Fuad Hüseyin'den Rûdaw'a: DSG ve Şam arasında diyalog için Batı’dan destek istedim
Irak Dışişleri Bakanı ve Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) Cumhurbaşkanı adayı Fuad Hüseyin, Rûdaw'a verdiği özel mülakatta hem Irak'ın iç siyasetine hem de bölgedeki kritik gelişmelere dair açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanlığı yarışı ve KYB ile uzlaşı arayışı
Fuad Hüseyin, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaylığının devam ettiğini ve geri çekilme iddialarının "propaganda" olduğunu vurguladı. KDP ve KYB arasındaki adaylık krizine dair hala bir uzlaşı umudu olduğunu belirten Hüseyin, KDP'nin cumhurbaşkanlığı makamı karşılığında Bağdat'taki tüm bakanlık ve meclis başkan yardımcılığı gibi pozisyonlarını KYB'ye devretmeye hazır olduğunu ifade etti. Seçimin ilk turda sonuçlanmayacağını ve 220 oy şartı nedeniyle yarışın ikinci tura kalacağını öngörüyor.
Suriye'deki gelişmeler ve Rojava’da insani kriz riski
Rojava’da yaşanan çatışmalardan büyük endişe duyduklarını belirten Bakan Hüseyin, özellikle Haseke ve diğer Kürt bölgelerine yönelik saldırıların yeni bir göç dalgasını tetikleyebileceği konusunda uyardı. Çatışmaların devam etmesinin hem Irak hem de bölge güvenliği için büyük bir insani kriz yaratabileceğini belirterek, tüm tarafları diyalog ve ateşkesin korunmasına çağırdı.
Rojava’da Suriye Arap Ordusu ile DSG arasındaki ateşkese ilişkin de konuşan Hüseyin, “Ben de Amerikalı, Avrupalı ve hatta Körfez yetkilileriyle yaptığım temaslarda, ateşkesin sürmesi ve DSG ile Suriye hükümeti arasındaki sorunların diyalogla çözülmesi için destek istedim; çünkü doğru yol budur” dedi.
IŞİD tutukluları: 8-12 bin terörist büyük bir tehdit
Hüseyin, Suriye’de DSG kontrolündeki hapishanelerde bulunan 8 bin ile 12 bin arasındaki IŞİD teröristinin durumunu "saatli bomba" olarak nitelendirdi. Bazı aşiretlerin bu tutukluları serbest bırakma ihtimalinden veya teröristlerin kaçmasından duyulan endişeyi dile getiren Hüseyin, bu kişilerin (özellikle Iraklı olanların) güvenli bir şekilde Irak hapishanelerine nakledilmesinin ilkesel olarak tartışıldığını ancak bunun ciddi bir maliyet ve güvenlik altyapısı gerektirdiğini söyledi.
İran-ABD gerilimi ve arabuluculuk rolü
İran ile ABD arasındaki krizin "çok büyük" olduğunu ifade eden Hüseyin, şu an için taraflar arasında doğrudan bir müzakere süreci bulunmadığını belirtti. Irak'ın arabuluculuk yapma isteği olsa da, ABD tarafında henüz bir oturum kararı olmadığını, İran'ın ise ön koşulsuz görüşmeye açık sinyaller verdiğini ifade etti. Bölgedeki gerilimin "soğumadığını", aksine sözlerin mermiye dönüştüğü bir psikolojik savaş ortamının yaşandığını vurguladı.
Irak’ın İç siyaseti ve anayasal boşluklar
Bakan Hüseyin, Irak'ın en büyük sorununun anayasal maddelerin yasalaşmaması olduğunu belirtti. Halen Saddam döneminden kalma yasaların uygulanmasının demokratik işleyişi engellediğini savunan Hüseyin, Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Petrol ve Gaz Yasası gibi hayati yasaların çıkarılması için öncülük edeceğini vaat etti.
Irak Dışişleri Bakanı ve KDP'nin Cumhurbaşkanı adayı Fuad Hüseyin Rûdaw TV’den Senger Abdulrahman’ın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Ben Bağdat’tayım. Irak Parlamentosu’nun cumhurbaşkanı seçimi için salı günü yapacağı oturumun ertelenmesine yönelik bir hareketlilik hissediyorum. Oturum ertelenecek mi?
Fuad Hüseyin: Aslında böyle bir öneri var ve bu konu tartışıldı. Bu öneri hem KYB hem de KDP tarafından dile getirildi. Şii liderler de bu öneriyi sundular; sanırım toplantı ertelenecek.
Rûdaw: Ne zamana?
Fuad Hüseyin: Bildiğim kadarıyla pazar gününe.
Rûdaw: Sayın Hüseyin, KDP’nin adayı olarak bu yarışta kalmaya devam edecek misiniz?
Fuad Hüseyin: Evet.
Rûdaw: Çünkü bugün bazı sayfalarda çekildiğinize dair haberler gördüm, gerçi pek inanmamıştım.
Fuad Hüseyin: Çekilmedim, bu konuda çokça propaganda yayılıyor.
Rûdaw: Sayın Hüseyşin, cumhurbaşkanı olmak için gerekli koordinasyona ve desteğe sahip misiniz?
Fuad Hüseyin: Kimin desteğine?
Rûdaw: Milletvekillerinin, grupların?
