Irak Merkez Bankası Başkanı: Dinarın dolar karşısındaki kurunu değiştirme gibi bir niyetimiz yok

Irak Merkez Bankası Başkanı Ali Allaq, dinarın dolar karşısındaki kurunu değiştirme gibi bir niyetlerinin olmadığını söylüyor. Ayrıca, ticareti ve ithalatı düzenleme adımlarının bir parçası olarak hükümetin ASYCUDA (gümrük yönetim sistemi) sistemini ve gümrük tarifelerini uygulamaya devam ettiğini belirtiyor.

Irak Merkez Bankası Başkanı Ali Allaq, Rûdaw TV’nin Ekonomi Programının sunucu Muhammed Şeyh Fatih’e konuştu.

Röportajda; döviz kuru politikası, bankacılık sistemi içindeki ve dışındaki nakit hacmi, Irak’taki likidite seviyesi, bütçe açığı ve maaş ödemelerindeki gecikmeler gibi birçok önemli konu ele alındı. Ayrıca ASYCUDA sistemi, gümrük tarifeleri ve bunların dolar piyasasına etkisinin yanı sıra Merkez Bankası'nın döviz ve altın rezervlerinin hacmi de konuşuldu.

Irak Merkez Bankası Başkanı Ali Allaq, dinarın dolar karşısındaki kurunun değiştirilmesine yönelik herhangi bir niyetin bulunmadığını net bir dille ifade etti. Kur değişikliğinin bütçe açığını kapatmak veya petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara yanıt vermek için bir araç olmadığını belirten Allaq, bunun ancak Merkez Bankası rezervlerinin tehlikeye girmesi durumunda uygulanabilecek teknik bir karar olduğunu vurguladı. Mevcut durumda rezervlerin güven verici seviyede olduğunu ve kur istikrarının korunacağını sözlerine ekledi.

Tedavüldeki para hacminin 100 trilyon dinara yaklaştığını belirten Allaq, bu paranın %80'inden fazlasının bankacılık sistemi dışında tutulduğuna dikkat çekerek, bu durumun temel nedeninin, özellikle ticaret sektöründeki vergi kaçırma eğilimi ve bankacılık sistemine olan kültürel mesafeden kaynaklandığını ifade etti.. Sorunun çözümü için faizleri aşırı yükseltmek yerine, adil bir vergi sistemi kurulması ve sisteme güvenin artırılması gerektiğini savundu.

Ülkedeki "nakit para yokluğu" söylentilerine de açıklık getiren Allaq, sorunun fiziksel para (likidite) eksikliği değil, gelirlerin giderleri karşılayamaması (bütçe açığı) olduğunu belirtti. Merkez Bankası'nın Maliye Bakanlığı'nın dolar gelirlerini anında dinara çevirdiğini, ancak verimsiz kamu şirketleri ve yüksek enerji sübvansiyonları nedeniyle harcamaların sürdürülemez boyutta olduğunu açıkladı.

 Maaş ödemelerindeki aksaklıkların nedeninin Merkez Bankası değil, mali disiplinsizlik ve yapısal ekonomik sorunlar olduğunu vurguladı.

Son olarak, hükümetin karapara aklama ile mücadele ve ticareti düzenleme kapsamında elektronik gümrük sistemi (ASYCUDA) uygulamalarında kararlı olduğunu belirten Allaq, bu geçiş süreci nedeniyle yasal dolar havale talebinde geçici bir düşüş yaşandığını kaydetti.

 Merkez Bankası'nın finansal gücüne dair verileri de paylaşan Allaq, yabancı para rezervlerinin 100 milyar doların üzerinde olduğunu ve altın rezervinin 76 tonu aştığını açıkladı.

