmına güvenilemez, o iyi bir yalancıdır; ancak söylediklerinin tamamını da görmezden gelemezsiniz. Terörizm söz konusu olduğunda, "sonradan pişman olmaktansa tedbirli olmak" her zaman daha iyidir.

Rûdaw: Teşekkürler.

Hamidreza Gholamzadeh: Ben teşekkür ederim.