“Kurmancî Here Gulê” nasıl küresel fenomene dönüştü? PAİX anlattı

Kürtçe bir şarkının yapay zekâ ile üretilip kısa sürede dünya çapında büyük ilgi görmesi, müzik dünyasında alışılmış sınırları yeniden tartışmaya açtı. “ Kurmancî Here Gulê” sadece bir şarkı olarak değil, aynı zamanda üretim biçimi, sanatçı kimliği ve dijital çağda müzikte sahiplik meselesi üzerinden yeni bir dönemin işareti olarak öne çıkıyor.

Bu başarıya imza atan Hiva’nın yaratıcısı PAİX Rûdaw Türkçe Servisi Editörlerinden Serpil Güneş’in sorularını yazılı bir şekilde cevapladı.

PAİX ile çalışma arkadaşı Luwam’ın  yaklaşık bir aylık hazırlık sürecinde farklı ses denemelerinden, görsel tasarım aşamasından nihai versiyonun seçilmesine kadar uzanan bu yolculuğun tesadüfi bir  başarı değil, bilinçli bir üretim süreci olduğunu gösteriyor.

PAİX, projede Luwam’ın görsel katkısının ve lip-sync çalışmalarının etkisini vurgularken, kendi uzun yıllara dayanan müzik deneyiminin de işin temelini oluşturduğunu belirtiyor. Ona göre bu başarıyı belirleyen şey yalnızca yapay zekâ değil; müzikal bilgi, kulak, aranje ve doğru ses seçimi gibi profesyonel detayların birleşimi.

PAİX’in müzik yolculuğu da dikkat çekiyor. Çocuk yaşta başlayan bu süreç, sahnelerden uluslararası iş birliklerine, Rick Ross’tan Capital Bra’ya uzanan geniş bir deneyim alanına dönüşmüş durumda. Babasının hem Kürt müziği hem de dünya müzikleriyle onu beslemesinin, sanat anlayışının şekillenmesinde kritik bir rol oynadığı da vurgulanıyor.

“Kurmancî Here Gulê”nin farklı dillerden ve coğrafyalardan dinleyicilere ulaşması ise bu projenin en çarpıcı sonuçlarından biri olarak öne çıkıyor. PAİX’e göre bu durum, müziğin artık dil sınırlarını çoktan aştığını ve yeni bir evreye girdiğini gösteriyor.

Tüm bu tartışmaların ortasında PAİX’in hedefi ise net: “Kürt müziğini daha geniş küresel sahnelere taşımak ve özellikle Hollywood gibi uluslararası platformlarda görünür kılmak.” Ona göre yapay zekâ, bu yolculuğu hızlandıran bir tehdit değil, doğru kullanıldığında büyük bir fırsat.

“Kurmancî Here Gulê”nin küresel başarısı ve HÎVA’nın doğuşu

-“Kurmancî Here Gulê” kısa sürede dünya çapında büyük ilgi gördü. Yapay zekâ ile üretilen, belirli bir sanatçı ya da geleneksel stüdyo sürecine bağlı olmayan bir Kürtçe şarkının, Kürtçe bilmeyen geniş bir kitleye ulaşması dikkat çekti. Hîva nasıl ortaya çıktı? Sizce bu başarının sırrı nedir?

Luwam’ın güçlü lip-sync çalışmaları projeye büyük bir dikkat çekicilik kattı. Benim de yaklaşık 20 yıllık müzik deneyimimle her şey tam anlamıyla yerine oturdu. Bu aynı zamanda benim ilk Kürtçe projemdi ve ortaya çıkan etki hepimiz için çok özel oldu.

HÎVA projesinin ortaya çıkış süreci yaklaşık bir ay sürdü. Bu süreçte farklı sesler programladık ve en doğru sesi bulmak için yoğun bir arayış içindeydik. İsmi ve görsel tasarımı tamamen Luwam ile birlikte oluşturduk. Doğru sesi bulduktan sonra, keyifli bir kahvaltı sırasında “Here Gulê” üzerinde çalışmaya başladık ve parçayı toplam 6 farklı versiyon halinde tamamladık. Sonrasında ise bugün her yerde dinlenen o versiyonu seçtik.

“AI müzik kolay değil, işin içinde gerçek bir ustalık var”

-Bugün birçok kişi AI destekli müzik üretiyor ancak “Here Gulê” çok farklı bir etki yarattı. Sizce farkı oluşturan neydi? Bu süreç gerçekten dışarıdan göründüğü kadar kolay mı?

Kesinlikle dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Bir müzisyenin kulağı, bilgisi ve tecrübesi bu süreçte çok büyük fark yaratıyor. Bugün herkesin elinde bir iPhone var ama herkes sinema filmi çekemiyor; bunu gerçekten iyi yapabilen insanlar var. Yapay zekâ ile müzik üretiminde de durum aynı.

Aranje, akor yapısı, melodi, sözler ve ses uyumu gibi detayları bilmek gerekiyor. Bence en doğru yaklaşım, AI araçlarını bir DAW programı gibi kullanmak; yani onu tamamen müziğin yerine koymak değil, müzikal bilgiyi destekleyen yaratıcı bir araç olarak değerlendirmek.