Röportaj şu şekilde:

Rûdaw: Merhabalar. Dinar ve dolar kuru konusu, Irak Merkez Bankası'nın döviz piyasası üzerindeki yeni politikası, maliye politikası ve para politikası, ayrıca döviz büroları ve daha birçok konu hakkında Irak’taki para hareketliliğinden sorumlu bir numaralı isimle, Irak Merkez Bankası Başkanı Sayın Dr. Ali Allaq ile konuşacağız. Hoş geldiniz Sayın Başkan.

Ali Allaq: Çok teşekkürler.

Rûdaw: Sayın Başkan, öncelikle bu fırsat için teşekkürler. İlk olarak şunu sormak istiyorum: Şu anda dinarın dolar karşısındaki kurunu değiştirme gibi bir niyet var mı, yok mu?

Ali Allaq: Misafirperverliğiniz için çok teşekkürler... Başta şunu vurgulamak isterim ki; çok şey duyuyoruz, çok fazla tahmin yürütülüyor ve özellikle piyasanın dalgalandığı dönemlerde kur değişikliği konusunda genel bir tedirginlik oluşuyor. Biz vurguladık ve tekrar ediyoruz: Merkez Bankası, döviz kurunu değiştirme konusunu gündemine almamıştır. Bildiğiniz gibi bu, yalnızca Merkez Bankası'nın yetkisindedir. Bilimsel, ekonomik ve parasal açıdan kurun değişmesi için; örneğin Irak durumunda, Merkez Bankası'nın döviz talebini karşılamada bir sorunu olması, yani yabancı rezervlerin azalması veya para politikasıyla ilgili belirli bir gereklilik olması gerekir. Şu anki durumumuzda böyle bir şey söz konusu değildir. Yani Merkez Bankası'nın rezervlerinde bir sorun yoktur, rezervler çok güven verici ve rahat bir seviyededir. Bu nedenle, döviz kurunun değiştirilmesini bütçe açığına veya petrol fiyatlarına bağlayan her türlü söylem yanlıştır. Çünkü bütçe açığının çözümü mali bir çözümdür ve maliye politikasıyla ilgilidir.

Döviz kuru değişikliği ise Merkez Bankası hesapları ve para politikasıyla ilgilidir. Merkez Bankası, kuru korumada veya döviz talebini karşılamada zorlandığını hissettiğinde, bu kararı kendi koşullarına ve kısıtlamalarına göre verir; bütçe açığına göre değil. Eğer kur değişikliğini bütçe açığına bağlarsak, Irak'ta ulusal para biriminin geleceği için çok kırılgan bir temel oluşturmuş oluruz. Yani her açık oluştuğunda kurun değişmesi beklenir ki bu olabilecek en tehlikeli şeylerden biridir. Biz paramızın alım gücünü korumak istiyoruz ve istikrar, ülkedeki ekonomik hareketlilik ve yatırımın temel şartıdır.

Rûdaw: Sayın Başkan, eğer petrol fiyatları düşer ve Allah korusun varil başına 55 dolar seviyesinde sabitlenirse, yine kur değişikliğine başvurur musunuz?

Ali Allaq: Vurguladığım gibi, öncelikle petrol fiyatları 50 veya 60 dolar seviyesinde olursa biz bunu düşük değil, normal bir fiyat olarak kabul ederiz. Tarihsel zaman serilerine baktığımızda, aslında şu anki fiyatların yüksek seviyede olduğunu, düşük olmadığını görürüz. Dolayısıyla bu fiyat makul ve beklenebilir bir fiyattır. Açıkladığım gibi, Merkez Bankası döviz ve altın rezervleri açısından çok zor bir duruma düşmedikçe ve döviz talebini karşılayamaz hale gelmedikçe kur değişikliğini gözden geçirmez. Temel prensip bu olmalıdır. Rezervlerimiz, öngörülebilir gelecekte, hatta mevcut veya düşmesi muhtemel petrol fiyatlarıyla bile kuru tehdit edecek bir düşüş yaşamayacak seviyededir. Daha önce benzer durumlardan geçtik; petrol fiyatları bazı yıllarda 20 dolara, hatta altına düştü... 2016 ve 2017 yıllarında da rezervlerimiz şimdikinin yarısından azdı ama yine de kuru değiştirmedik.

Rûdaw: Sayın Başkan, Irak genelinde basılan para hacminden ve bankacılık sistemi dışında ve içinde ne kadar para olduğundan bahsedebilir miyiz?

Ali Allaq: Basılan para miktarı ve tedavüldeki para arzı yaklaşık 100 trilyon Irak Dinarı'na ulaşıyor. Geçmiş yıllarda bu miktarın büyümesi gerçekten çok yüksek oranlarda seyrediyordu. Son yıllarda, son iki-üç yılda, basılan para hacmindeki büyümeyi fiyatlar üzerinde baskı oluşturmayacak, yani enflasyon seviyesini koruyacak şekilde kontrol altına almayı başardık. Para politikasının özü, para arzını izlemek ve kontrol etmektir. Bunda başarılı olduk çünkü son iki yıldaki para arzına bakarsanız tamamen kontrol altındadır. Ancak ne yazık ki bu paranın %80'inden fazlası bankacılık sisteminin dışındadır ve bu hepimizin bildiği bir olgudur, çeşitli sebepleri vardır.

Rûdaw: Örneğin ne gibi sebepler?

Ali Allaq: Bankacılık sistemi dışında büyük miktarda nakitten bahsettiğimizde, bu para halkın cebinde veya memurların kasasında değil, her türlü iş insanı sınıfındadır. Bu durum aslında temel olarak vergi kaçırma olgusuyla ilgilidir. Gelirlerin, kârların ve elde edilen kazancın beyan edilmemesi, özellikle Irak'taki en büyük faaliyet olan ticaret sektöründe yaygındır. Bazılarının yorumladığının aksine, asıl ve temel sebep budur. Elbette bankacılık sektörüne güven gibi başka sebepler de var ama bu konu çözüldü; çünkü artık mevduat garantimiz var, çok güçlü tanınmış bankalarımız var, devlet bankalarımız var. Ancak dini sebepler veya kültür eksikliği nedeniyle bankalarla çalışmayan bazı sosyal kesimler de var.

Rûdaw: Sayın Başkan, bu bir kördüğüm mü yoksa bir sorun mu?

Ali Allaq: Hayır, bu bir sorundur ve çözülebilir. Eğer bu paraların sahipleri adil ve şeffaf bir vergi sisteminin varlığından emin olurlarsa paralarını getirip bankalara yatırırlar. Ancak bizim vergi sistemini, takdir yöntemlerini, hesaplamaları ve gelir vergisi yapısını güven verecek şekilde gözden geçirmemiz gerekiyor.

Rûdaw: Bankacılık sistemi dışındaki bu büyük parayı emmek (sisteme çekmek) için bir planınız var mı? Örneğin faiz oranlarını artırmak veya hazine bonosu ihraç etmek gibi? Hangi çözüm daha iyidir?

Ali Allaq: Çeşitli çözümler var. Örneğin bankalar, faiz oranlarını artırarak bu mevduatların bir kısmını çekebilirler. Ancak vatandaşın parasını yatırması için bu artışın yüksek olması gerekir. Çünkü Irak'ta şu an iş ve yatırım fırsatları, bankadaki mevduat getirisinden çok daha fazla kâr sağlıyor. Yani bir gayrimenkule yatırım yaptığınızda, paranızı bankaya yatırıp bir iki yıl düşük faiz beklemekten daha fazla gelir elde etmeyi umarsınız. İnsanları paralarını bankaya yatırmaya yöneltmek için yüksek getiri garantisi vermeniz gerekir. Bu da bankanın yüksek faiz veya kâr payı vermesi demektir. Sorun şu ki; bankalar yüksek faizle mevduat toplayabilirse, kredi faizleri de yükselir. Çünkü banka, verdiği faiz ile aldığı faiz arasındaki farktan kâr eder. Eğer mevduata %10 verirse, kendine %2 kalması için en az %12 ile kredi vermelidir. Bunlar kolay olmayan denklemler. Biz genel olarak ve çeşitli sebeplerle faiz oranlarının çok yükselmesini istemiyoruz. Şu an faiz oranları değişkendir; Merkez Bankası'nın politika faizi %5.5'tir ancak faiz oranlarını belirleme özgürlüğünü bankalara bıraktık, rekabet ortamı sağladık. Biz kredi vermiyoruz, sadece sinyal faizi veriyoruz. En düşük faizli veya neredeyse faizsiz krediler, konut kredilerini finanse etmek için Merkez Bankası'nın Konut Bankası'na (Emlak Bankası) sunduklarıdır.

