İran’ın Süleymaniye Başkonsolosu: Kürdistan Bölgesi ve halkıyla bir sorunumuz yok

Erbil (Rûdaw) - İran’ın Süleymaniye Başkonsolosu Muhammed Mir Hüseyni, ülkesinin güvenliğini “kırmızı çizgi” olarak nitelendirerek, bölgede ABD, İsrail veya İran karşıtı grupların bulunduğu noktaların hedef alınabileceğini söyledi.   

Süleymaniye'de düzenlenen basın toplantısında Rûdaw muhabiri Erkan Ali’nin sorularını yanıtlayan Hüseyni, “Nerede olursa olsun; bölgede, Katar, Bahreyn, Kuveyt ya da Kürdistan Bölgesi’nde Amerikan unsurları, İsrail bağlantılı yapılar veya İran karşıtı gruplar bulunuyorsa, bu noktalar meşru hedef olarak değerlendirilmektedir” ifadelerini kullandı.

Hüseyni, söz konusu saldırıların “meşru müdafaa” kapsamında gerçekleştirildiğini ifade ederek, Kürdistan Bölgesi ya da sivillere yönelik bir hedeflerinin bulunmadığını belirtti. 

Saldırılar sürüyor  

Başkonsolosun açıklamaları, bölgedeki güvenlik geriliminin sürdüğü bir dönemde geldi. Rûdaw’ın derlediği verilere göre, 28 Şubat’tan bu yana Kürdistan Bölgesi’ne yönelik yüzlerce insansız hava aracı ve füze saldırısı kaydedildi.    

Geçtiğimiz ay Erbil’in Soran bölgesine düzenlenen saldırıda, Peşmerge Bakanlığı’nın açıklamasına göre 6 Peşmerge hayatını kaybederken, 30 kişi de yaralandı. 

Rûdaw ve İran Başkonsolosu arasındaki soru-cevap  

Rûdaw: Kürdistan Bölgesi Hükümeti, gerek İran gerekse "Direniş Cephesi" tarafından Kürdistan Bölgesi ve Süleymaniye’ye yapılan bu saldırılardan endişeli. Sorum şu; Süleymaniye’de ABD güçleri yok, Rojhılat partileri de bir ölçüde tarafsız kalmayı seçti. Öyleyse saldırılar neden devam ediyor?   

Muhammed Hüseyni: Bizim güvenliğimiz kırmızı çizgimizdir. Amerika’nın, müdahalecilerin, Amerikan operasyonel unsurlarının, Siyonist rejimin veya İran karşıtı muhalif grupların askeri varlık gösterdiği veya askeri niyet taşıdığı her yer bizim meşru hedefimizdir. Nerede oldukları fark etmez; Katar, Bahreyn, Kuveyt veya Kürdistan Bölgesi... Her nerede olurlarsa olsunlar meşru hedefimizdir.

Biz meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz. Şunu netleştirelim; biz bu ülkelerin hiçbirinin toprak bütünlüğüne veya egemenliğine karşı değiliz, onlara karşı olumsuz bir bakış açımız yok, onları resmen tanıyor ve saygı duyuyoruz. Ancak güvenliğimizin birinci önceliğimiz olduğunu açıkça herkese söyledik. Amerikalılar ve Siyonist rejim üyeleri nerede olursa olsun, hatta Kürdistan Bölgesi’nde olsalar bile, meşru müdafaa kapsamında meşru hedefimizdirler. ABD Başkanı’nın dün yaptığı açıklamalara bakın, bu belki de sunduğu en güncel veridir; muhalifler ile ülkenin güvenliğine karşı hareket edenler arasında açık bir bağ kurdu, silahlar ile Kürtler arasında bir ilişki kurdu. Bizim temel politikamız iyi komşuluk ve özellikle burası (Kürdistan Bölgesi) gibi kadim ve tarihi bağlarımızın olduğu komşularımızla daha güçlü ilişkiler kurmaktır.      

Yapılan bir saldırı, eğer bizim tarafımızdan yapılmışsa, bu asla buradaki yönetimle veya buranın halkıyla bir derdimiz olduğu anlamına gelmez. Bu sadece silahlı muhaliflere, Amerikalılara veya Siyonist rejime karşı kendimizi savunma eylemidir.

Rûdaw: Donald Trump Kürtlere silah verdiğini söylüyor ama "hangi Kürtler" olduğunu belirtmiyor. Rojhılat partileri ise ellerindeki silahların 30-40 yıllık olduğunu ifade ediyor.

Rojhılat partileri tarafsızken ve Süleymaniye’de Amerikalılar yokken bu saldırıların gerekçeleri nelerdir?

Muhammed Hüseyni: Amerikalıların nerede olup nerede olmadığının tespiti, bu konuda görevli olan ve onları takip etme uzmanlığına sahip kişilerin yetkisindedir.