AP Milletvekili Langensiepen: Şara, Avrupa’nın yardımını almak istiyorsa, önce güven inşa etmeli

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Şam hükümeti arasındaki anlaşmalara rağmen, Kobani başta olmak üzere Özerk Yönetim bölgelerinde yeni saldırı riskleri ve insan hakları ihlalleri bölge halkı üzerinde bir tehdit olarak durmaya devam ediyor.

Rojava’ya yönelik saldırılara karşı sert tutumu ve Kürt halkına verdiği destekle tanınan Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Katrin Langensiepen, Rûdaw’a verdiği özel mülakatta Suriye’deki durumu, Hol Kampı sorununu ve AB’nin Şam’a yönelik tavrını değerlendirdi.

Langensiepen, “Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın vaatlerine güvenmediklerini” belirterek; Avrupa’nın Kürtlerin ve Suriye’deki diğer bileşenlerin haklarını korumak için aktif bir çaba içinde olması gerektiğini vurguladı.

Avrupa Parlamentosu Milletvekili Katrin Langensiepen ile yapılan röportaj şöyle:

Rûdaw: Avrupa Birliği’nin (AB) Rojava ve Suriye’deki duruma ilişkin tutumu, özellikle de DSG ile Şam hükümeti arasındaki anlaşma konusu hakkında konuşacağız. Kobani üzerindeki kuşatmanın sürdüğünü ve insani durumun kötüleştiğini görüyoruz. Brüksel’den konuğumuz, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Katrin Langensiepen. Katrin Hanım, hoş geldiniz.

Katrin Langensiepen: Davetiniz için teşekkür ederim.

Rûdaw: Suriye ordusunun Kürtlere yönelik saldırıları sırasında desteğinizi sundunuz ve bu tüm Kürtleri sevindirdi. Bu tutumu sergilemenize ne sebep oldu?

Katrin Langensiepen: Özellikle mültecilerin Avrupa’ya ulaştığı 2015-2016 yıllarından beri Suriye’deki durumu takip ediyorum. Suriye büyük bir ülke ve içinde birçok farklı ses ve millet barındırıyor; Kürt halkı da bunların içinde büyük bir bileşen. Benim şehrim olan Hannover’de çok sayıda Kürt yaşıyor, belki bunun da bir etkisi vardır. Geçen dönem Dış İlişkiler Komitesi’ndeydim; o süreçte Kamışlo’yu ve Hol Kampı’nı ziyaret ettim.

Rûdaw: Hol Kampı ve Kamışlo ziyaretiniz sırasında neler gördünüz?

Katrin Langensiepen: Şok oldum. Kürtler IŞİD ile savaştı, tutukluları ve insanları o kampa getirdi. Orası unutulmuş bir yerdi. Oradaki Avrupalı çocuklar saldırgandı. Bu kadar çok insanı Hol Kampı’nda bırakmak bir hataydı. Kamışlo’ya gelince; şehir o kadar bölünmüştü ki, bazı kısımları Esad rejiminin kontrolündeydi, bazı kısımları ise farklıydı. Rejimin eli, iktidarını korumak için doğu bölgelerine kadar uzanıyordu. Bu durum bende olumsuz bir iz bıraktı.

Rûdaw: Avrupa Parlamentosu, Rojava’ya yönelik saldırıların önüne geçmek için ne gibi adımlar atacak?

Katrin Langensiepen: Avrupa Parlamentosu olarak bizim saldırı düzenleme veya yaptırım uygulama gibi askeri bir yetkimiz yok ancak Avrupa Birliği parasının nereye gittiğini kontrol edebiliriz. Şam’daki yeni lider (Ahmed Şara) kendi otoritesini kurmaya çalışıyor; biz o paranın nasıl kullanıldığını takip edeceğiz. Askeri destek konusu ise üye devletlerin ve dışişleri bakanlarının yetkisindedir. Biz parlamento olarak sadece sesimizi yükseltebilir ve durumu gözlemleyebiliriz.

Rûdaw: Öyleyse yeni bir savaş ve saldırı riski var mı?

Katrin Langensiepen: Aradan bir yıl geçmesine rağmen Şam’daki lidere güvenemeyiz. O bir "genel Suriye"den bahsediyor ama henüz güven oluşturabilmiş değil. Kendi halkını korumak zorunda. Tekrar ediyorum; o doğru adımlar atmadığı sürece ona güvenemeyiz.

Rûdaw: Peki, Avrupa Birliği olarak DSG ve Suriye hükümeti arasındaki anlaşmanın uygulanmasında garantör rolü oynayabilir misiniz?

Katrin Langensiepen: Evet, Suriye’nin modernleşmesi ve yeniden inşası sürecinde tarafsız ortaklar olabiliriz. Diplomatik imkanlarımızı ve ilişkilerimizi sunabiliriz ancak bu Şam’ın bunu kabul etmesine bağlıdır.

Rûdaw: Kürtlere yönelik ihlallerden, sivillerin öldürülmesinden ve tutuklanmasından haberdar mısınız? Bu konudaki tutumunuz nedir?

Katrin Langensiepen: Elbette, insan hakları ihlalleri suçtur. Bu cinayetleri ve katliamları gerçekleştirenler yargılanmalıdır. Bizim talebimiz budur. Şam’daki lider halkını korumalıdır. Eğer Avrupa’nın yardımını almak istiyorsa, önce güven inşa etmelidir.

Rûdaw: Bu röportaj için çok teşekkürler.

Katrin Langensiepen: Teşekkür ederim.