Fuad Hüseyin: Ben bu süreçte herkesle; tüm partilerle, liderlerle ve gruplarla yoğun temas kurdum. Parlamentoya gittim ve milletvekillerinden yüzlerce mesaj aldım. Doğrusunu söylemek gerekirse, Allah'a şükür halk hem itibarımızdan hem işlerimizden hem de geçmişimizden bahsediyor. Çok şükür durumum iyi.
Rûdaw: İlk turda rekabetin sizin lehine sonuçlanacağını öngörüyor musunuz?
Fuad Hüseyin: Henüz bekleyip göreceğiz. Ancak ilk turda 220 oy gerekiyor ve 18 aday var. Oylar bölüneceği için ilk turda kimsenin seçileceğini sanmıyorum, iş ikinci tura kalır.
Rûdaw: İkinci tura kimler kalır?
Fuad Hüseyin: Şu an bir şey söyleyemem ama ikinci tura kalacağıma dair kendime güvenim tam.
Rûdaw: İkinci turda ne olur?
Fuad Hüseyin: Bilmiyorum, o milletvekillerinin kararıdır. Parlamento adına karar vermek zordur, bu kararı parlamento üyelerine bırakıyorum.
Rûdaw: Parlamento üyeleri mi yoksa siyasi gruplar mı?
Fuad Hüseyin: Her ikisi de. Ben Bağdat’tayım; hem siyasi partileri hem liderleri hem de milletvekillerini yakından tanıyorum. Bağdat’ta şöyle bir durum var: Bazı siyasi güçler liderlerinin kararlarına sıkı sıkıya bağlıdır, ancak bazı gruplarda milletvekilleri liderlerine o kadar da bağlı değil. Yani karar verme ve oy kullanmada özgürler; bu da durumu değiştiriyor.
Rûdaw: Yani gözünüz her iki tarafta da mı?
Fuad Hüseyin: Gözüm milletvekillerinde, gruplarda ve siyasi güçlerin liderlerinde. Her düzeyde çalışma yürütmek gerekir ve biz de bunu yaptık.
Rûdaw: Sayın Hüseyin, neden KYB ile veya diğer Kürdistani güçlerle ortak bir aday üzerinde anlaşılamadı?
Fuad Hüseyin: Ben Kürt siyasi güçlerinin tek seste birleşmesi gerektiğine inanıyorum. Kürdistan’da da tek ses olmalarını isterim ama Bağdat’ta bu bir zorunluluktur. Maalesef gerçek şu ki şu ana kadar tek ses olamadık ve birlikte hareket edemedik. Gelecek üç-dört gün içinde bir anlaşmaya varılır mı bilmiyorum ama hala bir uzlaşı umudu var.
Rûdaw: Kiminle?
Fuad Hüseyin: KYB ile.
Rûdaw: Ne üzerine?
Fuad Hüseyin: Tek bir adayımızın olması üzerine. Eğer bu anlaşmaya varırsak bu çok iyi bir iş olur.
Rûdaw: Bu durum başka şeylerle mi bağlantılı?
Fuad Hüseyin: Şununla bağlantılı: Eğer bir anlaşmaya varırsak, KDP, cumhurbaşkanlığı karşılığında elindeki diğer makamları KYB’ye devretmeye hazır.
Rûdaw: Yani eğer ortak aday siz olursanız ve KYB adayından vazgeçerse mi?
Fuad Hüseyin: Evet. Yani KDP ve KYB bir aday üzerinde anlaşırsa, bunun karşılığında KDP’nin Bağdat’ta sahip olduğu mevkiler onlara verilecek.
Rûdaw: Meclis Başkan Yardımcılığı da dahil mi?
Fuad Hüseyin: Evet, hepsi. Elimizde ne varsa.
Rûdaw: Diğer bakanlıklar da mı?
Fuad Hüseyin: Sahip olduğumuz tüm pozisyonlar. Elimizde ne var? Başbakan Yardımcılığı, Maliye Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, İmar ve İskan Bakanlığı ve Meclis Başkan Yardımcılığı.
Rûdaw: Yani bunların hepsi KYB’nin olsun, onlarınkiler de sizin mi?
Fuad Hüseyin: Onların neyi var ki?
Rûdaw: Bu teklifi KYB’ye resmi olarak ilettiniz mi?
Fuad Hüseyin: Resmi olarak da söyleyeceğiz, resmi olarak da onlarla tartışacağız.
Rûdaw: Yani KDP’nin elindeki diğer tüm makamlar, cumhurbaşkanlığına karşılık KYB’ye mi verilecek?
Fuad Hüseyin: Evet, bu doğrudur.
Rûdaw: Sizce KYB buna razı olur mu?
Fuad Hüseyin: Onu bilmiyorum.
Rûdaw: Razı olmazlarsa ne olur?
Fuad Hüseyin: Razı olmazlarsa, parlamentoya rekabet halinde gireriz demektir.
Rûdaw: Peki ya KYB, "Bizim tüm makamlarımız sizin olsun ama siz cumhurbaşkanlığından vazgeçin" derse?
Fuad Hüseyin: KYB’nin neyi var? Hayır, onların her şeyi olsun, cumhurbaşkanlığı onlarda biz de değil.
Rûdaw: Demek istediğim, şu an cumhurbaşkanlığı zaten onlarda, en azından fiilen?
