Rojava Özerk Yönetimi Temsilcisi Abdülkerim Omer, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) statüsünü ve Rojava'nın adem-i merkeziyetçi yapısını korumanın kendileri için "kırmızı çizgi" olduğunu belirtti. Omer, yeni yılda 10 Mart Anlaşması'nın maddelerinin uygulanması için yeni adımlar atılacağını söyledi.
Abdülkerim Omer, Rûdaw bültenine katılarak Nalîn Hesen'in 10 Mart Anlaşması, Şam ile müzakereler ve Suriye'nin geleceğine ilişkin sorularını yanıtladı.
Abdülkerim Omer, 29 Aralık 2025’te yapılması planlanan toplantının kar yağışı ve bazı teknik nedenlerden dolayı ertelendiğini açıkladı.
Yakın bir zamanda Şam'da, garantör taraf olarak ABD'nin de katılımıyla en üst düzeyde bir toplantı yapılacağını belirten Omer, "Bu toplantıda 10 Mart Anlaşması'nın bazı ana maddelerinin uygulanmasını umuyorum. Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) Savunma Bakanlığı'na, Asayiş güçlerinin ise İçişleri Bakanlığı'na katılımı konusu tartışılacak. Ayrıca petrol, gaz ve sınır kapıları konuları da gündemde" dedi.
Omer, şimdiye kadar Türkiye'nin müdahaleleri ve geçici hükümetin tutumu nedeniyle ciddi bir diyalog kurulamadığını ancak şimdi halklarına bir müjde vermek için yeni bir fırsat doğduğunu belirtti.
Rûdaw’ın soruları ve Rojava Özerk Yönetimi Temsilcisi Abdülkerim Omer’in cevapları şöyle:
Rûdaw: 10 Mart Anlaşması ile başlayacağım. Yeni yıla girdik, bu konu hem siyasi düzeyde hem de halk arasında tartışılıyor. Bu anlaşmanın uygulanması yakın mı?
Abdülkerim Omer: Önünde birçok zorluk ve engel var ama genel olarak, hava koşulları ve kar yağışı nedeniyle yapılamayan 29'undaki toplantının ertelenmesinin ardından yeni yılda umutluyuz. Çok yakın bir zamanda Şam'da, garantör taraf olarak ABD'nin de katılacağı en üst düzeyde bir toplantı yapılacağına inanıyorum. Bu toplantıda 10 Mart Anlaşması'nın bazı ana maddelerinin uygulanmasını umuyorum. 7 Ekim'de Şam'da askeri güçlerimizin Savunma Bakanlığı'na, iç güçlerimizin de İçişleri Bakanlığı'na katılımı konusunda bir anlaşma olmuştu. Biz ve Şam, ABD aracılığıyla önerilerimizi birbirimize sunduk. DSG, asayiş, petrol, gaz ve sınır kapıları konusunda ciddi tartışmalar olmasını umuyorum.
Rûdaw: Bu müjdeyi halkımıza veriyorsunuz, peki bu çok yakın mı? Önümüzdeki günlerde mi?
Abdülkerim Omer: Doğru, yakın bir zamanda yapılacak. Toplantının ertelenmesi siyasi nedenlerden değildi. O toplantıda bazı kararlar alınabilir ve 10 Mart Anlaşması'nın bazı maddeleri uygulanabilir. Bu, tüm Suriye halkı için bir müjdedir. Halkımız savaştan yoruldu ve biraz rahata ve huzura ihtiyaçları var. Suriye'deki değişimin anahtarı, o tek renkliliği kırmaktır. Merkezi sisteme geri dönmek mümkün değil. Merkeziyetçiliğin tekrarlanması, temeli radikal İslam olan diktatör ve radikal bir rejime geri dönmek anlamına gelir. Bu, Suriye halkı tarafından kabul edilmez.
Rûdaw: Süveyda ve Alevi bölgelerindeki olaylardan sonra, Şam ve Amerika Suriye'deki yönetim sisteminin federal veya adem-i merkeziyetçi olması gerektiği kanısına vardılar mı?
Abdülkerim Omer: En önemli şey Baas ve Esad rejiminin yıkılmasıydı. Şimdi geçiş sürecindeyiz. Suriye halkının bir araya gelmesi için bir fırsat doğdu. 60 yıllık baskı ve 14 yıllık iç savaştan sonra bir devletin, bileşenlerinin temsilcilerinin masaya oturup devletin kimliği ve yönetim sistemi üzerinde anlaşması gerekir. Ardından uzman bir komitenin anayasa yazması ve ulusal bir kongrede onaylanması gerekir. "Aksa Tufanı"ndan sonra Ortadoğu için yeni bir tasarım yapılıyor. Suriye önemli bir jeopolitik konumda. Şimdi Suriye, NATO, Avrupa Birliği ve Amerika ile ilişkisi olan yeni bir duruma girdi. Uluslararası toplum, merkezi sistemle Suriye'de istikrarın sağlanamayacağı kararına vardı.
