AP Milletvekili Neumann: Trump, 90 milyon İranlının hayatıyla kumar oynuyor

Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili ve AP İran İlişkileri Heyeti Başkanı Dr. Hannah Neumann, Brüksel’de Rûdaw muhabiri Zinar Şino’nun sorularını yanıtladı.

Neumann, bölgedeki savaşın gidişatı, Trump ve Netanyahu’nun çelişkili stratejileri ve İran’daki halkların geleceğine dair önemli açıklamalarda bulundu.

ABD ve İsrail’in su arıtma tesislerine saldırdığını belirten Neumann, “Bu pek mantıklı görünmüyor” dedi ve sivil halkın hayatının korunması için uygun bir strateji beklediklerini kaydetti.

Sorunların diyalog yolu ile çözülmesi gerektiğine dikkati şeken Avrupalı vekil, “Körfez ülkeleri, belki Irak ve AB bir araya gelerek İranlılardan gerilimi düşürmelerini talep etmeliyiz” dedi.

Röportajın tam metni:

Rûdaw: Sayın Hannah Neumann, Avrupa Parlamentosu Milletvekili, bizimle olduğunuz için teşekkürler. Savaş hakkında konuşalım. Trump’ın 90 milyon İranlının hayatıyla kumar oynadığını söylüyorsunuz. Eğer bu doğruysa, Avrupa Birliği (AB) İran’daki bu insanların hayatını kurtarmak için nasıl önlemler alabilir? AB’nin bölgedeki geniş çaplı bir savaşı engellemek için bir planı var mı?

Hannah Neumann: Donald Trump ve Netanyahu’nun savaş hedeflerinin birbirinden çok farklı olduğunu, hatta birbiriyle çeliştiğini görüyoruz. Bir gün rejim değişikliğinden bahsediyorlar, 10 dakika sonra sadece füze programından, biraz sonra ise nükleer anlaşmadan söz ediyorlar. Tüm bu farklı hedefleri onlardan duyuyoruz. İran içinde ne yaptıklarını ve nereleri bombaladıklarını gördüğümüzde; askeri üsleri vurmalarını anlayabiliyorum ama sonra su arıtma tesislerine yönelik saldırıları görüyoruz. Bu nedenle dışarıdan bakıldığında bu pek mantıklı görünmüyor. Bence AB’nin, bu İran sisteminin kalmasını istemediğimizi açıkça söylerken Trump ve Netanyahu ile de çok net konuşması hayati önemdedir. Sivil halkın hayatının korunması ve sivil kayıpların önlenmesi için uygun bir strateji beklediğimizi, aksi takdirde onlara baskı yapacağımızı söylemeliyiz.

Rûdaw: Sizce AB insanları felaketten ve bir göç dalgasından kurtarabilir mi? Çünkü bunun özellikle burada, Avrupa’da ekonomik etkileri olabilir; petrol ve enerji fiyatları gibi. Yoksa bu, Avrupalıların temsilcileri olarak sizin için çok büyük bir öncelik değil mi?

Hannah Neumann: Bence bu soruyu ikiye ayırmalıyız. Birincisi; İranlılar için ne yapabiliriz ve bölgede ne yapabiliriz? Körfez’deki ortaklarımızla birlikte çalışmamızın çok önemli olduğuna inanıyorum. Onlar da benzer bir durumla karşı karşıyalar ama daha ağır bir düzeyde. Bu onların savaşı değil ama İranlılar tarafından hedef alınıyorlar. İran, Körfez’deki ABD tesislerine ve sivil altyapıya saldırarak onları vuruyor. Bunu gördük; hatta İran’ın misilleme saldırılarında İsrail vatandaşlarının da hedef alındığını görüyoruz.

