Dr. David Anderson: Kürdistan bir arada yaşama konusunda tüm dünyaya örnek olabilir
ABD'li ünlü din adamı ve Gracism Global'ın Kurucusu ve Başkanı Dr. David Anderson, Kürdistan Bölgesi'ne ilk ziyaretinde, bölgedeki güvenlik seviyesi, misafirperverlik ve farklı dini ile etnik topluluklar arasındaki barışçıl birlikte yaşamdan duyduğu hayranlığı ifade etti.
Rûdaw TV’den Nwener Fatih'e konuşan D. Anderson, Kürdistan'ı tanımlarken aklına hemen gelen üç kelimenin "güvenlik, misafirperverlik ve uyum" olduğunu belirtti.
Dr. Anderson, hiçbir tarafın kendi inancından vazgeçmek zorunda kalmadığını, Kürt kimliği ve karşılıklı saygının dini farklılıkların üzerinde olduğunu gözlemlediğini söyledi.
Ulusal Dua Günü törenlerine katılmak için başkent Erbil’e gelen Anderson, dünyanın bölünmüşlüğüne çözüm olarak kendi "Gracism" (merhamet) kavramını ortaya koyarken, Kürdistan'ın bir arada yaşama konusunda dünyaya önemli bir örnek olabileceğini vurguladı.
Kültür, zenginlik, inanç ve ırk gibi derin uçurumları aşan köprüler kurma konusunda dünyanın önde gelen otoritelerinden biri olan Dr. David Anderson ile yapılan röportajın tam metni:
Rûdaw: Bu ilk ziyaretiniz ve sanırım bugün pek çok insanla, Müslümanlar, Hristiyanlar, diğer dinlerin mensupları ve siyasi liderlerle tanıştınız. Kürdistan Bölgesi'ne ilk ziyaretiniz olarak, gelmeden önce ne düşünüyordunuz ve şimdi nasıl görüyorsunuz?
Dr. David Anderson: Daha önce bilgim çok azdı ve buranın hayal ettiğim gibi olup olmayacağından endişeliydim, ama birlik, güvenlik, huzur ve halkın misafirperverliğinden çok memnunum. Aklıma hemen şu üç kelime geliyor: güvenlik ve huzur, misafirperverlik ve tüm farklı topluluklar arasında uyum.
Rûdaw: Bir din adamı olarak, sanırım şehri ziyaret ettiniz ve buradaki din adamlarıyla tanıştınız. Buradaki Hıristiyan toplumunun durumunu nasıl görüyorsunuz?
Dr. David Anderson: Hıristiyan toplumuyla daha fazla vakit geçirmek isterdim. Ancak anladığım kadarıyla, ister Hıristiyan, ister Müslüman, ister başka bir dine mensup olsun, Kürtlük, inanç birliği ve karşılıklı saygı en baskın unsur. Ayrıca, meselenin her şeyin karıştırılması olmadığını, kimsenin inancından veya kimliğinden vazgeçmeye zorlanmadığını fark ettim. Herkesin kendi inancını ve yolunu geliştirme hakkına saygı duyuluyor, aynı zamanda diğerlerine de saygı gösteriliyor ve birlikte yaşam köprüsü kurulmaya çalışılıyor.
Rûdaw: Bu günlerde Müslümanlar, Yezidiler ve Hıristiyanlarla yan yana dua ediyorsunuz. Bu tür etkinlikler birlikte yaşam için ne kadar önemli?
Dr. David Anderson: Farklı inançlara ve dinlere sahip insanların birlikte yaşaması çok önemli. Az önce, vefat eden Papa için bir dakikalık sessiz dua ettik. Katolik Kardinal dua etkinliğini yönetirken, Başbakan, Cumhurbaşkanı ve Kürdistan Bölgesi’nin eski başkanı orada oturuyordu. Bir Katolik Kardinal’in dua etmesi, barışçıl ilişkiler yoluyla inanç birliğinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Rûdaw: Dünya son yıllarda daha fazla bölünmeye doğru gidiyor. Bölünme her ülkede ortaya çıkıyor. Şimdi ne tür bir sese ihtiyacımız var ve özellikle bizimki gibi bir toplumda insanlar neye odaklanmalı?
Dr. David Anderson: Benim “gracism” (lütufkarlık) dediğim bir kavramı anlamak çok önemli. Lütufkarlık. Irkçılık, insanları ırk, kültür veya sosyal sınıf temelinde ayıran ve onlara olumsuz davranan kötü bir şeydir. Ama “lütuf” (grace), insanlara, hak etseler de etmeseler de, karşılığını verebilseler de veremeseler de iyilik yapmaktır. Benim geliştirdiğim “lütufkarlık” kavramı, insanlara renk, sosyal statü, inanç veya din fark etmeksizin iyilik yapmayı ifade eder. Bu yüzden bu ayakkabıları giyiyorum, böylece yürürken bana, benden farklı olsalar bile insanlara iyilik yapmamı hatırlatıyor.
Bölünme ve farklılık olduğunda, anlaşma ve iyilik köprüleri kurmaya çalışmalıyız, hatta aynı fikirde olmasak bile. Bölünmenin olduğu her yerde, bir masa kurup konuşmak istiyoruz, çünkü inanıyoruz ki anlayış diyalogla başlar.
Rûdaw: Görünen o ki, bu günlerde bazı insanlar için diyalog kurmak zor. Eskiden insanlar anlaşmazlığa düşmeden önce konuşurdu, ama şimdi anlaşmazlığa düşüyorlar ve konuşmuyorlar. Sizce bu neden dünyada oluyor? Neyi eksik yapıyoruz?
Dr. David Anderson: Bu tür diyalogları eksik yapıyoruz çünkü birbirimizi şeytanlaştırıyoruz. Eğer seni, aramızdaki mesafe yüzünden şeytan gibi görürsem, seninle konuşmak istemem. Eski bir Afrika atasözü der ki: “Uzaktan bakınca şeytan sandım, yaklaştıkça hayvan sandım, daha da yaklaştığımda insan olduğunu anladım, yüz yüze geldiğimizde ise kardeşim olduğunu fark ettim.” Mesafe bizi şeytanlaştırır. Uzak olan insanlar canavar veya vahşi gibi görünür, ama yüz yüze geldiğimizde ve şimdi bizim yaptığımız gibi diyalog kurduğumuzda, artık canavar değiller, sadece farklı bir bakış açısına sahip birinin oğlu veya kızı. O bakış açısına katılmayabilirim, ama en azından sende insanlığı görebilirim.
Rûdaw: Burada olmanızla ilgili başka bir soru daha soracağım. Burada Ulusal Dua Günü etkinliğine katılmaya nasıl karar verdiniz?
Dr. David Anderson: Zamanımı, paramı ve enerjimi buraya gelmek için harcamalı mıyım diye düşünmem gerekti. Ama çözümün bir parçası olmak istediğim için, birliği desteklemek istediğim için, öğrenmek, büyümek ve katkıda bulunmak istediğim için gelmeye karar verdim. Bu karardan birkaç nedenle çok memnunum: Birincisi, çok şey öğreniyorum ve fayda sağlıyorum. İkincisi, bu bana katkıda bulunma ve “lütufkarlık” mesajını yayma fırsatı veriyor. Üçüncüsü, dünyaya Kürdistan’ın barışçıl bir yer olduğunu, farklı insanların birlikte yaşayabileceğini, çalışabileceğini ve uyum içinde bir hayat sürebileceğini anlatabilirim. Belki de bu, tüm dünya için bir örnek olabilir.
Rûdaw: Dr. David Anderson, Kürdistan’a tekrar hoş geldiniz. Burada olmanızdan mutluyuz. Umarım önümüzdeki birkaç günde farklı yerleri ve dini mekanları ziyaret edersiniz.
Dr. David Anderson: Sen söyleyene kadar burada bir kale olduğunu bilmiyordum. Dünyanın en eski şehri.
Rûdaw: Evet, oraya gittiniz.
Dr. David Anderson: Evet, gittim. Gördüğünüz gibi geldiğime çok memnunum.
Rûdaw: Mezopotamya’dasınız. Bugünkü medeniyetimiz buradan başladı. Tüm hikayeler buradan başlar. Eminim çok şey göreceksiniz ve umarım keyif alırsınız.
Dr. David Anderson: Bu son gelişim olmayacak.
Rûdaw: Tekrar hoş geldiniz.
David Anderson: Çok teşekkürler.