PAİX kimdir?

-O halde biraz da ‘ Kurmancî Here Gulê’nin yaratıcısına gelelim. Kimdir Paix? Müzikle ilişkiniz nasıl başladı? Rûdaw’a konuk olduğunuzda babanızın bir sanatçı olduğunu söylemiştiniz. Babanızın kişiliğinizin ve sanat anlayışınızın şekillenmesindeki etkisi ne oldu?

Müziğe ilk dokunuşum çocuk yaşlarda oldu. Babam bana küçük yaşta org ve saz almıştı. Zaten evimizin içinde her zaman sazlar olurdu. Babam hem bir üstaddı hem de bağlama tamiri yapardı. Bu yüzden müzikle büyüdüm diyebilirim.

İlk sahne deneyimlerim düğünlerde başladı. Daha sonra barlarda, konserlerde ve turnelerde sahne aldım. Zamanla müzik yolculuğum beni uluslararası projelere taşıdı ve dünya çapında tanınan birçok isimle çalışma fırsatı yakaladım. Aralarında Rick Ross, Amir Tataloo, Mero, Azet, Capo, Haftbefehl, ENO, Kontra K ve Capital Bra gibi sanatçılar da vardı.

Babamın üzerimde çok büyük bir etkisi olduğunu bugün hâlâ hissediyorum. Gerçekten çok farklı bir insandı. Bir yandan türkü, semah ve Kürtçe müzik dinlerdi, diğer yandan bana Michael Jackson dinletirdi. Sanki bilinçli şekilde beni bu yola hazırlıyordu. Müzik konusunda beni her zaman destekledi ve cesaret verdi. Eğer o olmasaydı, büyük ihtimalle bugün müzik yapan biri olmazdım.

“Babam yaşasaydı sadece şunu derdi: Devam et”

-Eğer bugün hayatta olsaydı ve “Kurmancî Here Gulê”yi dinleseydi, yorumu ne olurdu?

Eğer bugün hayatta olsaydı ve “Here Gulê”yi dinleseydi, bana muhtemelen sadece şunu söylerdi: “Devam et, durmak yok.” Bu söz onun hayata bakışını da en iyi anlatan şeylerden biriydi.

"Çok farklı bir dönemin başlangıcı olabilir"

-Yapay zekâ aracılığıyla milyonlara ulaşan bir Kürtçe eser ürettiniz. Sizce teknoloji, yıllardır baskı altında kalan ya da görünürlüğü sınırlı kalan diller için yeni bir alan açıyor mu?

Kesinlikle teknolojiyle birlikte çok büyük bir kapı açıldı. Artık herkes kendi hikâyesini anlatabilecek bir imkâna sahip. Çünkü bazı sanatçılar hâlâ bazı şeyleri söylemekten ya da anlatmaktan çekiniyor.

Bugün hâlâ konuşulmayan hikâyeler, çekilmeyen filmler ve söylenmeyen türküler var. Belki de yapay zekâ ve yeni teknolojiler sayesinde insanlar artık kendi duygularını, hikâyelerini ve kültürlerini daha özgür bir şekilde anlatabilecek. Bu da hem müzikte hem sinemada çok farklı bir dönemin başlangıcı olabilir.

Neden maske?

-Banksy, kimliğini gizli tutarak çağdaş sanat dünyasında hem bir gizem hem de küresel bir ikon haline geldi. Sanat dünyasında bir isyan figürüne dönüştü. Siz de yüzünüzü saklayarak sadece bir sanatçı değil, görünmezliği bir güce çeviren bir sembol oldunuz. Bu anonimlik sizce Kürtler için bir ifade biçimi, hatta Kürtçenin görünmezliğe karşı bir tür sanatsal isyanı olabilir mi?

Banksy’nin anonimliği, sanatın kişiden bağımsız bir sese dönüşebileceğini gösteriyor. Ben de Paix olarak yüzümü gizleyerek aslında kendimi yok etmiyorum; tam tersine, görünmez kılınmış bir hikâyeyi daha görünür hale getirmeye çalışıyorum.

Kürt tarihi ve Kürtçe uzun süre bastırılmış, görünmezleştirilmiş bir gerçeklik taşıyor. Bu yüzden anonimlik benim için bir kaçış değil, bir araç. Bireysel kimliği geri çekip, hikâyenin kendisini öne çıkarmaya çalışıyorum.

Kürtçe bu bağlamda sadece bir dil değil; sessiz bırakılmaya çalışılan bir hafızanın sesi olabilir. Eğer ‘Paix’ bir şey ifade ediyorsa, bu bağırarak değil, bastırılmış olanın içinden yükselen bir ses olmasındandır. Bu haliyle Kürtçe, sessiz ama ısrarcı bir varoluş biçimi olarak okunabilir—ama bu bir romantik “mistik çığlık”tan çok, tarihsel bir görünmezliğe karşı sanatsal bir karşı duruştur.

-Bu görünmezlik size özgürlük mü veriyor, yoksa zaman zaman ağır bir yük mü oluyor?