Fuad Hüseyin: Hayır, Sayın Latif (Reşid) bizim yardımımız ve desteğimizle cumhurbaşkanı oldu. O dönemde Maliki, Halbusi ve Falih Feyyaz son ana kadar ona karşıydılar. Makamı kazanınca hemen açıklama yapıp "O KYB’lidir" dediler. Biz de "Biz zaten KDP’lidir demedik" dedik. Yani sonuçta KYB adına cumhurbaşkanı oldu ama KDP ve diğer Arap siyasi güçlerin desteğiyle.
Rûdaw: Şunu kastediyorum: Eğer onlar Adalet Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı’nı cumhurbaşkanlığına karşılık KDP’ye vermeyi teklif ederlerse KDP razı olur mu? Yani sizin teklifinizi tersine çevirsek.
Fuad Hüseyin: Güzel, o zaman cumhurbaşkanlığının bize verilmesi gerekir. Yani o iki bakanlığı da bize verirlerse, KDP’nin dört bakanlığı olur. Onlar böyle bir teklifte bulunmadılar ama yaparlarsa o zaman düşünürüz.
Rûdaw: Sayın Hüseyin, başka bir ihtimal daha var; mevcut 18 adaydan bazıları KDP ve KYB arasındaki anlaşmazlıktan faydalanıp aradan sıyrılmayı bekliyor. Böyle bir şey öngörüyor musunuz?
Fuad Hüseyin: Bunun başarılı olacağına inanmıyorum. İyi insanlar var aralarında ama bu rekabet ve diyalog sürecinde mesele KYB ve KDP arasındadır. Ya kendi aralarında bir kişi üzerinde anlaşırlar ya da anlaşmazlar. Siz "şu şuna karşılık" diyorsunuz; peki sunacak hiçbir şeyi olmayan diğerlerinin akıbeti ne olacak?
Rûdaw: Cumhurbaşkanı olursanız Irak’a ne vaat ediyorsunuz?
Fuad Hüseyin: Ben 2003’ten beri Bağdat’tayım. Önce Eğitim Bakanlığı sorumlusuydum, sonra Yönetim Konseyi üyesi oldum. Daha sonra Kürdistan’dayken Bölge Başkanlığı Divan Başkanı olarak Bağdat dosyası ve siyasi taraflarla ilişkiler neredeyse tamamen bendeydi. Sorunları gördüm, okudum ve çözümleri üzerine düşündüm; hem o zaman hem de şimdi cumhurbaşkanı adayı olarak. Eğer o makama gelirsem, bir cumhurbaşkanı çok şey yapabilir. Bazıları bu makamın sadece sembolik olduğunu sanıyor; evet protokol yönü var ama yürütme görevi de çoktur. Anayasal çerçevede cumhurbaşkanlığı siyasi bir konumdur. Ülke içinde sorunlar varken Kürdistan Bölgesi ile Irak arasındaki sorunlar veya partiler arası krizler gibi cumhurbaşkanının görevi insanları toplamak, çözüm üretmek ve tarafları birbirine yakınlaştırmaktır. Ayrıca anayasayı koruma görevi vardır; anayasaya aykırı bir durum olduğunda sesini yükseltmelidir. Siyasi konumu gereği dünya liderleriyle ilişkiler kurabilir.
Rûdaw: Önceki cumhurbaşkanlarına yönelik bir eleştiriniz var mı?
Fuad Hüseyin: Ben eleştiri yapacak konumda değilim. Çünkü her cumhurbaşkanının döneminde dünya şartları farklıydı ve her birinin cumhurbaşkanlığına dair kendi anlayışı vardı. Ama kesinlikle aktif bir cumhurbaşkanı olacağım. Benim doğam böyledir; birincisi nerede görev yaptıysam önce oraya bağlı kaldım,ikincisi işime sadık oldum ve üçüncüsü aktif çalıştım.
Rûdaw: Dördüncüsü de hiç yorulmuyorsunuz.
Fuad Hüseyin: Sizin dediğiniz o özellik de var, teşekkür ederim. Günde yaklaşık 12-13 saat çalışıyorum.
Rûdaw: Buna şahitlik edebilirim, bazen gece saat 12’de sizi arıyorum ve görüşüyoruz.
Fuad Hüseyin: Evet, Allah'a şükür.
Rûdaw: Anayasadan bahsettiniz. Anayasaya nasıl bağlı kalacak ve onu nasıl koruyacaksınız?
Fuad Hüseyin: Bir sorunumuz var. Bağdat’taki çalışma deneyimimden hem 2003 sonrasındaki değişimler hem de 2005’teki yeni anayasa döneminden şunu anladım: Çok iyi bir anayasamız var ama birçok anayasal madde yasalaşmadı. Anayasal maddeyi yasaya dönüştürmediğinizde hukuki bir boşluk oluşuyor. Bu boşluğu ne dolduruyor? Eski yasalar. Eski yasalar neler? Çoğu Saddam Hüseyin döneminden kalma yasalar. Saddam döneminin yasaları; demokrasi, şeffaflık, serbest ekonomi ve federal bir yapı vaat eden bir anayasayla nasıl bağdaşabilir? Temel sorunumuz maddelerin yasalaşmamasıdır. İkincisi, ülkemizde anayasa bilinci düşük. Parlamento, hükümet ve partilerde bu bilincin artması gerekir. Uygulamadaki sorun şu: Bir maddeye uymak istediğinizde, o maddeyi icra edecek bir yasaya ihtiyaç duyarsınız ama o yasa yok. Bölge ile Bağdat arasındaki asıl anlaşmazlığın derinliğine indiğimde şunu gördüm: Kürdistan halkı anayasal haklarından bahsediyor ki bu doğrudur ve haklarıdır; ancak Bağdatlı yetkililer yasalardan bahsediyor. Onların bahsettiği yasalar eski, geçmişe ait yasalar. Kürdistan halkının bahsettiği anayasa doğru ama yasası çıkmamış. Bu anayasanın yasalaşması ve maddelerin mevzuatın temeli olması gerekir; çözüm budur. Örneğin petrol meselesi; doğrusunu söylemek gerekirse Kürdistan’da biz anayasayı gözetiyoruz, Bağdat’ta ise yasadan bahsediyorlar, o yasa da Saddam döneminden kalma.
