Haber Merkezi - PKK'nin kurucularından Mustafa Karasu, ANF’ye verdiği mülakatta çözüm sürecinin 2026 yılındaki seyri, PKK’nin fesih kararı sonrası gelinen aşama ve TBMM’den beklentilere dair açıklamalarda bulundu.
Karasu, "PKK’nin feshedildiğini ve silahlı mücadelenin sonlandırıldığını" vurgulayarak, sürecin kalıcılaşması için hukuki ve siyasi adımların atılması gerektiğini belirtti.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesiyle koparılamaz bir bağ içinde olduğunu ifade ederek, sürecin toplumsallaşması için tüm kesimlerin sorumluluk alması gerektiğini söyledi.
Özellikle CHP’nin tutumuna ve TBMM’de beklenen yasal düzenlemelere dikkat çeken Karasu, sürecin bir tıkanma noktasına gelmemesi için "ikinci aşamaya" geçilmesi çağrısında bulundu.
"CHP tarihi bir fırsatı kaçırıyor"
CHP’nin Türkiye’nin kurucu partisi olması hasebiyle Kürt sorunundaki tarihsel rolüne değinen Karasu, ana muhalefet partisinin son dönemdeki söylemleri ile pratik tutumu arasındaki çelişkiye dikkat çekti.
Karasu, CHP içindeki "inkarcı ve milliyetçi" kanadın demokratik eğilimleri gerilettiğini savunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
"CHP, son zamanlarda Kürt halkının desteğini almak için çözümden söz etmiştir ancak somut tutum alma aşamasında içindeki gerici eğilimler baş göstermiştir. CHP, Kürt sorununda aktif ve doğru bir tutum alsaydı gerçek bir iktidar alternatifi haline gelirdi. Eğer önümüzdeki dönemde olumlu bir rol oynamazsa, demokrasi söylemleri inandırıcılığını tamamen kaybedecektir."
"PKK feshedildi, hukuki statü şart"
Sürecin askeri aşamasının geride kaldığını hatırlatan Karasu, PKK’nin örgütsel varlığını sonlandırdığını ve gerillaların çatışma bölgelerinden çekildiğini belirtti.
Karasu, bu radikal adımların devlet katında siyasi ve hukuki bir karşılığı olması gerektiğini vurguladı:
"PKK’nin feshi ve silahlı mücadelenin sonlandırılması kararını aldık. Şimdi Türkiye’nin bu süreci siyasi ve hukuki zemine taşıması gerekiyor. Silah bırakanların ve eski PKK kadrolarının hukuki durumunun netleşmesi, özgürce siyaset yapabilmelerini sağlayacak yasaların çıkması şarttır. Aksi takdirde süreç tıkanır."
Öcalan’ın durumu ve "umut hakkı"
Karasu, sürecin baş muhatabı olarak gördükleri Abdullah Öcalan’ın fiziki koşullarının iyileştirilmesinin ve özgür çalışma ortamına kavuşmasının "ikinci aşama" için zorunlu olduğunu söyledi.
Devlet Bahçeli’nin telaffuz ettiği "Umut Hakkı" konusuna da değinen Karasu şunları ekledi:
"Önder Apo 27 yıldır esaret altındadır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 'Umut Hakkı' kararı zaten Türkiye anayasasına göre uygulanması gereken hukuki bir zorunluluktur. Meclis’ten çıkacak özel yasanın Önder Apo’yu da kapsaması gerekir. Onu dışarıda tutan bir düzenleme süreci başarılı kılmaz."
"Meclis rüştünü ispat etmeli"
TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarına ve MHP’nin hazırladığı rapora değinen Karasu, 27 Şubat çağrısının ruhuna uygun bir yasalar silsilesinin Meclis gündemine gelmesini beklediklerini ifade etti.
TBMM’nin tarihsel olarak Kürt sorununda "inkarcı" bir rol oynadığını savunan Karasu, bu aşamanın bir "aklanma ve çözüm" fırsatı olduğunu belirtti.
Karasu, "Meclis şimdiye kadar Kürt sorununda olumsuz rol oynamıştır. Gelinen aşamayı, siyasetin ve Meclis’in rüştünü ispat edeceği bir evre olarak görüyoruz. Eğer bu tarihi sorun Meclis eliyle çözülmezse, Türkiye’deki siyasi kurumlara olan güven tamamen yok olur” dedi.
Tarihsel Türk-Kürt ilişkileri
Mustafa Karasu, çözümün temel dayanağının 1071’den bu yana süregelen Türk-Kürt ilişkilerinin tarihsel diyalektiği olduğunu belirterek, "Demokratik Ulus" çözümünün her iki halkın da yararına olduğunu, siyasi iradenin yüzyıllık inkar politikalarından vazgeçmesi durumunda barışın kısa sürede gerçekleşebileceğini sözlerine ekledi.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın