Hollandalı siyasetçiden Rojava açıklaması: Kürtler biz güvende olalım diye hayatını kaybetti
Hollandalı Sosyal Demokratların lideri ve Avrupa Parlamentosu eski Türkiye Raportörü Kati Piri, Rûdaw'a verdiği özel röportajda Suriye ve Rojava’daki son gelişmeleri değerlendirdi.
Şam'daki yeni yönetimin Halep ve Kobani başta olmak üzere Kürt bölgeleri ile Dürzi ve Alevi topluluklarına yönelik tutumundan duyduğu derin endişeyi dile getiren Piri, Batılı devletlerin mevcut tavrını eleştirdi. Piri, IŞİD'e karşı savaşta Batı'nın en önemli müttefiki olan Kürtlerin, sadece "istikrarlı bir Suriye" görüntüsü yaratmak uğruna yalnız bırakılmasının ve kazanımlarının yok sayılmasının büyük bir ihanet olacağını belirtti.
IŞİD tehdidinin hala ciddi boyutlarda olduğuna dikkat çeken Hollandalı siyasetçi, tutukluların artık Demokratik Suriye Güçleri (DSG) kontrolünde olmamasının Avrupa'nın güvenliği için de büyük bir risk teşkil ettiğini söyledi. ABD'nin IŞİD'li tutukluları Irak'a nakletmesini, Şam'daki yeni yönetime duyulan güvensizliğin ve cihatçılarla ilgili endişelerin açık bir kanıtı olarak yorumladı.
Kürtlerin Suriye'de inşa ettiği özyönetim modelinin tamamen ortadan kaldırılmasının bölgeye güvenlik getirmeyeceğini savunan Piri, çözümün mevcut kazanımların korunarak Şam yönetimiyle anayasal bir çerçeveye oturtulması gerektiğini ifade etti. Hollandalı lider, Rojava'daki statünün yok edilmesinin Türkiye'deki barış sürecine katkı sağlayacağı yönündeki tezlere de karşı çıkarak, bir yerde Kürtlerin haklarını gasp etmenin başka bir yerde barış getirmeyeceğini dile getirdi.
Son olarak Avrupa ülkelerine çağrıda bulunan Kati Piri, karar vericilerin bölgedeki gerçekleri anlamak için Kürt diasporasına kulak vermesi gerektiğini belirtti. Avrupa parlamentolarında Kürtlere yönelik güçlü bir destek olmasına rağmen hükümetlerin ajandalarının farklı işlediğini hatırlatan Piri, Kürtlerin “cihatçılara” karşı verdikleri mücadele ve ödedikleri bedellerin unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.
Hollandalı Sosyal Demokrat lider Kati Piri Rûdaw Diaspora sunucusu Hemin Abdullah’ın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Sayın Piri hanım, uzun yıllardır Suriye'deki ve Kürtlerin yaşadığı diğer yerlerdeki durumu takip ediyor ve bu konuda çalışmalar yapıyorsunuz. Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Raportörüydünüz. Şu anda Suriye'de "yeni bir sayfa açtığını" ve "Suriye'nin herkesin olacağını" iddia eden bir hükümet iş başına geldi. Kürtler, müttefikleri tarafından bu yeni Suriye'ye uyum sağlamaları ve geri dönmeleri yönünde itiliyor. Bugünlerde gördüğümüz bu durum, Kürtlere "gidin başınızın çaresine bakın ve uyum sağlayın" demek için mi?
Kati Piri: Oradaki durum konusunda çok endişeliyim. Sanırım hepimiz Beşar Esad'ın gitmesinden dolayı mutluyuz. Bu iyi bir haberdi. Ancak Şam'daki yeni yöneticilerin davranışları konusunda çok endişeliyiz. Süveyda'da Dürzilere ne yaptıklarını gördük. Sahil bölgelerinde Alevilere ne yaptıklarını gördük. Ve geçtiğimiz haftalarda Kürtlere ne yaptıklarını gördük. Halep ile başladı, ardından örneğin geçtiğimiz günlerde Kobani'de yaşananlar... Bu yüzden Suriye'deki bu geçiş hükümetinin ne kadar demokratik olduğu konusunda endişe ve kaygı taşıyoruz. Ayrıca Suriye'deki azınlıklara nasıl davranacaklar? Gördüğümüz kadarıyla Kürtler 2012'den beri Rojava'da bir tür otonomi ve özyönetim kurdular. Aynı zamanda Batılı ülkelerin müttefikiydiler. Cihatçılara ve IŞİD'e karşı savaştılar. Oysa bugün gördüğüm ve korktuğum şey, Kürtlere ihanet edilmesidir. Batılı ülkeler ve özellikle Amerika, sadece "istikrarlı bir Suriye" olmasını önemsiyor gibi görünüyor. Bu yüzden o ülkede başka bileşenler yaşamıyormuş gibi davranıyorlar. Ayrıca Avrupa da bunu Suriyeli göçmenleri sınır dışı edebilmek için kullanmak isteyebilir. Bu nedenle o bölgedeki gerçek müttefikimizin kim olduğu unutuluyor.
Rûdaw: Tom Barrack bir tweet atarak Suriye'deki Kürtlere "Artık kullanma süreniz doldu (expired), size ihtiyacımız kalmadı" dedi. Gerçekten de Suriye'de Kürt otonomisine ve Batılı ülkelerin Kürtlerle ittifakına ihtiyaç kalmadı mı?
Kati Piri: Bence yüz kızartıcı bir mesajdı. Hem ABD Senatosu'nda hem de Kongre'de eleştirel seslerin duyulmasından memnunum. Kürtlerin aşırıcılıkla mücadelede ne kadar büyük bir rol oynadığını çok iyi bilen birçok siyasetçi var. Neyse ki herkes bunu unutmuş değil. Bu bana umut veriyor. Dürüst olalım, Amerika'nın şu an IŞİD'li tutukluları Irak'a nakletmesi sebepsiz değil. Çünkü Şam'daki mevcut hükümetin gözetimi altında bu IŞİD'li tutukluların serbest bırakılmayacağına dair hiçbir güvenleri yok. Bu da Amerikan yönetimi içinde de Şam'daki yetkililere güvenmeme ve cihatçılara yardım etmeyeceklerinden emin olmama konusunda tereddütler olduğunun kanıtıdır.
Rûdaw: Peki, tereddüt var ve IŞİD'li tutuklular naklediliyor; ancak Kürtler arasında bunu, otonomilerine son verilmesi ve onları korumak için hiçbir gerekçe kalmaması amacıyla yapılan bir hamle olarak görenler var...
Kati Piri: Bu garip olurdu ama Amerika'dan bu yönde bazı işaretler de görülüyor. Bence Batılı ülkelerdeki pek çok kişi bir şeyi çok iyi anlamıyor: Kürtler arasındaki o büyük ortak hissiyatı. Sadece Rojava Kürtleri arasında değil, Erbil'de de Suriye'de yaşananlarla ilgili çok büyük gösteriler görüyorsunuz. Türkiye'nin güneyine bakın ve Suriye Kürtleriyle nasıl dayanışma içinde olduklarını görün. Kürtlerin birçok ülkede hakları gasp edildi. Bu yüzden o yıllarda Suriye'de kendi kendilerine inşa ettikleri otonominin, Suriye merkezi hükümetinin otoritesi altında bir özyönetim olarak ve her Suriye vatandaşının sahip olduğu ama Kürtlerin sahip olmadığı haklarla birlikte kalması gerekiyor. Bu nedenle şu an Rojava'daki birçok Kürdün, El Şer ve hükümetinin gölgesinde güvende kalacaklarına dair bir garantinin olmadığı hissine kapılmalarını anlıyorum.
Rûdaw: Sizce de böyle düşünmekte haklılar mı?