Rûdaw: Gelecek parlamento döneminde Petrol ve Gaz Yasası’nın geçmesini öngörüyor musunuz?
Fuad Hüseyin: Eğer Allah nasip eder de cumhurbaşkanı olursam, kesinlikle öncelikli hedeflerimden biri Petrol ve Gaz Yasası’nı çıkarmak olacak. Çünkü cumhurbaşkanının yasa tasarısı sunma hakkı vardır.
Rûdaw: Birkaç kez revize edilmiş bir taslak var, onu mu kastediyorsunuz?
Fuad Hüseyin: O taslağın geçmişi 2007’ye dayanıyor ve sonrasında defalarca değiştirildi. Taslak olması sorun değil, mevcut taslaklardan yararlanılabilir. Ancak her halükarda, bu sorunun anayasal çerçevede ve hukuki yollarla çözülmesi için Petrol ve Gaz Yasası taslağının sunulması şarttır.
Rûdaw: Petrolden bahsetmişken, şu an Kürdistan petrolü sorunsuz ihraç ediliyor mu?
Fuad Hüseyin: Benim bilgilerime göre evet, devam ediyor. İhracat başladığında günlük 230 bin varildi ama dürüst olmak gerekirse şu an tam olarak ne kadar olduğunu bilmiyorum.
Rûdaw: 31 Mart’ta mevcut anlaşmanın süresi doluyor. Uzatılacağını düşünüyor musunuz? Anlaşma üç aylıktı; önce 31 Aralık’a kadardı, sonra 31 Mart’a uzatıldı.
Fuad Hüseyin: Öngörüm şu ki... Biliyorsunuz Bağdat ve Kürdistan Bölgesi’ndeki durum, bu sorunların hepsinin değilse de büyük kısmının çözülmesi için uygundur. Bununla birlikte, kendi doğam gereği bir şeyi somut olarak görmeden inanmam.
Rûdaw: Doktor Fuad, bu durum Erbil ile Bağdat arasındaki maaş ödemelerini etkiledi mi?
Fuad Hüseyin: Elbette. Görüşmeler yapılıp maaşlar sağlandığında bunun bir kısmı petrol meselesiyle ilgiliydi. Petrol ihraç edilirken petrol ve petrol dışı gelirler gündemdeydi ve hepsi birbiriyle bağlantılıydı. Maaş sorunu çözülünce doğal olarak petrol dışı gelirler konusu öne çıktı ve sanırım o da bir dereceye kadar çözüldü.
Rûdaw: Sizinle her röportaj yaptığımızda "Maaş konusunu sorma" diyorsunuz ama halk beklenti içinde, bu yüzden eminim ki siz...
Fuad Hüseyin: Hayır, halkın hakkıdır; kuşkusuz durum zor. Maaş konusu insanların yaşamıyla ilgili ve ben bunu anlıyorum.
Rûdaw: Her seferinde "Ben kendi işimle meşgulüm, o Maliye Bakanı’nın işi" diyorsunuz ama sizin de rolünüz var.
Fuad Hüseyin: Hayır, ben o meseleyle de ilgilendim. Çünkü maaşlar ne zaman kesilse konuya dahil oldum ve çözümün bir parçası oldum. Tabii ki Sayın Mesrur (Barzani), Sayın Kubad (Talabani), Sayın Awat ve heyetlerin rolleri oldu; ben de kendi rolümü oynadım ve en azından çözüm noktasında katkı sundum.
Rûdaw: İşte bu yüzden size her zaman maaş sorusunu soruyorum, çünkü rolünüzü biliyorum. Şu an Ocak ayı maaşlarında bir sorun var mı?
Fuad Hüseyin: Benim anladığım kadarıyla hukuki olarak Ocak ayı maaşlarında bir sorun yok. Çünkü şu anki maaş dağıtımı, yani mali politika "1/12 kuralına" dayanıyor. Bu da geçen yıl Ocak ayında maaşlar nasıl verildiyse bu yıl da aynı şekilde verilmesi gerektiği anlamına geliyor. Bu durum, teslim edilmesi gereken petrol dışı gelirler konusuyla da bağlantılıdır.
Rûdaw: Yanılmıyorsam son bir-iki gün içinde Irak Ekonomi Bakanlar Konseyi toplantısına başkanlık ettiniz?
Fuad Hüseyin: Hayır, katılmadım.
Rûdaw: Katılmadınız mı? Ama toplantı yapıldı mı?
Fuad Hüseyin: Toplantı yapıldı ama ben çok yoğun olduğum için takip edemedim ve katılamadım.
Rûdaw: Petrol dışı gelirler ve o 120 milyar dinar meselesi devam edecek mi, yoksa bir komisyon kurulup yeniden mi değerlendirilecek?
Fuad Hüseyin: Komisyon zaten var ama Ocak ayı maaşları verilmeli, yani süreci başlattılar. Eğer yeni bir anlaşmaya varmazlarsa, eski anlaşma olduğu gibi devam eder demektir.
Rûdaw: Sayın Doktor, Suriye’deki duruma ve oradaki atmosfere geçmek istiyorum. Irak, risklerin kendisine sıçramaması için ne yaptı?
Fuad Hüseyin: Genel olarak hepimiz, Bağdat’taki tüm yetkililer çok endişeliyiz. Bir güvenlik toplantısı yaptık, Başbakan ve ben de oradaydık; güvenlik raporları sunuldu. Suriye’deki durumdan, oradaki Kürtlerin durumundan ve IŞİD hapishanelerinden çok endişeliyiz. Benim anladığım kadarıyla, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) kontrolündeki o hapishanelerde yaklaşık 8 bin, bazılarına göre 12 bin terörist var. Kuşkusuz bazı bölgeler Suriye hükümetinin eline geçti; bazıları serbest bırakıldı, bazıları kaçtı. Haseke’deki cezaevinde olanlar çok kalabalık ve çok tehlikeliler; yani IŞİD’in lider kadrosu ve büyük teröristler. Binlerce kişiden bahsediyoruz. Onların kaçtığını veya serbest kaldığını, tekrar terör sahnesine döndüklerini düşünün. Büyük bir kısmı da Iraklı; bu Irak için, Suriye için ve bölge güvenliği için büyük bir tehlikedir. Bu yüzden konuyu titizlikle inceliyoruz. Ben de Amerikalı, Avrupalı ve hatta Körfez yetkilileriyle yaptığım temaslarda, ateşkesin sürmesi ve DSG ile Suriye hükümeti arasındaki sorunların diyalogla çözülmesi için destek istedim; çünkü doğru yol budur.
Rûdaw: Yani Irak Dışişleri Bakanı olarak ateşkesin uzatılmasında bir rolünüz mü oldu?
Fuad Hüseyin: Hayır, ama bu benim işim. Benim rolüm müydü bilmiyorum ama her tarafla temas kurduk ve bu ateşkesin sürmesini umuyoruz. Mesele, özellikle Haseke’de bir savaşa dönüşmemesidir. Eğer Haseke’de savaş çıkarsa birkaç şey olur: Birincisi, hapishanelerdeki o çok tehlikeli teröristlerin durumu. İkincisi, eğer bir askeri saldırı olursa sivil halkın tamamı kaçar. Peki nereye kaçarlar? Ya Irak’a ya da Kürdistan Bölgesi’ne gelirler. Bu da kış ortasında bizim için yeni bir göçmen ve mülteci krizi, yani insani bir kriz yaratır. Bunların hiçbirinin yaşanmamasını umuyoruz.
Rûdaw: Sayın Doktor, konuşmanızda IŞİD hapishaneleri ve liderlerinden bahsederken "serbest bırakılmaları" veya "salıverilmeleri" ifadesini kullandınız. Onları kim serbest bırakır? Yoksa kaçarlar mı?
Fuad Hüseyin: Öyle, eğer kendileri kaçarsa o başka bir konu ama...
Rûdaw: Irak hükümetinin, Suriye hükümetinin veya DSG’nin bu tutukluları serbest bırakacağına dair bir endişesi mi var?
Fuad Hüseyin: Biliyorsunuz bir-iki durum var; DSG’nin yanında birçok Arap aşireti vardı, onları silahlandırmıştı vs. O aşiretlerin tamamı şu an DSG’ye karşı. Yıllarca birlikteydiler ama şimdi karşı duruyorlar. Bazen kendileri inisiyatif alıyor; yani gidip bir hapishaneyi basıp oradakileri serbest bırakıyorlar, hatta bunu sanki kendi akrabalarını kurtarmışlar gibi yansıtıyorlar. Bu Suriye devletinin bir politikası olduğu anlamına gelmez ama orada böyle bir gerçeklik de var.
Rûdaw: Irak’ın asıl korkusu nedir?
Fuad Hüseyin: Birincisi, Suriye’nin istikrarsız olması ve savaşın sürmesinin güvenlik açısından bize etkisi. İkincisi, o tutuklu teröristler serbest kalırsa hemen IŞİD’e katılırlar; çünkü IŞİD hem Suriye’de hem Irak’ta hala var. Sınırda olduklarında ve 2000-3000 kadarı Iraklı olduğunda, kesinlikle Irak’a dönmeye çalışacaklardır. Ancak sınır hattı Irak ordusu ve güçleri tarafından kontrol ediliyor, bu yüzden işleri kolay değil; ama yine de her ihtimali hesaba katmak lazım, çünkü IŞİD geldiğinde neler olduğunu gördük.
Rûdaw: Örgütleri şu an Irak’ta hala var mı?
Fuad Hüseyin: Var ve mevcutlar. Örgütlenmeleri çok güçlü ve birçok yerde terör eylemi yapabilirler. Bu yüzden konuşurken hazırlıklı olmak gerekir, çünkü IŞİD ile acı bir tecrübemiz var.
Rûdaw: Doktor Bey, o tecrübe 12 yıl önceydi, 2014’te. Irak ordusu bu 12 yılda daha tahkim edilmiş değil mi?
Fuad Hüseyin: Hayır, ama daha tecrübeli ve bilgisi daha fazla. IŞİD gelip Musul’u, ardından Selahaddin’i aldığında; Ramadi’ye, Kerkük sınırına, Mahmur’a ve Bağdat’ın güneyine ulaştığında bu kadar bilgiye sahip değildik. Ama son yıllarda haklarında çok fazla istihbari bilgi toplandı; 2014 ile kıyaslanamaz. Askeri açıdan da hem Peşmerge hem Haşdi Şabi hem de Irak ordusu çok ciddi bir deneyime sahip.
Rûdaw: IŞİD’in Irak’ta şehirleri ele geçirdiği o tecrübe tekrarlanmaz mı?
Fuad Hüseyin: Ben buna inanmıyorum ama terör eylemleri her zaman tehlikelidir. Çünkü bir terör eylemini dört kişi bile yapabilir; mesele cephe savaşı değil. Cephe savaşı yaşanmaz ama IŞİD döneminde cephe savaşı aşamasına gelmiştik. Onlar kısa sürede, yaklaşık iki ayda, o kadar bölgeyi ele geçirdiler. 10 Haziran’da Musul’daydılar, 5-6 Ağustos 2014’te Mahmur’un güneyine vardılar. Ağustos ayında Bağdat’ın güneyine ulaştılar. Yani hem ülkenin başkenti hem de Bölge’nin (Erbil) başkenti IŞİD tehdidi altındaydı.
Rûdaw: Doktor Fuad, Amerikalıların Irak hapishanelerine nakletmeyi düşündüğü tutuklular tüm IŞİD’lileri mi kapsıyor yoksa sadece DSG kontrolündekileri mi?
Fuad Hüseyin: Biz bunu bir ilke olarak konuştuk, henüz uygulanmış değil. Federal hükümetle "eğer durum bu noktaya gelirse, bazı aşiretlerin onları serbest bırakmasını veya kaçmalarını engellemek için bu IŞİD’lilerin nakledilmesi daha iyidir" diye görüştük. Onları nakletmemiz daha doğru olur, çünkü bu kişiler hem Irak’ta hem Suriye’de insanları katleden bir terör örgütünün parçasıydılar; dolayısıyla hukuken bu bizim hakkımızdır. İlkesel olarak bunu konuştuk ama hem Amerikalılar hem de Avrupalılarla yaptığımız temaslarda bunun çok büyük bir operasyon olduğunu da belirttik. 8-9 bin teröristin nakli; öncelikle özel cezaevleri gerektirir ki şu an elimizde yok, ya da dağıtılmaları gerekir ki bu da kolay değil. İkincisi, bu insanlar 20-30 yıl hapiste kalacaklar; masrafları nasıl karşılanacak? Bir kısmı başka ülke vatandaşı, hepsi Iraklı değil; sorun burada. Suriyeli olanlar belki Suriye’de kalır ama Iraklı olanlar veya diğer ülke vatandaşları ki Irak topraklarında suç işledikleri için burada yargılanmaları gerekir aynı zamanda Avrupa veya Arap ülkelerinin vatandaşları.
Rûdaw: Yani öneri bu kişilerin kendi ülkelerine gönderilmesi mi?
Fuad Hüseyin: Hayır, kimse onları kabul etmiyor.
Rûdaw: Amerikalılar ne diyor?
Fuad Hüseyin: Amerikalılar bu fikre sıcak bakıyor; çünkü DSG’ye onları koruması için yardım ediyorlar ama Arap aşiretleri ve bazen Suriye hükümeti ile DSG arasında başlayan çatışmalar o bölgede risk yarattı. Bu yüzden Amerikalılar o tutukluların serbest kalmasından veya kaçmasından çok endişeliler; başka bir yerde hapiste olmalarını tercih ederler.
Rûdaw: Eğer nakledilirlerse ne kadar süre Irak’ta kalırlar?
Fuad Hüseyin: Buna yargı karar verir. Onlar DSG tarafından yargılandılar ama DSG bir devlet olmadığı için mahkemelerinin uluslararası tanınırlığı yok. Dolayısıyla uluslararası hukuka göre hiçbir yerde yargılanmamış sayılıyorlar ve her biri için yeni dosya açılması gerekiyor.
Rûdaw: Suriye hükümeti bu denklemin neresinde? Bu tutuklular neden Suriye hükümetine verilmiyor?
Fuad Hüseyin: O tutuklular şu an Suriye hükümetinin elinde değil, DSG’nin kontrolünde. Amerikalıların ve diğer tarafların endişesi; eğer bu iki taraf arasında savaş çıkarsa o hapishanelerin kontrolünün imkansız hale geleceği ve mahkumların kaçacağıdır; çünkü bölge DSG’nin elinde.