Maskem aslında bir protestonun sembolü. Dünyada zulüm olmasın, insanlar barış içinde yaşasın istiyorum. Çocuklarımız ağlamasın, travmalarla büyümesin.

Ben yüzümü saklamıyorum; aslında kim olduğumu bilen biliyor. Ama bu maske bir mesaj olarak kalacak. Çünkü ben sanatın ve müziğin barış için güçlü bir ses olduğuna inanıyorum. Bizim istediğimiz tek şey barış.

Telif, sahiplik ve dijital çağın yeni sorunları

-Yapay zekâ ile üretilen şarkılar çok hızlı yayılıyor ve farklı versiyonları kolayca çoğaltılabiliyor. “Here Gulê”nin de farklı kişiler tarafından yeniden söylenip sahiplenildiğini gördük. Böyle bir dönemde eser sahipliği ve telif haklarını korumayı nasıl düşünüyorsunuz?

Evet, maalesef şarkı birçok kez izinsiz şekilde yüklendi ve paylaşıldı. Ama bizim ilk hedefimiz Kürtçe müziği dünyaya göstermekti ve bunu başarmış olmak ekibimizi gerçekten çok mutlu etti.

Tabii ki bir şarkı viral olup büyük kitlelere ulaşınca işin içinde farklı insanlar da ortaya çıkabiliyor. Şu anda bazı kişiler emeğimizi ve haklarımızı kullanmaya çalışıyor. Ancak bu konuyla ilgili hukuki süreci başlattık ve çok yakında gerekli cevabı hukuk ekibimiz aracılığıyla alacaklar.

“Zindan û Jiyan” ve yeni çalışma

-Son çalışmanız “Zindan û Jiyan”dan da söz edelim. Bu eser nasıl ortaya çıktı ve dinleyiciye hangi duyguyu ya da mesajı vermeyi amaçlıyor?

Zindan û Jiyan aslında hayatın bazen bir tür hapis gibi hissedilebileceğini anlatıyor. Bu eserle hikâyemiz de burada başlıyor diyebiliriz.

Ama aynı zamanda bu “zindanları” geride bırakıp dünyaya farklı bir gözle bakmamız gerektiğini vurguluyor. Herkesin içinde bir ışık var ve herkesin kendi kaderi var. Önemli olan, doğruyu ve güzeli seçerek o yolda ilerlemek.

"Kürt müziğini Hollywood'a taşımayı hedefliyorum"

-Kürt müziğinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Yapay zekâ sizce yeni bir dönemin kapısını mı açıyor, yoksa geleneksel müziği tehdit eden bir unsur mu?

Kürt müziğinin geleceğinin çok büyük olacağına inanıyorum. Tarihe baktığımızda son yıllarda zaten çok önemli adımlar atıldı.

Benim en büyük hedeflerimden biri Kürt müziğini Hollywood’a taşımak. Bunu bir tehdit olarak görmüyorum; aksine daha fazla üretimin olacağı yeni bir dönem olarak değerlendiriyorum. Çünkü artık bu sesleri bulmak, özellikle İngilizce ve Afrika kökenli dinleyiciler için de daha erişilebilir hale geliyor. Bu da Kürt müziğinin dünyaya yayılmasını hızlandıran bir süreç yaratıyor.

"Beni en çok Rûdaw’ın gösterdiği ilgi mutlu etti"

-“Here Gulê”nin dünyanın farklı yerlerinden dinlenmesi sizi en çok hangi açıdan şaşırttı? Size gelen en unutamadığınız mesaj neydi?

En çok mutlu eden şeylerden biri Rûdaw’ın gösterdiği ilgi oldu. Zamanla şunu da fark ettim; farklı ırklardan ve Kürtçe bilmeyen insanlar da şarkıyı dinleyip sahipleniyor. Bu da müziğin aslında dil sınırlarını aşabildiğini bana bir kez daha gösterdi.

Yeni projeler: 'HÎVA projesi çok daha büyüyecek'

-Bundan sonra Paix’i nasıl bir projede göreceğiz? Dinleyicileri bekleyen yeni çalışmalar var mı?

Bu sene HÎVA projesi çok daha büyüyecek. Şu an onun üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyoruz ve projeyi daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz.

Genç sanatçılara mesaj: AI ve dijital araçları kullanın

-Bugün genç Kürt sanatçılara ya da üretmek isteyen gençlere vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Gençlere en önemli tavsiyem, mutlaka bir enstrüman öğrenmeleri. Bugün internet sayesinde neredeyse her enstrümana ulaşmak ve öğrenmek mümkün. Bunun yanında müzik okullarına gitmek de çok değerli.

Ayrıca Suno gibi yapay zekâ araçları ya da farklı müzik programlarıyla çalışmaya başlamalarını öneririm. Çünkü müzik dünyasında ve büyük şirketlerde çok hızlı ve büyük gelişmeler yaşanıyor.

Bu yüzden hem geleneksel müzik bilgisini hem de yeni teknolojileri bir araya getirmek çok önemli. AI ve dijital araçlar, doğru kullanıldığında gençler için büyük bir fırsat sunuyor.