Cemil Bayık: İran rejiminin ayakta kalma zemini kalmadı
Haber Merkezi - KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, ANF’ye verdiği röportajda Ortadoğu’daki güncel durumu ve kriz dinamiklerini İran, Irak, Suriye ve Türkiye ekseninde değerlendirdi. Bayık, Ortadoğu’nun yeni dünya dengelerinin kurulduğu bir savaş alanına dönüştüğünü belirterek, bu sürecin merkezinde Kürdistan coğrafyasının yer aldığını söyledi.
Bayık, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik baskılarının yeni bir aşamaya geçtiğini ifade ederek, önce İran’ın Ortadoğu’daki vekil güçlerinin hedef alındığını, ardından doğrudan İran rejiminin hedef haline getirildiğini söyledi.
Cemil Bayık, “Ortadoğu tarih boyu siyasal dengelerin ve göreceli statükoların kurulmasının gerçekleştiği coğrafya olmuştur. Bugün Ortadoğu dünya dengelerinin kurulacağı bir savaş alanı haline gelmiştir. Kürdistan da Ortadoğu’nun merkezinde olduğundan savaş Kürdistan ve çevresinde yoğunlaşmaktadır” dedi.
“Bu rejim ya değişecek ya da yıkılacaktır”
İran’a yönelik baskılara dikkat çeken Bayık, ABD ve İsrail’in doğrudan İran’ı hedef aldığını ifade ederek şunları söyledi:
“İran’daki mevcut siyasi rejim ABD ve İsrail’in hedefindedir. İlk önce İran’ın Ortadoğu’daki vekil güçlerini etkisiz kıldılar. Şimdi doğrudan İran’ı hedefliyorlar.”
İran’daki mevcut rejimin sürdürülebilirliğini yitirdiğini savunan Bayık, “Bu rejim ya değişecek ya da yıkılacaktır. Köklü bir değişim olmazsa bu sonuç kaçınılmazdır” dedi.
Dış müdahaleye dayalı bir rejim değişikliğinin İran’daki krizleri daha da derinleştireceğini vurgulayan Bayık, son dönemde yaşanan halk ayaklanmalarının rejimi zayıflattığını, sert müdahalelere rağmen rejimin güçlenmediğini belirtti.
Bayık, rejimin değişmesi halinde İran’da “yerel özerkliklere dayalı demokratik bir sistemin kaçınılmaz hale geleceği” öngörüsünde bulundu.
Irak: İran’ı nefessiz bırakma planı
Irak’ın İran açısından stratejik bir “nefes alanı” olduğunu ifade eden Bayık, ABD ve İsrail’in bu nedenle Irak yönetimini İran’a destek veremez hale getirmek istediğini söyledi.
Bu kapsamda özellikle Heşdi Şabi’nin hedef alındığını dile getiren Bayık, Sudani hükümeti döneminde bu yönde bazı adımlar atıldığını ancak bunun yeterli görülmediğini belirtti.
Bayık, Irak’ta bir uzlaşma sağlanamaması durumunda siyasi dengelerin yeniden değişebileceği uyarısında bulunarak, istikrarın kırılgan olduğu Irak’ta yeni müdahalelerin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Bayık, “Eğer bir uzlaşma yaratılamazsa Irak’a da bazı yönelimler olur. İstikrar kazanmamış olan Irak’ta siyasal dengeler değişebilir” dedi.
Suriye’deki durum ve Rojava’ya saldırılar
Suriye’deki gelişmelere de değinen Bayık, BAAS rejiminin devrilmesinin ABD, İngiltere, Türkiye ve İsrail’in dahil olduğu bir plan çerçevesinde gerçekleştiğini savundu.
Bayık, Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) bu süreçte harekete geçirildiğini ve İsrail’in Suriye’ye yönelik müdahalelerinin de bu planın parçası olduğunu ifade etti.
Rojava’ya yönelik saldırıların yalnızca askeri değil, “aynı zamanda demokratik toplumu hedef alan saldırılar” olduğunu belirten Bayık, bölgedeki demokratik özerk sistemin uluslararası ve bölgesel güçler tarafından tehdit olarak görüldüğünü öne sürdü.
Cemil Bayık, Rojava’da Arap, Kürt, Süryani, Ermeni ve Türkmenlerin ortak iradesine dayanan bu sistemin tasfiye edilmesinin amaçlandığını öne sürdü.
Bayık, Şam yönetminin Demokratik Suriye Güçleri’ne yönelik saldırılarına uluslararası güçlerin göz yumduğunu belirterek, “Uluslararası güçler devletleri esas aldıklarından bütünlüklü bir Kürt politikası yoktur. Diğer politik denge ve çıkarlar tercih edildi” ifadelerini kullandı.
Türkiye: “Kürt sorununun çözümsüzlüğü beka sorunu yaratır”
Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerinde Bayık, demokratikleşme ve Kürt sorunu vurgusu yaptı.
Bayık, “Eğer Türkiye kendini değiştirmez, demokratik ulus anlayışıyla Türk-Kürt kardeşliğine dayalı bir demokratik sistem haline gelmezse sürekli krizle yaşayan bir ülke olmaktan çıkmaz” dedi.
Kürt sorununun çözümsüzlüğünün ciddi sonuçlar doğuracağını belirten Bayık, şu ifadeleri kullandı:
“Kürt sorununun çözümsüzlüğü en zayıf karnıdır. Bu sorunun çözümsüz kalması Türkiye için gerçek anlamda beka sorunları ortaya çıkarır.”
Türkiye’de yerel demokrasiye dikkat çeken Bayık, “Türkiye’de illerde valinin, ilçelerde kaymakamların yetkisi halkın seçtiği belediye başkanlarından fazladır” dedi.
“Demokratik toplum paradigması çökmedi”
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “demokratik toplum” paradigmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bayık, bu paradigmanın çöktüğü iddialarını reddetti:
Bayık, “Kadın özgürlükçü demokratik ekolojik toplum paradigmasının çöktüğünü söylemek, insanlığın kapitalizme ve baskıcı sistemlere muhtaç olduğunu söylemektir. Bugün çöken bir sistem varsa bu da devletçi, iktidarcı kapitalist modernist sistemdir” dedi.
Cemil Bayık, “Kürt, Arap, Çerkez, Süryani, Ermeni ve Türkmen kavga etmeden kardeşçe yaşamıştır. Bu fikrin ve projenin çöktüğü söylenemez” ifadelerini kullandı.