Rûdaw: Suriye hangi yönetim şekline doğru gidiyor? Federalizme mi, yoksa adem-i merkeziyetçiliğe mi?
Abdülkerim Omer: Biz Özerk Yönetim olarak daha çok adem-i merkeziyetçilikten bahsediyoruz. Üzerinde anlaşabileceğimiz bir adem-i merkeziyetçilik. Süveyda halkımız bağımsızlık talep etti, Aleviler siyasi federalizmden bahsediyor. Bizim söylediğimiz adem-i merkeziyetçiliğin, tüm ulusal zenginliklerin ve iktidarın adil bir paylaşımını içermesi gerekiyor. Kuzey ve Doğu Suriye'deki Özerk Yönetim örneği, tüm Suriye için çok iyi bir örnektir. Önemli olan isim değil, adem-i merkeziyetçiliğin içeriğidir.
Rûdaw: Anayasa ve yönetim sistemi üzerine görüşmeler başladı mı?
Abdülkerim Omer: Üzerinde tartıştığımız en temel konu bu. General Mazlum Abdi ile Ahmed Şara arasındaki görüşmeler, ayrıca bizim ve İlham Ahmed'in Dışişleri Bakanı Şeybani ile görüşmelerimiz bu konu üzerineydi. Anayasal deklarasyonun değiştirilmesi gerekiyor. Şam bizim katılımımızı "teslimiyet" olarak görüyor ama biz bunun "ortaklık" olduğunu söylüyoruz. Kürtlerin hakkı bir cumhurbaşkanı açıklaması değil, anayasal bir haktır. Siyasi, kültürel, dil ve eğitim haklarımızda ısrarcıyız ve geri adım atmayacağız.
Rûdaw: DSG'nin Savunma Bakanlığı'na katılım şekli nasıl olacak?
Abdülkerim Omer: Binlerce şehidin kanı sayesinde geri adım atmamız imkansız. Biz Suriyeliyiz ve yeni, adem-i merkeziyetçi bir Suriye kurmak istiyoruz. Savunma Bakanlığı'na katılacak olan o üç DSG tümeni, Kuzey ve Doğu Suriye'de kalacak. YPJ de bölgede kalacak. Sadece anti-terör tugayı Suriye'nin diğer bölgelerinde ortak operasyonlar yapabilir. DSG ve adem-i merkeziyetçilik bizim için kırmızı çizgidir. Bu, Suriye'nin birliğini korur. Bugüne kadar ulusal bir ordu kurulmadı, Efrin, Serêkaniyê ve Tel Abyad'da (Girê Spî) katliamlar yapmış, uluslararası yaptırımlar altındaki bazı gruplar var. Biz gerçek ulusal orduyu temsil ediyoruz.
Rûdaw: Peki Suriye ordusunun diğer güçleri sizin bölgelerinize gelecek mi?
Abdülkerim Omer: Hayır, böyle bir şey yok. Kadın Koruma Birlikleri (YPJ), Kuzey ve Doğu Suriye'de kalacak. Başka hiçbir güç toprağımıza girmeyecek. Sınırları korumak için üçüncü bir tugayın da kurulmasını öneriyoruz ve o da DSG'den olacak.
Rûdaw: Amerika'nın bu konudaki rolü nedir?
Abdülkerim Omer: 10 Mart Anlaşması Amerika'nın yardımıyla imzalandı. Amerika, bizimle geçici hükümetin anlaşması için çaba gösteriyor. Amerika'nın en önemli rolü garantörlüktür çünkü aramızda güven yok.
Rûdaw: 2026 yılının başında halkımıza mesajınız nedir?
Abdülkerim Omer: Lozan bitti. Kürtler 21. yüzyılda mahrum kalmayacaklar. Biz şimdi önemli bir aktör olduk. Önder (Lider) Apo ile Türk devleti arasındaki barış sürecinin başlamasıyla Türkiye'nin tutumu değişti. Saldırılar durdu ve diyalog başladı. Şimdi Türkiye, bizimle Şam'ın anlaşmasına karşı değil. Sadece her iki sürecin birlikte yürümesini istiyorlar. Bizimle ENKS arasında pozitif bir atmosfer var. Erbil ile ilişkilerimiz güçleniyor. 21. yüzyıl Kürtlerin yüzyılı olacak. Ben 65 yaşında bir Kürt olarak şimdi özgürlüğü yaşıyorum ve çok mutluyum. Kürtler, Ortadoğu'nun yeni tasarımında büyük bir rol oynayacaklar.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın