Kürt siyasetçi ve eski Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanı Abdulbasit Sieda, Dilbixwin Dara'nın sorularını yanıtladı
Kürt siyasetçi ve eski Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanı Abdulbasit Seyda, şu aşamada Suriye'deki mevcut yönetimin gideceğine dair bir işaret bulunmadığını, Arap ve Batılı ülkelerin mevcut gerçekliğe göre hareket ettiğini belirterek, siyasette "hiçbir şeyin garantisi olmadığını" vurguladı.
Abdulbasit Seyda, Rûdaw TV’de Dilbixwin Dara'nın sunduğu 19:00 Rojava bültenine konuk oldu.
Seyda, bölgedeki dengelerin daha çok "ABD ve Avrupa ekseni" etrafında şekillendiğini, dünyanın ve Arap ülkelerinin Suriye'deki mevcut durumla günlük olarak temas halinde olduğunu ifade etti.
Bu nedenle şu anda bu sürecin sona ereceğine dair bir belirti görünmediğini aktaran Seyda, bölgenin henüz krizden çıkmadığını ve özellikle İran'daki durum ile bunun bölgeye etkileri göz önüne alındığında ani değişimlerin yaşanabileceğine dikkat çekti.
Kürt siyasi taraflarına uyarılarda bulunan Kürt siyasetçi, "Kürtler durumun aynı mı kalacağını yoksa değişeceğini mi görmek için sadece beklememeli. Siyasette sadece beklerseniz çok şey kaybedersiniz" dedi. Seyda, Kürtlerin yaşanan gelişmelere karşı proaktif bir şekilde hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Suriye'deki "Kürdistan" ismine de değinen Abdulbasit Seyda, bu ismin Kürt olmayan kesimleri genellikle korkuttuğuna işaret ederek, "Suriye Kürdistanı"nın tarihi ve coğrafi bir gerçeklik olduğunu, belgelerin de bunu kanıtladığını ve hiç kimsenin bu gerçeği görmezden gelemeyeceğini dile getirdi.
Kürt siyasetçi ve eski Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanı Abdulbasit Seyda, Dilbixwin Dara'nın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Öncelikle hoş geldiniz. Dr. Abdulbaset Seyda, uzun yıllar sonra sizi konuğumuz olarak görmekten mutluluk duyuyoruz.
Abdulbaset Seyda: Çok teşekkür ederim Dilbixwin Bey. Size, çalışma ekibinize ve tüm izleyicilere selamlarımı iletiyorum.
Rûdaw: Siz hem bir akademisyen hem de deneyimli bir siyasetçisiniz. Şam'daki mevcut yönetim, Ahmed Şera başkanlığında kalıcı olur mu, olmaz mı?
Abdulbaset Seyda: Bu önemli bir soru. Bence bir yıldan uzun süredir "kalacak mı, kalmayacak mı?" diye tartışılıyordu. Ancak bugün duruma baktığınızda, dünyadaki konjonktürün daha çok Amerika eksenli olduğunu görüyorsunuz. Yani bugün bölgemizde çizilen sınırları daha çok ABD, Avrupa veya diğer güçler belirliyor. Hepsi Şam yönetimiyle iletişime geçiyor ve müzakere ediyor; her geçen gün Arap ve diğer ülkeler de onlarla muhatap oluyor. Yani şu an için gideceklerine dair bir emare görünmüyor.
Fakat siyasette hiçbir şeyin garantisi de yoktur. Çünkü bölgemiz henüz krizleri atlatmış değil. İran meselesi kapıda; İran'da halkın ayaklanıp ayaklanmayacağı, bunun bölgemize olası etkilerinin ne olacağı gibi birçok soru işareti bulunuyor. Ama benim için daha önemli olan biz Kürtlerin durumunun ne olacağıdır. Bu durumla nasıl başa çıkacağız? Acaba yönetimin kalıp kalmayacağını izlemekle mi yetineceğiz? Bence siyasette böyle bir meselede sadece beklemek, insana çok şey kaybettirir.
Rûdaw: Doktor, takip ettiğim kadarıyla henüz yüzde yüz net bir tutum veya talep ortaya koymadılar. Sizce Suriye devleti sınırları içerisinde örneğin "Suriye Kürdistanı" adıyla Kürdistan'ın bir parçası var mı?
Abdulbaset Seyda: Olmaz olur mu? Biz bu konuda çok şey yazdık; bunun bir tarihi var, haritası var. İstanbul'daki bir forumda da bahsetmiştim, burada da tekrarlayayım: "Kürdistan" kelimesi daha çok ideolojik açıdan fazlasıyla kullanılmış ve abartılmış bir kelime. Söylediğinizde Kürt olmayanlar biraz ürküyor. Hâlbuki "Kürtlerin ülkesi", "Kürt bölgesi" veya Arapça tabirle "Kürt bölgeleri" dediğimizde son derece normal ve sosyolojik bir tanım. Tarihe ve belgelere baktığınızda oranın Suriye Kürdistanı olduğunu görürsünüz. Bu bir gerçektir ve kimse buna göz yumamaz.
Rûdaw: Çünkü Şam'a giden birçok kişi genellikle bunu görmezden geliyor, değil mi?
Abdulbaset Seyda: Evet. Birkaç gün önce bir Suriye televizyonunda bana bu soruyu sordular. Orada da söyledim: "Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Sevr ve Lozan gibi antlaşmalar oldu. O dönemde Kürdistan'ın üçe bölündüğünü söylüyorlardı; kastettikleri Suriye, Irak ve Türkiye idi. Ancak daha önce Safeviler ve Osmanlılar Rojhılat (İran) üzerinde anlaşıp orayı zaten bölmüşlerdi." Konuya hakim olmayan biri bana, "Bak sen Kürdistan üç parçadır dedin" deyince, "Hayır, o Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraydı. Öncesinde o parçalar dörttü; Safeviler ve Osmanlılar kendi aralarında paylaşmışlardı" yanıtını verdim.
Rûdaw: Takip ettiğim kadarıyla şu an Suriye'de geçici bir anayasa var ve bu anayasada Kürtlerin ulusal ve siyasi hakları tanınmamış durumda. Kürtler genel olarak bu metnin dışında kaldı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Suriye için nasıl bir anayasa gerekli?
Abdulbaset Seyda: Bahsettiğiniz metin aslında kendi başına bir anayasa değil, daha çok anayasal bir geçici bildirge niteliğinde. Genellikle bir hükümet düştüğünde işleri yürütmek için böyle geçici bir metin çıkarırlar. Bu anayasa değildir ve bu geçici bildirgeler çokça eleştirildi. Sadece Kürt meselesinde değil, pek çok konuda, özellikle Suriye'de gücün nasıl dağıtılacağı hususunda ciddi eksiklikler barındırıyor. Ancak bugün bir müzakere aşamasıyla karşı karşıyasınız. Örneğin Demokratik Suriye Güçleri (DSG) sahada varlığını koruyor ve bu yönetimle diyalog, müzakere yürütüyor.
Şu an 13 Numaralı Kararname'yi çıkardılar. Bence bu kararname her şeyi çözmüyor ama temel meselelere değiniyor. Baas yönetiminin 1963'te başlayan iktidarından bu yana ilk kez "Suriye'de Kürtler vardır" vizyonunun oluşması çok önemli. Eskiden Kürtlerin varlığını reddediyorlardı. Şam'da katıldığım bir seminerde de söyledim; Baas anayasasında tüm bölgenin Arap ülkesi olduğu, Arap olmayanın adeta dışlandığı bir zihniyet vardı. Ama şimdi bu kararname ile Kürtlerin bu toplumun bir parçası ve temel bir milleti olduğu, Suriye'de kültürel haklara sahip oldukları vizyonu ortaya konuyor. Bu, zihniyette yaşanmış ciddi bir değişimdir.
Biz Kürtler de bunun üzerine inşa etmeli ve adım atmalıyız. "Bekleyelim, onlar bize bütün haklarımızı tam olarak versin" demek olmaz. Kendi hakkınızı talep etmezseniz siyasette kimse kimsenin babası değildir. Herkesin bildiği size ait bir ev başkasındaysa ve size verilmiyorsa, gidip dava açarsınız; bu da bir milletin hakkı için geçerlidir.
Rûdaw: Dil meselesi çok önemli. Bugün de Anadil Günü. Sizce Kürtçe, Rojava'da nasıl bir statüde olmalı? Nerede resmi dil, nerede ikinci dil olarak kabul edilmeli?
