Alman Bakan Christoph de Vries: Kürtler bizim için hayati bir müttefiktir

Almanya İçişleri Bakanlığı Devlet Bakanı Christoph de Vries, Kürt halkının özgürlük iradesine ve Peşmerge’nin IŞİD’e karşı mücadelesine övgüde bulunarak, İran'ın Peşmergeye yönelik saldırısına sert tepki gösterdi.

Rûdaw muhabiri Ala Şali’ye özel bir mülakat veren Christoph de Vries, Newroz bayramının Almanya için taşıdığı anlamdan bölgedeki son askeri gelişmelere kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

De Vries, Kürtlerin zor şartlar altındaki direnişinin hayranlık uyandırıcı olduğunu belirterek, Almanya ve Kürt halkının "aynı gemide" olduğunu ve ortak değerleri paylaştığını vurguladı.

Röportajın tam metni şu şekilde:

Rûdaw: Dünyada ve Ortadoğu’da mevcut durumun zorluğuna rağmen, sizce Kürtlerin Newroz bayramını Almanya’nın önemli devlet kurumlarında kutlaması ne kadar anlamlı?

Christoph de Vries: Bildiğiniz gibi ben bir Kürt dostuyum. Bu nedenle yıllardır Almanya’daki Kürt toplumuyla birlikte Newroz’u kutluyorum. Ben "Kürt Yaşamı Parlamento Grubu"nun bir üyesiyim ve bu yüzden kendimi Kürtlerin taleplerine çok yakın hissediyorum. İnanıyorum ki bu zor zamanlarda, bunca kriz, savaş ve tehditle karşı karşıyayken umudumuzu ve iyimserliğimizi kaybetmememiz çok önemli. Newroz bu fikri aşılıyor; her karanlığın ardından bir aydınlık gelir ve umuttan asla vazgeçmemeliyiz. Kürt halkının özgürlük iradesi ve her türlü zorluğa rağmen gösterdiği direnç gücü beni her zaman derinden etkilemiştir. Böyle dönemlerde bu duruş çok değerlidir.

Rûdaw: Bildiğiniz gibi İran’ın son füze saldırısında 6 Peşmerge şehit düştü ve 30 Peşmerge yaralandı. Sizce Almanya, IŞİD’i bozguna uğratan bu gücü korumak için ne yapmalı? Hükümetin artık sadece seyirci kalmaması gerektiğini söylüyorsunuz; peki Almanya Peşmerge’yi nasıl savunabilir?

Christoph de Vries: Şu an tehdidin tüm Ortadoğu’da, İran ve Irak’taki Kürtler üzerinde ne kadar büyük olduğunu görüyoruz. Uluslararası hukuk üzerine yapılan tüm tartışmaların ötesinde bir şey çok net olmalı: Mevcut İran rejimi sürdükçe Ortadoğu’ya barış ve huzur gelmeyecektir. Bu nedenle benim arzum, gerçek bir barış umudunun doğabilmesi için bu rejimin nihayetinde yıkılmasıdır. Irak’taki Peşmerge güçlerinin IŞİD’e karşı savaşta Batı’nın ne kadar önemli bir müttefiki olduğunu biliyoruz; onlar IŞİD’i geri püskürtmeyi başardılar. IŞİD’i gerilettiler ve Irak’ta güvenebileceğimiz, hem güvenlik hem de değerler anlamında bir ortağımız olduğunu kanıtladılar. Bu yüzden bu savaşın ve onunla birlikte İran rejiminin de sona ermesi hayati önem taşıyor.

Rûdaw: Sizce resmî bir Irak gücü olan ve IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonun ana ortağı sayılan Peşmerge’ye yönelik bu saldırıların sürmesi bölge güvenliğini nasıl etkiler?

Christoph de Vries: Daha önce de belirttiğim gibi, Irak’taki Kürtler bizim için çok önemli bir müttefiktir. Onlar yıllarca IŞİD’in bize yaklaşmamasını sağladılar. Suriye’deki kamplar boşalıyor; onların Almanya’ya ulaşıp güvenliğimiz için bir tehdit oluşturmamasını umuyoruz. Bu yüzden, özellikle durum onlar için zorlaştığında Kürtlere her zaman siyasi destek verilmesi çok önemlidir. Ben de hem şahsi hem de siyasi olarak bunun için mücadele ediyorum.

Rûdaw: Kürdistan Bölgesi bu savaşın bir parçası olmak istemediğini ve ara bulucu rolü oynamak istediğini defalarca açıkladı. Ancak buna rağmen İran saldırılarına devam ediyor. Erbil’de Alman askerlerinin de bulunduğunu biliyoruz; müttefiklerinizi korumak adına ne yapılmalı?

Christoph de Vries: Bizi, Kürtleri ve Erbil’deki Alman Ordusu (Bundeswehr) temsilcilerini birbirine bağlayan bir gerçek var: Biz bu savaşın bir parçası değiliz. Bu savaşı biz başlatmadık ve içinde yer almıyoruz. Ancak biz aynı gemideyiz, ortak değerleri paylaşıyoruz ve hepimiz İran rejiminin sona ermesini istiyoruz. Bu saldırılar, İran’daki molla rejiminin komşu ülkelere karşı ne kadar körlemesine saldırdığını ve masum insanların kurban edilmesini umursamadığını gösteriyor. Bu büyük bir tehlikedir. Aynı zamanda bu durum, İran Kürtleri için daha fazla otonomi kazanma ve ülkede özgürlüğü yayma noktasında büyük bir fırsattır. Kürtler, İran’daki büyük protestoların ana lokomotifi oldular. Ocak ayında İran’da yine aralarında Kürtlerin de bulunduğu birçok şehit ve kurban verildi. Benim umudum, bu fedakarlıkların boşa gitmemesi ve gelecekte onların İran’da özgürlük ve demokrasi gibi doğru bir amaç uğruna savaştıklarının söylenmesidir.