Kati Piri: Şöyle söyleyeyim, ben de onlarla aynı endişeyi taşıyorum. Ben de aynı endişeyi taşıyorum. Şu an önemli olan bir ateşkesin olmasıdır. Bugünlerde yapılanlara değil, daha önce üzerinde çalışılan anlaşmaya geri dönülmesidir. Orada Kürtlerin Şam'daki merkezi hükümete nasıl dahil olacakları açıklanmıştı. Ayrıca bir tür otonominin ve Kürtlerin haklarının nasıl güvence altına alınıp hayata geçirileceği de belirtilmişti. Bu yüzden burada, Hollanda Parlamentosu'nda bu yönde bir karar tasarısını kabul ettik; soldan sağa büyük bir çoğunluk buna oy verdi.
Rûdaw: Hollanda ve Avrupa Birliği, ateşkesin bozulmamasını ve buna uyulmasını sağlamak için ne yapabilir?
Kati Piri: Bence bu konuda siyasetçilerimizin ve karar vericilerimizin Kürt diasporasıyla konuşması önemlidir. Burada haftalardır gösteri yapan çok sayıda Kürt var. Onları kabul etmeli ve onlarla konuşmalılar. Hangi bilgi ve mesajlara sahip olduklarını öğrenmek için. Hükümetimizin o bölgede neler olup bittiğini tam olarak bildiğini sanmıyorum. Sadece Kobani'nin haftalarca susuz, elektriksiz ve internetsiz bırakılmasına, askeri kuşatma altına alınmasına ve bunu hangi grupların yaptığına çok az önem verilmesi gerçeği bile ortada... Bu yüzden ilk şey, Kürt diasporası aracılığıyla bilgi alınmasıdır. İkinci olarak, Suriye'deki olayların tarihsel anlamını ve Kürt tarihini anlamanız gerekir. O zaman, "Suriye'de de Hollanda gibi Lahey (Den Haag) benzeri bir merkezi hükümet olsun" demenin kolay olduğunu bilirsiniz. Ancak oranın tarihine baktığınızda ve dediğim gibi 2012'den beri Kürtlerin bir tür otonomiye sahip olduğunu gördüğünüzde, "Yarından itibaren hepsi sona ermeli" diyemezsiniz. Bu başarılı olmaz.
Rûdaw: Ama bu önümüzdeki günlerde gerçekleşebilir!
Kati Piri: Doğru, ama ben bunun Suriye'ye güvenlik getireceğine inanmıyorum. Genel olarak bölgeye de güvenlik getireceğini sanmıyorum. Batılı ülkelerde böyle bir şeyin tüm bölge için ne kadar büyük sonuçlar doğuracağının iyi analiz edilmediğini hissediyorum.
Rûdaw: Yıllarca Türkiye’deki meseleler üzerinde çalıştınız. Oradaki Kürtlerle de sürekli temasınız oldu. Şimdi Türkiye'den, onların tabiriyle "Rojava sorunu" ortadan kalkarsa -askeri yolla veya başka bir yolla- Türkiye'deki barış sürecinin daha iyi ilerleyeceği yönünde sesler duyuyoruz. Siz nasıl düşünüyorsunuz?
Kati Piri: Ben bir yerde Kürtlerin elinden haklarını almanın, başka bir yerde Kürtlere daha fazla hak verilmesine yol açacağına inanmıyorum. Bence Türkiye'de Kürtler barışın sağlanması için dürüstçe çaba gösterdi. Bu da Öcalan'ın çağrısı yoluyla oldu. Türkiye hükümeti henüz bu çabaya yanıt vermedi. Ayrıca Suriye hükümetinin Şam yönetiminin politikaları üzerinde daha fazla etkisi olduğunu görüyorsunuz. Bunu geçtiğimiz günlerde gördük. Bence Türkiye'de de düşünce tarzında bir değişiklik yapılmalı. Kürtler her zaman bir tehdit olarak görülmemeli, aksine eşit hakları hak eden vatandaşlar olarak görülmeli. On yıl önce söylediğim şey bugün için de geçerli: Türkiye'de demokrasi, ancak Kürt sorununun demokratik bir çözümüyle sağlanabilir.
Rûdaw: IŞİD militanlarından tekrar bahsedecek olursak, bunların yeniden Avrupa'ya ve Hollanda'ya dönme tehdidi ne kadar ciddi?