Rûdaw: Sayın Doktor, Irak'ta nakit azlığı, düşüşü veya yokluğu hakkında bazı söylentiler var. Gerçekten "likidite azlığı" diye bir sorun var mı, yoksa bu suni bir sorun mu?

Ali Allaq: Bu anlayışta bir karışıklık var. Bazıları konunun eldeki fiziksel nakit (banknot) ile ilgili olduğunu sanıyor, öyle değil. Ayrıca Merkez Bankası ile Maliye Bakanlığı'nın rolleri arasında da bir karışıklık var. Bildiğiniz gibi Maliye Bakanlığı gelirlerinde temel olarak petrole dayanıyor. İhraç edilen petrolün parası dolar olarak dışarıdaki hesaplarımıza geliyor ve Maliye Bakanlığı bunun karşılığını Merkez Bankası'ndan dinar olarak alıyor; yani basit tabirle biz onlar için bozduruyoruz. Bu yüzden duyduğumuz en garip şeylerden biri, "Federal yönetim Irak'a para vermiyor, o yüzden maaş yok" denilmesidir. Bu çok garip çünkü Maliye Bakanlığı hesabına inen her doların karşılığını biz dinar olarak veriyoruz. Maliye Bakanlığı dolar harcamıyor, dinar harcıyor ve dinarın kaynağı da Merkez Bankası'dır. Dolayısıyla biz aslında gecikmiyoruz; dolar hesabına para yattığı an Merkez Bankası karşılığını dinar olarak veriyor. Eğer bir eksiklik varsa, bu gelirlerin harcamaları karşılamamasındandır; nakit (banknot) eksikliğinden değil. Bunun likidite azlığıyla ilgisi yok. Olan şudur: Bütçe açığının boyutu, gelirlerin bu açığı kapatma kapasitesinden fazladır. Son üç yılda devletin petrol gelirleri yaklaşık 80 milyar dolar civarındayken açık 70 trilyon dinar ise, bu açık seviyesi normal değildir. Yerel gelirleri artırma kapasitesi yokken denklem bu şekilde kurulamaz. Dengeyi sağlamak için ya yerel gelirleri artırmalıyız ya harcamaları kısmalıyız ya da ikisini birden yapmalıyız. Yerel gelirler hala çok düşük seviyede, bu yüzden petrol gelirleri harcamaları karşılamaya yetmiyor. Bütçe, gelirlerin çok üzerinde bir harcama seviyesinde hazırlanıyor ve sorunun özü budur. Bazı uluslararası finans kuruluşlarının "mali başıboşluk" (disiplinsizlik) dediği şey budur.

Rûdaw: Ancak Sayın Başkan, özür dilerim, Kürdistan Bölgesi'nde büyük bir sorun var; her ay memur maaşlarının ödenmesinde gecikme yaşanıyor. Irak Maliye Bakanlığı ve Irak Parlamentosu Maliye Komisyonu "elimizde nakit para yok" diyor, yani likidite sorunu olduğunu söylüyorlar. Bu doğru değil mi?

