LGBTİ bireyi olan ve kendini biseksüel olarak tanımlayan Kürt şarkıcı Semyani Perizade (38) “Bakur doğumluyum. Şehri söylemek istemiyorum zira biz zaten çok bölünmüş ve ayrıştırılmış bir milletiz” dedi.
Saçlarını kazıttığı için kendisine aşırı tepki gösterildiğini belirten Perizade, ilk etapta içten geldiğini ve engel olamadığı bir tavrın sonucunda saçını kazıttığını söyledi.
“Amazon Kürt Kadını” olarak nitelendirilmesine ilişkin ise Semyani Perizade, “Amazon Kürt Kadını’nın biz Kürtler’deki karşılığı ‘Jin Jîyan Azadî’ dir. Fakat dillere pelesenk olup içini de boşalttıkları için yeni bir söylem geliştirmeyi ve markalaşma sürecimde de ‘Jin Jîyan Azadî’ söyleminden prim edinmeye çalıştığım yaftası yapıştırılmasın diye göstermiş olduğum bir refleksti” diye konuştu.
Süleymaniyeli şarkıcı Sandra ile çektiği “I AM FIRE” düet şarkısıyla gündeme gelen Perizade, “Gönlümde yatan Kürtçe müzik yapmaktı. Kürtçe söz değil sadece evrensel müziği Kürt motifleri ile zenginleştirmek gayesindeyim" ifadelerini kullandı.
Semyani Perizade Rûdaw’ın sorularını yanıtladı…
Bakur doğumlu olduğunuzu belirtiyorsunuz. Doğduğunuz kentin adını söylememenizin nedeni nedir?
Evet, Bakur doğumlu olduğumu söylüyorum ve şehri söylemek istemiyorum. Zira çok bölünmüş ve ayrıştırılmış bir milletiz. Hiç değil ise bu kısımda bölünmek taraftarı değilim.
“Biz Kürtler biraz sert yaşıyoruz”
Çocukluğunuzdan söz edermisiniz?
Ortadoğulu Kürt bir ailenin kızıyım. 11 çocuklu bir ailenin en küçük üyesiyim. Prensesler gibi bir çocukluğum, cennet gibi bir babam vardı benim. Fakat ne zaman ki büyüdüm feodalitenin duvarlarına tosladıktan sonra işin rengi değişti ve prenses dik başlı savaşçı kıza dönüştü…Elimde değil! Çocukluğumdan beri farklıydım ve hep öyle olacağım. Hep bir dik duruşum vardı. Çünkü ben babasının kızıydım. Bu da mevzunun ironik kısmı. Ona benzeyip ona karşı olmak. Sanırım ebeveyn ve çocuk olma rollerinin gerekliliğini yaşadık. Biz Kürtler biraz sert yaşıyoruz. Çünkü biz Kürt’üz. Duygularımızı en yoğun ve kıvamlı şekilde yaşarız. Çatışmalarımızın da en sert şekilde yapılması zorunluydu!
Saçınızı kazıtma nedeniniz? Vücudunuzdaki dövmeler de oldukça dikkat çekici…Anlamları var mı?
Saçımı neden kazıttığım sorusu bana sık sorulan bir soru. Saçımı kazıttığım için bana aşırı tepki gösteriyorlar. İlk etapta içten gelen ve engel olamadığım bir tavırdı -Bu arada sadece Kürtler için değil, Türkler için de fazla gelen bir tavır bu- Evet bu bir tavırdı... Kadınlığıma bindirilen yüklerin saçlarımda mânâ bulmasına, hayatın çirkinliğine, zamanın hainliğine karşı saçlarımı kazıdım. Hayatımın farklı evrelerinde yıkılan her “masumiyet kalemde” vazgeçtim saçlarımdan. Çünkü ben bir “porkur”dum. Kayıplarıma karşı reaksiyonum bu topraklardan geçmiş diğer Kürt kadınlarından farklı değildi!
Güzellik faşizmine ve şekilciliğe karşı gelinen bir aşamadan sonra eylem halini aldı. İnsanların samimiyetsiz, şekilci olmaları ve şekil şemalle insan seçmelerine karşı vazgeçmiştim saçlarımdan. Kendimce tepkim böyle ifade buluyordu. Çünkü ben babasının dik duran kızıydım. Bana karşı gösterilen tavırlara, “Kadınlığı sizlerden öğrenecek değilim, ben saçsızda güzel bir kadın olabilirim!” karşılığını verdim. Bu coğrafyanın her kadını kadar saçının yükünü taşıyıp bunu terk etmeyi başarmış, görünür LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender, intersex) bireyiyim.
Çoğu kez LGBTİ bireyi olma ihtimalimi şeklimle özdeşleştirip erkekleşmeye çalıştığım düşünülüp sözde anlayış geliştirdiklerini düşünenler saçma şakalar da yapmadı değil! Buna karşı en koyu kırmızı rujumu ve ojemi sürüp gururla çıktım insanların karşısına. Kulaklarım lâyık olduğum ve hakettiklerimi duyuyor, diğer parazit seslere sağır hale gelmişim. Şimdilerde yaşadığım muhitte herkes beni tanır, sever, sayar. Ben de kalbinde, tavrında sevgi olan her varlığı seviyorum.
Vücudumdaki her dövme kazandığım savaşların göstergesidir. Sert bir psikolojik ve duygusal savaştan galip çıkmamın birer simgeleridir. Ve tabii kafamdaki canım dövmelerim, kadınlığımı taçlandırdığım çiçeklerimdir. Ben geleneksel motifleri çok sevdiğim için hep mandala çalıştım vücuduma. Mandala kelimesi, Doğu dillerinde “enerjiyi saklayan kap” anlamına geliyor. Yani mandalayı yaparken ki hisleriniz, dileklerinizin bu mandala tarafından tutulduğuna inanılıyor. Güzel enerjiler yüklediğiniz bir mandalayı tılsım gibi üzerinizde taşımayı ya da duvarınıza asmayı tercih edebilirsiniz. Ben üzerimde taşımayı tercih ettim.
Kalbimin üstündeki dövme hariç, o da sevdiğim kız ile ortak dövmemiz. Ortak dövmemiz Sakura, doğum ve ölüm döngüsünü simgeliyor. Samuraylar için felsefi bir özellik taşır. Yaşamın en keyifli ve doyumlu anında bile, bir anda hayatlarının sona ereceğini ve aniden bu çiçekler gibi dallarından kopacaklarını düşünürler. Hem hayatın güzelliklerini ve yaşama sevincini, hem de hiç umulmadık bir anda ölümün gelebileceğini hatırlatırlar. Bu da hep diri kalmak ve değer bilmek adına önemsediğimiz özel bir simge aramızda.
LGBTİ bireyi olduğunuzu söylediniz. Lezbiyen misiniz?
Hayır ben biseksüelim.