Körfez’deki ortaklarımızla şu an gerilimin düşürülmesine ihtiyacımız olduğu konusunda netleşmeliyiz. Bunun daha fazla genişlemesine izin verilemez. Bunu Trump’a, Netanyahu’ya ve İranlılara açıkça iletmeliyiz. Özellikle Körfez ortaklarımızın sistem içindeki kişilerle hala bağlantıları var. İran’da, Körfez’de ve tüm bölgede sivil halkın hayatının korunduğu bir duruma geri dönmek için bu tür intikam eylemlerinin kabul edilemez olduğunu onlara açıkça söylemeliler.

Diğer soru ise bu savaşın AB üzerindeki etkisidir. Savaşın ilk günlerinde gaz, petrol, benzin ve enerji fiyatlarındaki artışı gördük. Bu, otomobil kullanan her vatandaşı etkiliyor. Orta ve uzun vadede hepimizi etkileyecek çünkü buradaki üretimin çoğu enerjiye bağlı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla mal taşıyan gemilerin engellendiğini görüyoruz. Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nı açmak için bir yol bulmamız çok önemli. Ayrıca enerji sorunlarımız veya nakliye zincirlerinde aksamalar olduğunda üye ülkeler arasında daha iyi bir koordinasyon olmalı. Brüksel ve Strazburg’da bu konuda çok pratik çalışmalar yürütebiliriz. Bu bizim savaşımız olmayabilir ama sonuçları kesinlikle bizi etkiliyor.

Rûdaw: Körfez ülkelerinden bahsettiniz. İran’dan bu ülkelere, Irak’a ve Kürdistan Bölgesi’ne doğrudan saldırılar oldu. AB, İran saldırılarının tekrarlanmaması için ne yapmalı? Şu an hava savunma sistemleriyle kendilerini korumaya çalışıyorlar ama AB’nin bu ülkeleri ve bölge halkını korumaya yönelik bir girişimi var mı?

Hannah Neumann: İran sistemi uluslararası hukuku açıkça ihlal ediyor. Sadece askeri noktaları değil, sivil alanları da kasten hedef alıyorlar. Bu benim için çok sarsıcıydı. Körfez ve Kürdistan halkı için de bu çok şok ediciydi, bunu tamamen anlıyorum. Bu yüzden biz, Körfez ülkeleri, belki Irak ve AB bir araya gelerek İranlılardan gerilimi düşürmelerini talep etmeliyiz. Bu bizim öncelikli ve temel görevlerimizden biridir.

Rûdaw: Siz İran İlişkileri Heyeti Başkanı'sınız; İran halkına ve İranlı yetkililere mesajınız nedir?

Hannah Neumann: Yetkililere mesajım çok açık: Kenara çekilin, ideoloji yerine İran’ı seçin ve bu deliliği bir an önce durdurun. Çünkü bu sistem siyasi, ekonomik ve ahlaki olarak iflas etmiştir. Tek soru şu; ne zaman çökecek? O zamana kadar kaç kişiyi daha bu çatışmaların içine sürükleyecek? Bunun yapıcı bir yolu yok, bu yüzden lütfen bu deliliği durdurun. İran halkına, nasıl yönetilmek istediklerine ve ülkenin gelecekte nasıl müreffeh olacağına kendilerinin karar vermesi için fırsat tanıyın.

Rûdaw: Eğer AB’nin İran politikasını açarsak; AB’nin Kürtler, Beluçlar, Araplar ve diğer unsurlar hakkında özel bir politikası var mı?

Hannah Neumann: Çok net olayım. Heyet başkanı olarak yürüttüğüm çalışmalarda Komisyon’un ve üye ülkelerin bir dereceye kadar benim izlediğim yolu takip ettiklerini görüyorum. Çok açık ki; eğer bir gün İranlılar için bir değişim fırsatı doğarsa, buna herkes birlikte katılmalıdır. Bu değişimin başarılı olması için tüm farklı grupların ve bileşenlerin içinde yer alması gerekir.

Rûdaw: Mevcut durum hakkında neden AB ülkelerinin tek bir ortak tavrını göremiyoruz? İspanya, İsrail ve ABD saldırılarına şiddetle karşı çıkıyor. Almanya destekliyor, belki İtalya daha fazla destek veriyor. Neden bu kadar farklı tutumlar var?