Abdulbaset Seyda: Bu meseleyi incelediğimizde bölgemizdeki Irak Kürdistan Bölgesi deneyimi göz önündedir. Nüfusun çoğunluğu Kürt olduğunda kendi dillerinde eğitim alabiliyorlar ve dilleri resmi dil oluyor. Elbette bir dille fizik, kimya, coğrafya anlatılması zaman ve kurumsallaşma isteyen bir süreç. Bence Kürtler kendi bölgelerinde eğitim dili tercihini kendi yapmalı ve "Biz Kürtçe eğitim almak istiyoruz" deme hakkına sahiptir. Arapça eğitim almak isteyenler için de tıpkı resmi ve ana dilmiş gibi okullar tahsis edilebilir.
Kısa bir süre önce Şam'daydım. Suriye resmi haber ajansı SANA'ya gittim ve Kürt bölgelerinden gelen 20 Kürt gencinin Kürtçe haber hazırlayıp çalıştığını gördüm. Bir zamanlar Suriye televizyonlarında tek bir Kürtçe kelimenin bile yayınlanacağına kim inanırdı? Kitap fuarlarına gidiyorsunuz, Kürtçe bölümleri var ve insanlar ilgi gösteriyor. Bu adımların üzerine inşa ederek ilerlemeliyiz. Bunun için vizyon ve çalışma gerekiyor.
Rûdaw: Siyasi vizyondan bahsetmişken; Rojava'ya özerklik verilmesini, yani orada Kürtlere ait özerk bir bölge olmasını destekliyor musunuz?
Abdulbaset Seyda: Otonomi veya özerklik dediğiniz şeyin içi nasıl doldurulacak, asıl mesele bu. Muhalefet döneminde biz bu konuları çok tartıştık. O dönem Suriye Kürt Ulusal Konseyi genişletilmiş idari ademi merkeziyetçilikten, federasyondan ve siyasi ademi merkeziyetçilikten bahsediyordu. Bazen insanlar belli bir isme takılıp kalır ve asıl hedefi unutur. Gücü ve yönetimi elinize aldığınızda, adın ne olduğu çok da önemli değildir. Bazen isim krizin kendisi haline gelebilir. Önemli olan siyasette ismin ötesine geçip eğitim, sağlık, yerel yönetim (belediye) gibi politikaları kendi bölgemizde kendimizin belirleyebilmesidir. Adını ister otonomi koyun ister başka bir şey. Ancak Saddam'ın Kürtlere verdiği gibi, içi boşaltılmış bir otonomiden bahsetmiyoruz elbette.
Rûdaw: Şahsınızla ilgili bir soru sormak istiyorum. Size Suriye'de veya Rojava'da herhangi bir idari, hükümet ya da akademik görev teklif edildi mi?
Abdulbaset Seyda: Birçok kişi bana bu soruyu soruyor. Ancak şunu belirtmeliyim ki ne yaşım ne de sağlığım bir görev almama elverişli değil. Nesiller değişti. Şam'da kendi gençlerimizi gördüm; yetenekleri, teknoloji ve dil becerileri bizim çok ötemizde. Bizim devrimiz geçti, artık onların zamanı. Bugün Suriye'deki mevcut yönetime baktığınızda yaş ortalamasının 40 civarında olduğunu görürsünüz. Fakat Kürt Ulusal Konseyi'nin yaş ortalaması 60-70 civarında. Devir değişti. Bize düşen görev; sahip olduğumuz tecrübeyi ve ilişkileri milletimizin ve gençlerimizin hizmetine sunmaktır. Dışarıdan destek olmak en doğrusudur.
Rûdaw: Yani size bir görev teklif edilmedi ve siz de talep etmiyorsunuz?
Abdulbaset Seyda: Hayır, resmi bir teklif yapılmadı. Belki içten içe Arapça tabirle "nabız yoklamak" isteyenler olmuştur ama ben açıkça hiçbir görev istemediğimi belirttim.
Rûdaw: Ancak yine de tecrübe ve fikirlerinizi en iyi şekilde sunmaya devam edebilirsiniz.
Abdulbaset Seyda: Evet, tecrübemi sunmaya hazırım. Bunun için insanın mutlaka bir makam sahibi olması gerekmiyor.
Rûdaw: Çok teşekkür ederiz. İsveç'in Uppsala kentinden siyasetçi ve akademisyen Dr. Abdulbaset Seyda yayın konuğumuzdu.
Abdulbaset Seyda: Ben teşekkür ederim.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın