Hizbullah yetkilisinden Rûdaw'a: Geri adım atmayacağız ve savaş devam edecek

Lübnan Hizbullahı Siyasi Konsey Başkan Yardımcısı Mahmud Qamati, iletişim ve teknoloji kullanımında taktik değişikliğine giderek İsrail istihbaratını "kör ettiklerini" öne sürdü. Qamati, Irak'taki silahlı grupların Kürdistan Bölgesi'ne yönelik dron saldırıları hakkında ise "Hedef alınan yerler komşularımızın egemenliği değil, Amerikan üsleridir" değerlendirmesinde bulundu.

Rûdaw TV Rojhılat bültenine konuk olan Mahmud Qamati, İsrail ile yaşanan çatışmalar, İran'ın savaştaki rolü, Irak'taki silahlı grupların saldırıları ve Kürt meselesi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

İsrail'in doğrudan askeri cephede Hizbullah'a karşı başarısız olduğunu savunan Qamati, İsrail ordusunun sivil ölümlerini ve göçü bir baskı unsuru olarak kullandığını belirtti. Güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkardıklarını belirten Qamati, internet, akıllı telefon ve yapay zeka kullanımını terk ederek eski nesil geleneksel yöntemlere döndüklerini, bu sayede İsrail istihbaratını işlevsiz hale getirdiklerini vurguladı.

"İran bize talimat vermedi, biz kendi inisiyatifimizi kullandık"

Bölgedeki çatışmaların genişlemesinde İran'ın rolü hakkındaki iddialara da değinen Qamati, Tahran yönetiminin kendilerinden İsrail'e saldırmaları yönünde hiçbir talebi olmadığını belirtti. Qamati, "İran, dışarıdan kimsenin desteğine ihtiyaç duymadığını açıkça deklare etti. Biz, İsrail'in İran'ın misillemesiyle meşgul olduğu bir dönemde kendi ulusal hedeflerimiz için inisiyatif alarak savaşa dahil olduk" ifadelerini kullandı.

Zayıf bir ateşkes anlaşmasına sıcak bakmadıklarını dile getiren Hizbullah yetkilisi, Lübnan'ın tamamı özgürleşene ve egemenlikleri güvence altına alınana kadar direnişin süreceği mesajını verdi.

Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırılar ve Kürt meselesi

Irak'taki İslami Direniş (Muqawameyi İslami) gruplarının Kürdistan Bölgesi'ne yönelik gerçekleştirdiği ve zaman zaman sivil kayıplara da yol açan dron ve füze saldırıları hakkında da konuşan Qamati, bu grupların öncelikli hedefinin siviller değil, ABD'nin bölgedeki askeri üsleri olduğunu ileri sürdü.

Röportajda Kürt halkına yönelik bakış açılarını da değerlendiren Qamati, Kürtlerle derin bağları ve dostlukları olduğunu ifade ederek, "Amerika'nın politikaları Kürtleri kandırdı ve sadece kendi çıkarlarına hizmet eden savaşlara çekip onları meydanda yalnız bıraktı. Batı ve ABD'nin bu politikalarına karşı dikkatli olunmalıdır" dedi.

Lübnan Hizbullahı Siyasi Konsey Başkan Yardımcısı Mahmud Qamati Rûdaw'ın sorularını yanıtladı:

Rûdaw: Şu anda Güney Lübnan'da sahadaki durum nedir?

Mahmud Qamati: Güneyde bugün iki cephe var. Bir yanda askeri saldırılara karşı direnen Lübnan'daki İslami Direniş, diğer yanda ise askeri hiçbir kazanım elde edemeyen, mücahitlerimizin iradesine üstün gelemeyen bir düşman var. İsrail şu anda doğrudan çatışmada başarısız olduğu için evleri yıkarak ve insanları göçe zorlayarak direnişin, halkın ve devletin üzerinde baskı kurmaya çalışıyor.

Rûdaw: Bu yeni savaşta İsrail'e yönelik saldırılarınızın sayısı şu ana kadar kaç oldu?

Mahmud Qamati: Bugün inisiyatif bizim elimizde. İşgal altındaki kuzey Filistin'deki yerleşimciler arasında da büyük bir göç dalgası yaşandı. Kuzeyde, Hayfa'da ve Tel Aviv'de yüzlerce hedefi vurduk. İsrail ordusu da direnişin hedefleri ne kadar hassas vurduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.

Rûdaw: İran İslam Cumhuriyeti resmi olarak Hizbullah'tan İsrail'e saldırmasını talep etti mi?

Mahmud Qamati: Hayır, asla. İran, Lübnan'dan veya bölgedeki hiçbir güçten kendisini desteklemesini istemedi. İran Dışişleri Bakanı kendi kendilerini savunacaklarını açıkça belirtti. Biz zaten 15 aydır düşmanın saldırılarına karşı sabrediyorduk. İsrail, İran'ın darbeleriyle sarsılırken, biz de Lübnan direnişi olarak ulusal hedeflerimiz ve topraklarımızın kurtarılması için savaşa girdik. Yani İran bizden değil, biz İran'ın durumundan faydalandık.

Rûdaw: Lübnan'da kurbanların ve yerinden edilenlerin sayısı çok fazla. Bu savaşa girmeniz gerekli miydi?

Mahmud Qamati: İsrail'in saldırıları zaten durmamıştı. Biz 15 ay boyunca bedel ödememek için bekledik ama bedel ödemeden hiçbir özgürlük ve bağımsızlık elde edilemez. Tanklara göğüs geren de, direnişin gücü olan da o yerinden edilen halkın ta kendisidir.

Rûdaw: Irak'taki İslami Direniş gruplarının Kürdistan Bölgesi şehirlerine yönelik saldırılarını nasıl değerlendiriyorsunuz, zira zararı siviller görüyor?

Mahmud Qamati: Benim elimde özel bir istihbarat yok ancak basından takip ettiğimiz kadarıyla bu grupların hedefleri komşu ülkeler veya onların egemenliği değil; Irak Kürdistanı, Körfez veya Arap ülkelerinde bulunan doğrudan Amerikan üsleridir.

Rûdaw: Eğer Amerika, İsrail ve İran arasında bir ateşkes sağlanırsa, siz de İsrail ile ateşkes ilan edecek misiniz?

Mahmud Qamati: Direnmeye devam edeceğiz. Zayıf bir anlaşma temelinde direnişi durdurmayacağız. Geçtiğimiz ay büyük bedeller ödedik ama düşman bu kez Hizbullah'ın lider kadrosunu vurmayı başaramadı. Topraklarımız özgürleşene ve egemenliğimiz korunana kadar geri adım yok.

Rûdaw: Eğer savaş şu ankinden daha da şiddetlenirse Hizbullah'ın İsrail'e karşı planı ne olacak?

Mahmud Qamati: Bu kez çok sıkı güvenlik önlemleri aldık. Yapay zekadan, akıllı telefonlardan ve internetten uzaklaşıp geleneksel, hassas yöntemlere geri döndük. Düşmanın verilerimize sızmak için kullandığı araçları yok ettik. Düşman şu an bize karşı kör durumda, o yüzden çaresizce sadece sivilleri vuruyor.

Rûdaw: İsrail'in elindeki esirlerinizin sayısı kaç?

Mahmud Qamati: Bu savaşta yeni esir vermedik. Düşmanın elinde olan 22 kişi, önceki savaşlardan veya ateşkes sonrasında esir alınan kişilerdir.

Rûdaw: Kürtlere ve Kürdistan'ın diğer bölgelerinde yaşayan Kürtlerin haklarına nasıl bakıyorsunuz?

Mahmud Qamati: Kürt halkına saygıyla bakıyoruz, onlarla sağlam ilişkilerimiz var. Lübnan'daki Kürtlerle kardeşlik ve akrabalık bağlarımız bulunuyor. Kürtleri dost bir halk olarak görüyoruz ancak maalesef Amerikan politikalarının onları kandırdığını, sadece ABD çıkarlarına yarayan savaşlara sürükleyip ardından meydanda yalnız bıraktığını da görüyoruz. Batı ve ABD tarafından kullanılmaya karşı kesinlikle dikkatli olunmalıdır.