Rûdaw: Sayın Hüseyin, insan hakları örgütlerinin raporlarına göre ayın 22’sinde Haseke ve Kürt bölgelerine yapılan saldırılarda ciddi hak ihlalleri yaşandı. Bildiğiniz gibi Kürdistan’da ve dünyanın birçok yerinde Kürtler bu ihlalleri kınamak için gösteriler yapıyor. Siz, Irak Dışişleri Bakanı olan bir Kürt olarak, bu ihlalleri dünyaya duyurmak için ne yaptınız?
Fuad Hüseyin: Kuşkusuz bu eylemlerin bir kısmı aşiretler tarafından yapıldı. Suriye’de şu an bir sorun var; hükümet güçleri, DSG güçleri ve aşiret güçleri var. Eskiden DSG ile birlikte olan aşiretlerin çoğu ondan ayrıldı ve şimdi ona karşı savaşıyorlar. Aslında bu ihlallerin bir kısmını o aşiretler yaptı. Biz Avrupalı ülkeler ve ABD ile temaslarımızda, bu tür olayların önüne geçebilmesi için Suriye hükümetine baskı yapmalarını istiyoruz. Ama inanın bazı yerlerde Suriye hükümetinin de gücü yetmiyor; o güçler bağımsız ve aşiret yapısındalar.
Rûdaw: Yani onların kontrolünde değiller mi?
Fuad Hüseyin: Bazı yerlerde kontrol dışındalar.
Rûdaw: Sayın Doktor, Suriye hükümeti istese tüm bölgeleri kontrol edemez mi?
Fuad Hüseyin: Nasıl?
Rûdaw: Eğer Suriye hükümet güçleri isterse?
Fuad Hüseyin: Ben onların askeri ve güvenlik kapasitelerine hakim değilim ama mevcut durumu ve gerçekliği anlatıyorum. Karşı tarafla birlikte olan o aşiretler aniden saf değiştirdi. Hepsi silahlı ve DSG ile koalisyon tarafından eğitilmiş kişiler. Yıllarca birlikte olup, silah alıp, maaş alırken neden aniden böyle bir kırılma yaşandı, sebebi nedir bilmiyorum.
Rûdaw: Sayın Hüseyin, İsrail’in İran’a yönelik yeni bir saldırısını bekliyor musunuz?
Fuad Hüseyin: Bunu ben tayin edemem ama İranlılar kendileri söylüyorlar. Ben İran’dayken yetkililer bir saldırı ihtimalinden bahsediyorlardı; ancak bunun kimin tarafından yapılacağı konusu farklı. İranlılar kendilerinin saldırmayacağını ve inisiyatif almayacağını ama bir saldırı olursa kendilerini savunmaya hazır olduklarını belirtiyor ve bu yönde açıklamalar yapıyorlar.
Rûdaw: Birkaç gün önce İran’daydınız; yani İran kendisini yeni bir savaşa mı hazırladı?
Fuad Hüseyin: Kendini savunmaya mı.
Rûdaw: Kendini savunmaya... Yaşınızın getirdiği tecrübeyle, bir süre önce Katar’da "Bölgedeki durum kolay değil ve barışa doğru gitmiyor" demiştiniz. Hala aynı fikirde misiniz, durum sakinleşmedi mi?
Fuad Hüseyin: Evet, daha da karmaşıklaşıyor.
Rûdaw: Bölge daha mı karmaşık bir hal alacak?
Fuad Hüseyin: Evet.
Rûdaw: Nerede ve sebebi ne?
Fuad Hüseyin: Tüm bu tehditler yüzünden; çünkü bugünlerde sözler mermiye dönüşüyor. Tehditler çok fazla.
Rûdaw: Kim kime tehdit savuruyor?
Fuad Hüseyin: Bölgedeki tehditleri görüyoruz; Amerikalılar İran’ın durumu hakkında çok sert konuşuyorlar. Bu kadar sert konuşmaları, Washington ile Tahran arasındaki sorunların çözülmediği anlamına gelir; ne bir oturum, ne diyalog ne de temas var. Dolayısıyla sorun baki ve çok büyük.
Rûdaw: Doktor Bey, durum böyle zaman zaman ısınıp sonra soğuyor mu?
Fuad Hüseyin: Isınıp soğuyabilir ama şu an bir psikolojik savaş hali var. Bir medya savaşı bu. Soru şu: Bu medya ve psikolojik savaşı sıcak bir savaşa dönüşür mü? Bilmiyorum ama tüm emareler bölgenin daha fazla gerginliğe doğru gittiğini gösteriyor.
Rûdaw: Sayın Muhammed Şiya es-Sudani, Irak’ın ABD ile İran arasında arabuluculuk yapmaya çalıştığını açıkladı. Bağdat’ta bir toplantı yapılabileceğine dair söylentiler var. Siz bu yönde bir çalışma yaptınız mı?
Fuad Hüseyin: Bu çok zor bir iş. Tahran’a gittim ve İranlı yetkilileri dinledim, aynı şekilde Amerikan tarafını da. Şu anki sorun doğrudan temasın olmaması. Belki mektuplar aracılığıyla bir iletişim vardır ama bir görüşme yok. Görüşme olmazsa sorun çıkar. Eğer görüşme kararı alınırsa biz devreye girebiliriz ama Amerikan tarafında görüşme kararı yok.
Rûdaw: Amerikan tarafında karar yok. Peki İran, Bağdat’ta Amerikalılarla görüşmeye hazır mı?