Kati Piri: Bence bu ciddi bir endişe. Bu yüzden Kürtler yıllardır bunu söylerken haksız değillerdi. Çünkü IŞİD'in Avrupalı ve Hollandalı savaşçıları da vardı. Bu savaşta en büyük bedeli Kürtler ödedi. IŞİD savaşında 10 ila 12 bin Kürt, biz burada güvende olalım diye hayatını kaybetti. Yani sadece kendileri için yapmadılar, bizi de korudular. Buradaki hükümetlerin çoğu, Kürtlerin "bu IŞİD'lileri ülkelerinize götürün ve orada yargılayın" talebine kulak asmadı. Bu yüzden şimdi içinde bulunduğumuz duruma düştük ve tutuklular artık Demokratik Suriye Güçleri (DSG) elinde değil.
Rûdaw: Çoğu elinde değil.
Kati Piri: Çoğu kalmadı. Ayrıca bazılarının kaçtığını ya da serbest bırakıldığını gördük. Çünkü orada tam olarak ne olduğunu bilmiyorlar. Bu yüzden şüphesiz bu Hollanda'nın güvenliği için bir risktir.
Rûdaw: Avrupalı siyasetçiler düzeyinde birçok ilişkiniz ve dostunuz var. Kürtlerin Avrupa düzeyinde gerekli desteğe sahip olduğunu hissediyor musunuz?
Kati Piri: İşin güzel yanı, Hollanda Parlamentosu veya Avrupa Parlamentosu'ndan bahsederseniz, Kürtlerin gerekli desteği var. Çoğu zaman çelişkili çıkarları olanlar hükümetlerimizdir. Son zamanlarda göçmen konusunun seçimlerde belirleyici olduğu Avrupalı hükümetlere bakalım. Bu yüzden Avrupa hükümetlerinin çıkarlarından biri, Suriyeli göçmenlerin bir an önce Suriye'ye geri gönderilmesidir. Bu nedenle "Suriye'de güvenlik yok", "orada katliam yapıldı" ya da "serbest bırakılan IŞİD'liler var" denilmesi hiç işlerine gelmiyor. Aksine hükümetler "orada istikrar var" demek istiyorlar. Ayrıca orada yeniden inşa için çalışılıyor, bu yüzden göçmenler geri gönderilebilir demeye çalışıyorlar. Ancak bence Kürtler bunun bedelini ödememeli.
Rûdaw: Başta Kürtlerin büyük bir dostu olduğunuzu söyledim ama bize karşı da çok açık sözlü ve eleştirelsiniz...
Kati Piri: Koyu Hollandalıyım!
Rûdaw: Doğru, koyu bir Hollandalısınız! Biz Kürtler geçtiğimiz yıllarda neyi yanlış yaptık?
Kati Piri: Biliyor musunuz... Kürtlerin yanlış bir şey yaptığını söyleyebileceğinizi sanmıyorum. Son on iki yılda Kürtler cihatçılarla savaşta ne kadar vefalı ve dürüst olduklarını gösterdiler. Bence bazen Kürtler, bu sadakatlerinin karşılığını almayı umuyorlar ve bunda haklılar da. Ancak bir bakıyorsunuz Rusya tarafından, bir bakıyorsunuz Amerikalılar tarafından ve belki üçüncü kez Avrupa Birliği tarafından bu karşılığı alamıyorlar. Bu yüzden sonrasında hayal kırıklığına uğramalarını anlıyorum. Ancak Kürdistan'da yaşamayan ve Batılı ülkelerde olan birçok Kürdün de Kürdistan'ı unutmadığını görüyorum. Bu yüzden her gün buradalar, gösteri yapıyorlar ve ilgi istiyorlar. Neyse ki ülkelerimizde Kürtleri unutmayan birçok siyasetçi olduğunu da görüyorum. Onların cihatçılara karşı savaşta önemli müttefiklerimiz olduğunu biliyorlar. Umarım biz de önümüzdeki günlerde Kürtlerin korunmasını garanti altına alacak bir şeyler yapabiliriz.