Rojava’da bir nesil sadece Kürtçe eğitim alarak yetişti, çocuklar annelerine Kürtçe öğretiyor

Amude (Rûdaw) – Rojava’da eğitimin Kürtçe olmasıyla birlikte, yalnızca ana dillerinde eğitim alarak büyüyen bir nesil yetişiyor.

17 yaşındaki Nesrin, birinci sınıftan itibaren Kürtçe eğitim alan ve şu an lisede okuyan öğrencilerden biri. O ve arkadaşları, her sabah eğitim gününe "Ey Rakib" marşıyla başlıyor ve Rojava’daki diğer tüm öğrenciler gibi birbirlerine "Kurd ziman" (Kürtçe konuşanlar. / Kürlerin milli marşı “Ey Reqîb’te geçen bir söz) diyerek sesleniyorlar.

Rojava’da yaklaşık 10 yıldır Kürtçe eğitim veriliyor. Nesrin’in yaşı ise Suriye iç savaşıyla neredeyse aynı. O 7 yaşına geldiğinde okullar tamamen Kürtçe eğitim vermeye başlamıştı ve o da ilk sınıftan itibaren eğitimini Kürtçe gördü.

Öğretmen Fadiya Ömer, eğitim çalışmaları hakkında, "9 yıldır öğretmenlik yapıyorum ve yaklaşık 900 öğrenci yetiştirdim. Dilimizin dünya düzeyine ulaşmasını ve her yerde tanınmasını umuyoruz. Çok kadim, zengin ve güzel bir dil; bununla gurur duyuyoruz” dedi.

Ders sistemini anlatan öğrenci Nesrin Ciziri ise "İlk dersimiz Kürtçeydi, sonrasında coğrafya, kültür ve tarih dersleri geldi. Günde 5 saat ders görüyoruz. Ayrıca Arapça ve İngilizce derslerimiz de var" dedi.

9. sınıfı bitirip 10. sınıfa geçen Nesrin, akıcı bir Kürtçe ile konuşuyor ve artık evde anne ve babasına da dil konusunda yardımcı oluyor.

“Çocuğuma Kürtçenin ana dilimiz olduğunu söyledim”

Nesrin’in annesi Emine Halil, Kürtçeyi kızından öğrendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Eskiden Kürtçe serbest değilken bazıları evde kendi imkanlarıyla Kürtçe harfleri öğrenmeye çalışırdı. Bizim evde de erkek kardeşim okurdu. Süreç başladığında birçok kişi 'çocuklarımızı göndermeyiz' diyordu. Ama ben kızıma ister Kürtçe ister Arapça olsun her türlü gelişimin iyi olduğunu, ancak Kürtçenin bizim ana dilimiz olduğunu söyledim. Şimdi Nesrin bana ve kız kardeşine yardım ediyor. Örneğin biz 'heywan' diyoruz, o 'lawir' diyor. Ondan çok sayıda Kürtçe kelime öğreniyorum. Babam da çok iyi Kürtçe konuşurdu; biz 'teabîn' (yorulduk) derdik, o 'westiyam' derdi. Nesrin'in 'erdhej' dediğini duydum, ne olduğunu sorduğumda 'Zelzele anne' dedi. Ben de ona 'Artık bana mama deme, yade de' dedim."

Arapça okumayı tercih etmediğini belirten Nesrin, geleceğine dair ise şunları söyledi:

"Arapça okumak gerçekten en son tercihim olur. Eğer mecbur kalırsam, Kürtçe eğitimime devam etmek için Başur’a (Kürdistan Bölgesi) giderim."