Van TSO Başkanı Takva: İran’daki savaşın en büyük ekonomik mağduru Van oldu

Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, Van ekonomisi, İran ile yaşanan gerilimin kente etkileri ve bölgedeki turizm potansiyeline ilişkin açıklamalarda bulundu..

Takva, Van’ın ekonomik olarak İran’a göbekten bağlı olduğunu vurgularken, bölgedeki savaşın en büyük faturasını Vanlı tüccarın ödediğini belirtti.

2026 yılı için koydukları 1 milyon turist hedefinin gerisinde kaldıklarını belirten Takva, kentin ekonomik geleceğini, kültürel sembollerini ve Erbil ile kurulan kardeşlik köprülerini Rûdaw’a anlattı.

İşte Necdet Takva ile gerçekleştirilen o mülakat:

Rûdaw: 101 çeşit turizm ürününe ev sahipliği yapan Van, bu sene beklenen turist ilgisini görebiliyor mu? Sahadaki son durum nedir?

Necdet Takva: Van turizmi, İran ile olan köklü ilişkilerimiz sayesinde sadece bu sektör üzerinden yıllık 500-600 milyon dolarlık devasa bir gelir üretiyor. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki, Türkiye’de devam eden bölgesel savaştan en çok etkilenen il Van olmuştur. Hazırlıklarını tamamlayan Van tüccarı, sezon başında derin bir yara aldı. 2025 yılını yabancı turist sayısında yüzde 8,2’lik bir artışla, yaklaşık 778 bin ziyaretçiyle kapatmıştık. 2026 hedefimiz ise 1 milyon barajını aşmaktı.

Rakamlara baktığımızda, 1 Ocak ile 8 Nisan 2026 arasında Kapıköy’den yaklaşık 200 bin giriş yapıldığını görüyoruz. Ancak savaşın başladığı Mart ayından Nisan başına kadar olan süreçte girişler 63 binde kaldı. Bu tablo, jeopolitik zorlukların hedefimizden bizi ne kadar uzaklaştırdığını gösteriyor. Özellikle Nevruz ve Ramazan Bayramı dönemlerinde İranlı turistlerin rezervasyonlarında büyük iptaller yaşandı. Normalde Nisan sonunda otellerimizde yüzde 100 doluluk görmeye alışığız ama bu yıl maalesef bu oranların çok gerisindeyiz.

Rûdaw: Van, İran ile olan Kapıköy Sınır Kapısı’na sahip. Bölgedeki savaş ve gerginlik durumu kenti tam olarak nasıl etkiledi? Kapasitede bir değişim var mı?

Necdet Takva: İran ile olan ilişkilerimiz kentin ana atardamarıdır. Kent ekonomimizin yüzde 63’ü hizmetler sektörü üzerinden şekilleniyor. Son 10 yılda otel sayımız 47’den 100’ün üzerine çıktı, yatak kapasitemiz ise 15 bine yükseldi. Bu durum sadece otelleri değil; sağlık, kozmetik, konfeksiyon ve eğlence sektörlerini de doğrudan besliyor.

Odamızın araştırmasına göre, 2025’te gelen İranlı turistlerin ekonomik etkisi, harcama varsayımlarına göre 400 milyon ile 800 milyon dolar arasında değişiyor. Oysa Van’ın İran ile olan doğrudan dış ticaret hacmi sadece 50 milyon dolar seviyesindedir. Yani bizim için İran demek, turizm ve kalkınma stratejisi demektir. Van’a gelen turistlerin yüzde 93,5’inin İranlı olduğu bir denklemde, sınırdaki her yavaşlama kenti doğrudan şoka sokuyor.

Rûdaw: Ticari faaliyetler bu yıl hangi seviyede? İşletmeler bu belirsizlikten nasıl etkilendi?

Necdet Takva: Stoklarını artıran, finansman bularak borçlanan, araçlarını ve teçhizatını yenileyen otel, mağaza ve restoran gibi tüm işletmelerimiz şu an bir ekonomik şokla karşı karşıya. Son 15 yılda deprem, pandemi ve genel ekonomik krizlerle mücadele eden Van ekonomisi, şimdi de ABD ve İsrail’in bölgede yarattığı kaosun bedelini ödüyor. Savaşın seyrinin ne olacağı konusundaki belirsizlik, Van esnafını bir bekleyişe ve maalesef bir umutsuzluğa sürüklemiş durumda.

Rûdaw: Van esnafının bu süreçteki en spesifik şikayetleri ve talepleri nelerdir?

Necdet Takva: Esnafımızın şikayetleri bugünlerde tamamen "hayatta kalma" odaklıdır. Kapıköy Sınır Kapısı’ndaki geçişlerin yavaşlaması ve belirsizleşmesi en büyük sancımız. Stok yapıp satış yapamayan esnafımız için bu durumun bir "mücbir sebep" olarak kabul edilmesini istiyoruz. Van TSO olarak hükümet nezdinde vergi muafiyeti, borç erteleme ve Van’ın "cazibe merkezi" statüsünün finansal desteklerle güçlendirilmesi için lobi faaliyetlerimizi aralıksız sürdürüyoruz.

Rûdaw: Tartışılan bir konu; "Van Gölü" mü yoksa "Van Denizi" mi? Siz hangisini tercih ediyorsunuz ve teknik farkları nelerdir?

Necdet Takva: Bizim tercihimiz her zaman halkımızın gönlündeki gibi "Van Denizi" ifadesinden yanadır. Göl coğrafyanın, deniz ise insanın tanımıdır. Hatta devletimiz de bir dönem bu ifadeye resmiyet kazandırmıştı; askeri ve idari belgelerde, Osmanlı arşivlerinde bu tanım sıkça geçer. Van Denizi, 3 bin 713 kilometrekarelik yüzey alanıyla birçok bağımsız denizden daha geniştir. Kıyısında durduğunuzda karşı kıyıyı göremezsiniz, bir ufuk çizgisiyle karşılaşırsınız. Kimyasal yapısı, sodalı ve tuzlu suyu, hırçın dalgaları ve üzerinde yapılan feribot taşımacılığıyla burası teknik olarak da bir deniz özelliklerini taşımaktadır.

Rûdaw: Kürtçede "Darex" olarak bilinen İnci Kefali’nin ekonomiye katkısı nedir? 15 Nisan’da başlayan av yasağına uyuluyor mu?

Necdet Takva: Van Denizi’mizin endemik türü olan Darex (İnci Kefali), kentin en kıymetli markalarından biridir. Balıkçılıktan nakliyeye, restorandan pazarcılığa kadar geniş bir istihdam gücü yaratıyor ve bölge ekonomisine yıllık katkısının 50 milyon TL civarında olduğunu tahmin ediyoruz. 15 Nisan ile 15 Temmuz arasındaki üreme dönemi bizim için kutsaldır. Halkımızda "yumurtalı balığı yemek, geleceği yemektir" bilinci her geçen yıl artıyor. Valilik ve jandarma ekipleri çok sıkı denetimler yapıyor. Kaçak avcılık yapan küçük bir kesim olsa da, bu oran her yıl azalıyor. Biz halkımızı bu 90 günlük yasak döneminde izleyici değil, denetleyici olmaya çağırıyoruz.

Rûdaw: Van Kedisi ve "Kedi Evi"ndeki çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz? Kürdistan Bölgesi’nden birinin Van Kedisi sahiplenmesi mümkün mü?

Necdet Takva: Van Kedisi dünya mirasının nadide bir parçasıdır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesindeki "Kedi Villası", bu saf kan hattının korunması için bilimsel bir kale görevi görüyor. Merkezde 250 ile 300 civarında kedi bulunuyor; her birinin sağlık karnesi ve kimlik kartı mevcut. Sahiplendirme konusu ise oldukça hassas. Van Kedisi ulusal bir hazine kabul edildiği için yurt dışına çıkarılması özel izne tabidir ve ticari amaçlı çıkışlar kesinlikle yasaktır. Kürdistan Bölgesi veya başka bir ülkeden gelen taleplerde, çok istisnai durumlarda ve resmi sağlık sertifikalarıyla evcil hayvan statüsünde işlem yapılabilir ancak önceliğimiz bu değerlerin kendi yuvalarında, yani Van’da ziyaret edilmesidir.

Rûdaw: Van Kalesi, Muradiye Şelalesi ve Akdamar gibi tarihi eserlerin tanıtımı için neler yapıyorsunuz?

Necdet Takva: Van, kadim Urartu medeniyetinin başkentidir. Van TSO olarak her bir adamızı ve tarihi yapımızı birer yatırım fırsatı olarak görüyoruz. "Van Shopping Fest" ile bu değerlerimizi binlerce turistle buluşturuyoruz. Akdamar Kilisesi’ndeki yıllık ayinler, inanç turizmi açısından şehrimiz için büyük bir fırsat. Ayrıca Van Kalesi'nin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kalıcı olarak girmesi için kamu kurumlarıyla stratejik iş birliği yürütüyoruz.

Rûdaw: Van’ın meşhur kahvaltı kültürü hakkında neler söylersiniz? Dünya Kahvaltı Günü çalışmaları ne durumda?

Necdet Takva: Haziran 2014’te kırdığımız "Dünyanın En Kalabalık Kahvaltı Sofrası" rekoruyla gastronomimizi dünyaya tescilledik. Yaklaşık 20 çeşit yöresel lezzetin yer aldığı Van kahvaltısı için her yıl Haziran ayının ilk pazar gününü "Dünya Kahvaltı Günü" olarak kutluyoruz. Bu yıl 7 Haziran Pazar günü için oda olarak yoğun bir etkinlik programı hazırlıyoruz.

Rûdaw: Son olarak, Kürdistan Bölgesi halkına Van için nasıl bir davette bulunmak istersiniz?

Necdet Takva: Kürdistan Bölgesi ile dillerimizin ve kültürümüzün aynı olması bizim için çok kıymetli. Erbil, Duhok ve Zaho’yu defalarca ziyaret ederek oradaki kardeşlerimizi Van’a davet ettik. Van, Urartulardan bu yana Müslümanlar, Hristiyanlar ve Museviler için önemli bir tarihe sahiptir. Herkesin Van Denizi’ni görmesi, Süphan Dağı’na karşı Siyabend ve Xecê’nin hikayesini dinlemesi ve Feqiyê Teyran’ın Dilber şiirini burada hissetmesi gerekir.

Ayrıca stratejik bir veriyi paylaşmak isterim; Kürdistan Bölgesi’nde faaliyet gösteren 1613 Türk şirketi var ve Türkiye-Irak ticaret hacminin yaklaşık yüzde 35’i Kürdistan Bölgesi üzerinden yürüyor. Bu ekonomik bağı ve kardeşlik köprülerini gidiş-gelişlerle daha da güçlendirmek istiyoruz.