Hannah Neumann: İnanıyorum ki bunu ülke liderlerine sormalısınız. Üye ülkeler farklı siyasi gruplar tarafından yönetiliyor, bu nedenle partiler arası farklılıklar ülkelerin tutumlarına yansıyor. Ancak benim görüşüm şu; bu 10-12 günlük süreçte küçük farklar üzerine tartışmalar olduğunu gördük ama ortak noktalarımız çok daha fazla. Herkesin hemfikir olduğu ilk şey, İran’daki bu gaddar sistemin kalmasını istemediğimizdir. Bu konuda tam bir görüş birliği var. Ayrıca herkes, sivil halkın ölmemesi için gerilimin düşürülmesi gerektiğine inanıyor. Petrol fiyatları sorununun çözülmesi konusunda da hemfikiriz.

Rûdaw: Sizce AB şu an saldırıların azaltılması için bir arabuluculuk rolü üstlenebilir mi?

Hannah Neumann: Bu rolü üstlenmeye çalışmamız gerektiğine inanıyorum. Eğer bunu Körfez ülkeleriyle birlikte yaparsak bu rol çok daha güçlü olacaktır. O zaman daha büyük bir blok haline geliriz. Trump ve Netanyahu şu an çok dağınık konuşuyorlar. Bir planları varsa bile bu sadece sistemi ve askeri kabiliyetleri bombalamaktan ibaret. Ondan sonrası büyük bir boşluk ve onlar demokratik bir İran’ın kurulacağına inanıyorlar. Ortadoğu tarihinden biliyoruz ki iyi niyet her zaman iyi sonuçlar doğurmaz. Geçiş süreci en zor aşamadır. AB ve Birleşmiş Milletler’in "çöküşten sonraki gün" (day after) için hazırlık yapabileceğine ve muhalif grupları güçlendirebileceğine inanıyorum.

Rûdaw: Bu son sorum olacak. Sizce AB, ABD tarafından göz ardı mı edildi? ABD’nin onlara güvenemeyeceği kadar zayıf mı düştüler?

Hannah Neumann: Şu an Trump’ın bilinçli olarak AB’yi görmezden gelmek istediğini görüyoruz çünkü tüm kararları tek başına vermek istiyor. Trump bir "dünya lideri" gibi görünmek istiyor ama aslında kendi bıraktığı izleri temizlemek, faturaları ödemek ve sahadaki detaylı işleri yürütmek için AB’ye ve Körfez ülkelerine ihtiyacı var. Biz burada Avrupa Parlamentosu’ndayız. Biz AB’yi dünyanın en vahşi savaşlarının külleri üzerinde inşa ettik. Biz çeşitlilik içinde birliğiz. Bölgeye her gidişimde insanlar, eğer bir gün Ortadoğu da Avrupa gibi olursa dünyanın daha iyi bir yer olacağını söylüyorlar. Amacımız budur.

Rûdaw: Gezilerinizden bahsettiniz. Yakın bir zamanda İran’ı ziyaret edecek misiniz?

Hannah Neumann: Umarım bir gün İran’ı ziyaret edebilirim. Bu, mevcut sistemin artık olmadığı anlamına gelir. Çünkü şu an ben terör listesindeyim ve üzerimde yaptırımlar var. Maalesef şu an gidemem ama umarım yakın zamanda gidebilirim.

Rûdaw: En son ne zaman farklı etnik gruplardan İranlılarla görüştünüz?

Hannah Neumann: Onlarla her zaman görüşüyorum. Telefon ve mesajlarla sürekli iletişim halindeyiz. Geçen hafta birkaç kişi ofisimdeydi ve etnik yapıların sorunlarını konuştuk. Ailem Avrupa’da güvende olduğu için şanslıyım. Onların baskıya karşı direnişini görmek bana büyük bir umut veriyor.