Fuad Hüseyin: Bağdat’ta olması şart değil, herhangi bir yer olabilir. İran adına konuşamam ama tahminimce İran’ın görüşme isteği olabilir; ancak üzerlerine şart koşulmaması ve görüşmenin ön koşulsuz olması gerektiğini de söylüyorlar.
Rûdaw: Sayın Doktor, Amerika’nın şartı nedir?
Fuad Hüseyin: Amerika için her aşamanın farklı şartları oldu. Başlangıçta nükleer silah projesiyle ilgiliydi, sonra uranyum zenginleştirme oranları gibi detaylara girdi. Benim görüşüm şu ki, nükleer projeler büyük darbe aldığı ve malzemelerin çoğu yer altında olduğu için şu an asıl mesele o değil. Evet uranyumları var ama İranlılar bunu çözmeye hazır olduklarına dair net sinyaller veriyor ve görüşmeye açık olduklarını söylüyorlar; fakat şu ana kadar Amerika’dan bir yanıt gelmiş değil.
Rûdaw: Her iki tarafın mesajlarını birbirine ilettiniz mi?
Fuad Hüseyin: Her iki tarafın mesajlarını ilettiğimi söyleyemem ama her iki tarafı da dinledim ve bu konuları onlarla istişare ettim.
Rûdaw: Demek istediğim, Irak arabuluculuk yapıyor mu?
Fuad Hüseyin: Bu aşamada arabulucu değiliz; çünkü arabuluculuk için her iki tarafın müzakere üzerinde anlaşması ve sizin de küçük pürüzleri gidermeniz gerekir. Şu an ortada bir müzakere veya müzakere süreci yok.
Rûdaw: Yani küçük bir sorun olsaydı çözerdiniz, demek ki şu an sorun çok büyük?
Fuad Hüseyin: Çok büyük. İran ile ABD arasındaki sorun çok ama çok büyük.
Rûdaw: Onlar da bunu büyük görüyorlar mı?
Fuad Hüseyin: Evet.
Rûdaw: Doktor Bey, Amerika ve İran konusundan sonra Irak’la ilgili bir soru aklıma geldi. Amerikalıların, Meclis Birinci Başkan Yardımcısının değiştirilmesini talep ettiği doğru mu?
Fuad Hüseyin: Ben de öyle duydum.
Rûdaw: Yani ben nasıl duyduysam siz de öyle mi duydunuz? Irak’a resmi olarak ne söylediler?
Fuad Hüseyin: Resmi olarak kime söylediklerini bilmiyorum. Onlar bir siyasi güç olarak Ulusal Koalisyon ile de görüşüyorlar ama onlarla bunu konuşup konuşmadıklarını bilmiyorum; gerçi medyada da yer aldı.
Rûdaw: Sizce Ulusal Koalisyon Amerika’nın bu talebine boyun eğer mi?
Fuad Hüseyin: Bu, Bağdat’taki bir sonraki hükümeti kimin, nasıl ve ne zaman kuracağına bağlı.
Rûdaw: Sayın Maliki’nin Başbakanlık adaylığı hakkında ne dersiniz?
Fuad Hüseyin: O konu net. Biz Ulusal Koalisyon’un bir karara varmasından memnuniyet duyarız, o karar da Sayın Maliki’nin adaylığıydı. Biz bu kararı destekledik ve onların alacağı her kararın arkasında olduğumuzu söyledik. Elbette Maliki’yi destekledik; çünkü kendisi tanıdığımız, dostumuz ve aşina olduğumuz bir isimdir. Ama nihayetinde bu, Koordinasyon Çerçevesi’nin kararıdır.
Rûdaw: Doktor Bey, Irak hükümetinin kurulmasına dair konuşmamızın başına dönüyorum. Cumhurbaşkanı seçiminin pazar gününe ertelenebileceğini söylediniz. Bu durum anayasal sürelere dair bir kriz yaratmaz mı?
Fuad Hüseyin: Hayır, konuyu şöyle tartıştılar: Ayın 29’u Perşembe’ye denk geliyor. Perşembe’den sonra Cuma resmi tatil olduğu için oturum yapılamaz dendi. Cumartesi de tatil, bu yüzden oturum pazar gününe kalıyor. Sanırım hukuki olarak bir çözüm bulmuşlar; mesele o şekilde dile getirildi.
Rûdaw: Yani anayasal sorun çözüldü mü?
Fuad Hüseyin: Onlar öyle söylediler; hukukçular sonra nasıl yorumlar bilmiyorum ama onların ifadesi buydu.
Rûdaw: Çok iyi. Çok teşekkürler Sayın Doktor Fuad Hüseyin.
Fuad Hüseyin: Ben teşekkür ederim.
Rûdaw: Sayın Doktor Fuad Hüseyin, Irak Dışişleri Bakanı ve KDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı; size çok teşekkür ediyoruz. Bir sonraki röportajımızda sizi "Cumhurbaşkanı" olarak mı göreceğiz?
Fuad Hüseyin: İnşallah.
Rûdaw: Yani bir dahaki sefere yanınıza geldiğimizde "Sayın Cumhurbaşkanım" mı diyelim?
Fuad Hüseyin: Hayır, "Kek Fuad" (Fuad Bey/Ağabey) deyin yeter.
Rûdaw: Çok teşekkürler Sayın Doktor. Çok sağ olun.
Fuad Hüseyin: Ben teşekkür ederim, sağ olun.