Ali Allaq: Hayır, fiilen bir açık var ama açıkladığım gibi bu açık, gelirlere kıyasla harcamaların büyüklüğünden kaynaklanıyor. Sorunun özünü çözmek ve içine düştüğümüz bu açık tuzağından kurtulmak istiyorsak... Ülkedeki sistemi, ekonomik ve mali durumu yeniden yapılandırmalıyız. Oluşan bu açık ve devlet harcamalarını karşılayamama durumu çözülemez bir durum mu? Bizce bu konu, ekonomiyi çeşitlendirerek ve yerel gelir toplama verimliliğini artırarak çözülebilir. Örneğin elektrik sektöründe yakıt, ithalat, bakım ve işletme için yıllık 23-25 trilyon dinar harcıyoruz ama vatandaşlardan toplanan gelir 1 trilyon dinar civarında... Sadece bu sektörün çözülmesi tüm açığı kapatabilir. Ayrıca, Petrol Bakanlığı'nın özel sektöre, vatandaşlara ve elektriğe sunduğu yakıt desteği yıllık 13 trilyon dinara ulaşıyor. Gümrük vergilerinin, ticaret ve ithalat hacmine göre en az 8-10 trilyon dinar olması gerekir. Zarar eden ve maaş açıklarını kapatmak için devletten yılda 3 trilyon dinar alan kamu şirketlerimiz var.

Rûdaw: Hangi şirketler?

Ali Allaq: Sanayi Bakanlığı'na bağlı şirketler, çoğu sanayi, tarım vb. Bu şirketler 2003-2004'ten beri atıl durumda ve devlet maaşlarını ödemek için para harcıyor. Hiçbir geliri olmayan bu şirketlere 20 yıldır her sene 2-3 trilyon dinar verdiğinizi hesaplayın. Doğru, bir açık var ama Irak'ın kaynakları, doğal ve beşeri kaynakları, maden ve yatırım fırsatları güçlü bir ekonomi ve mali sürdürülebilirlik oluşturabilir. Mühendisliğini yeniden yaparsak bu açık çözülebilir ama kolay değil.

Rûdaw: Ama çözümü kolay değil...

Ali Allaq: Tek bir imzayla olacak bir çözüm yok, önlemler alınmalı. Birçok çözüm çok gecikti ve ulusal düzeyde anlaşılması ve kaldırılması gereken engeller var. Reformu engelleyen iki şey var: Yolsuzluk ve popülizm. Bu iki olgu çözülmeden reform zor olacaktır, özellikle de popülizm ve yolsuzluk birleştiğinde. Çözüm mümkün ama ekonomik bir gözle, ulusal çıkar gözüyle ve mali istikrarı sağlama hedefiyle bakılmalı. Sıradan vatandaşa zarar vermeden reform yapmak için büyük fırsatlar var.

Rûdaw: Sayın Başkan, piyasada eski basım ve yeni basım dolar konusunda büyük bir sorun var. Bu sorunu fark ettiniz mi ve çözüm için bir planınız var mı?

Ali Allaq: Bu bize ulaştı; ülkedeki garip olgulardan biri de eski basım ve yeni basım olması, bunun bir fiyattan, diğerinin başka fiyattan satılması. Elbette bunun hiçbir gerçekliği yok. Biz Merkez Bankası olarak tüm basımlarla işlem yapıyoruz. Bir süre önce bir duyuru yayınladık; bankaları, işlem yapanları ve döviz şirketlerini iki basım arasında ayrım yapmamaları konusunda uyardık.

Rûdaw: Sayın Başkan bir diğer soru; elektronik gümrük sisteminin (ASYCUDA) devreye girmesi, gümrük vergilerinin sıkılaştırılması ve ithal mal/hizmetlerde vergi sisteminin artırılmasından sonra, elektronik platform üzerinden tüccarların dolar talebinde bir artış veya düşüş gözlemlediniz mi?

Ali Allaq: Evet, aslında bu tedbirler nedeniyle bazı tüccarlar işi durdurdu, bazıları sistemde bir değişiklik olacağını veya eski gümrük vergisi uygulamasına dönüleceğini tahmin ederek bekliyor. Yani bazılarında bir tür beklenti var ama bence hükümetin mesajı netti: Bu uygulamaya devam edilecek. Belki geçerli sebepler varsa bazı durumlara bakılabilir ama genel olarak hükümet gümrük tarifesi, elektronik sistem ve önceden gümrük beyannamesi uygulamasında kararlı. Bu, sadece mali açıdan değil, ülke için büyük faydalar sağladı. Dolar talebinde artış veya düşüş oldu mu? Havale kanallarındaki dış havale talebinde bir düşüş var ve sebebi budur. Henüz bu yeni sisteme girmemiş olan tüccarlar, dolar ihtiyaçlarını piyasadan karşılamaya çalışıyorlar, bu da piyasada baskı oluşturuyor. Ancak bu anormal bir durum çünkü sonuçta bu tüccar piyasadan almaya devam edemez; hem mal kendisine pahalıya gelir hem de iş yürümez çünkü malı bir sisteme sokmak zorunda ve bu sistem dış havalesi olup olmadığını ortaya çıkarır, aksi takdirde işlem kara para aklama olarak sayılabilir. Biz havaleleri 2023'te ilk kez elektronik platforma taşıdığımızda da alışmaları uzun zaman almıştı.

Rûdaw: Sayın Başkan, Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin bu elektronik sisteme uyması için belirli bir süre belirlediniz mi?

Ali Allaq: Aslında çalışmalar devam ediyor, Bölge ile Federal Hükümet arasında görüşmeler var. Aslında biz gümrük vergisi veya elektronik sistem konusunda taraf değiliz ama önemli olduğunu düşünüyoruz ve izliyoruz; çünkü döviz kuruna ve dış havale işlemlerine yansıması var. Bugün Başbakan Sayın Mesrur (Barzani) ile yapılan görüşmede de bu konu gündemdeydi. Bu konuda bir düzenlemeye varmak için Bağdat ve Bölge hükümetleri arasında iletişim var. Görünen o ki bazı işler sistemin bağlanmasıyla ilgili teknik konular ve bu sistemin uygulanmasında büyük engel oluşturmayacağını tahmin ediyoruz. Piyasada istikrarın geri gelmesi için bir çözüme ulaşmayı umuyoruz.

Rûdaw: Sayın Başkan son soru, Irak Merkez Bankası'ndaki döviz rezervinin hacmini ve bu rezervler içindeki altın oranını öğrenebilir miyiz?

Ali Allaq: Biz yabancı rezervleri rakamla değil, denklemle ölçüyoruz. Çünkü 50 milyar dolarınız olabilir ve bu çok olabilir; çünkü basılan paraya (tedavüldeki paraya) karşı ölçüyoruz. Eğer basılan para 300 trilyon ise o zaman 50 milyar yetmez. Bazen az paranız vardır ama basılan para da azdır ve yeter. Önemli olan, yabancı rezervlerin basılan parayı, dış ticareti ve dış borçları karmaşık bir denklemde karşılama oranıdır. Biz şu anda uluslararası düzeyde uygulanan bu karmaşık denklem hesaplamalarında çok mükemmel bir durumdayız.

Rûdaw: Yabancı rezervlerin hacmi 100 milyar dolardan fazla mı?

Ali Allaq: Evet, 100 milyar dolardan fazla, evet.

Rûdaw: Peki altın oranı...

Ali Allaq: Bu rezervlerdeki altın miktarı 76 tona ulaştı veya sanırım şu anki durumda bu miktardan da fazla.

Rûdaw: Sayın Başkan çok teşekkürler.

Ali Allaq: Sağ olun,  ben teşekkür ederim.