Berlin (Rûdaw) - Suriye'de yaşanan son siyasi değişimler, Rojava'da 14 yıldır uygulanan Kürtçe eğitim sistemini tehdit ediyor. Almanya'daki Kürt diasporası ve insan hakları örgütleri, Kürt dilinin siyasi pazarlıklara kurban edilmemesi ve tarihi kazanımların korunması için harekete geçti.
Rojava'da son 14 yıldır resmi eğitim dili olarak kullanılan ve anaokulundan üniversiteye kadar müfredatta yer alan Kürtçe, bölgedeki yeni siyasi dengeler nedeniyle belirsizlikle karşı karşıya. Kürtçenin zorunlu eğitim dili olmaktan çıkarılıp "seçmeli ders" statüsüne indirgenmesi yönündeki ihtimaller, Avrupa'daki Kürt kurumlarını alarma geçirdi.
AP ve AB'ye "şartlı yardım" çağrısı
Kürt dilini ve kültürünü korumak amacıyla Berlin hükümeti nezdinde temaslarını sıklaştıran Almanya Kürt Toplumu (Kurdische Gemeinde Deutschland), sorunu uluslararası arenaya taşıyor.
Almanya Kürt Toplumu Başkanı Mehmet Tanrıverdi, Kürtçe eğitimin Suriye anayasasında güvence altına alınması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
"Kürt dili okullarda zorunlu olmalı ve anayasada tanınmalıdır. Almanya Kürt Toplumu olarak diğer kurumlarla birlikte Avrupa Parlamentosu'ndan (AP) Şam ile yürüttükleri temaslarda bu talebimize destek olmalarını talep ediyoruz. Avrupa Birliği, Suriye hükümetine 600 milyon dolarlık bir yardım yapıyorsa, bunun belirli şartları olmalıdır. Suriye hükümeti reform adımları atmalı ve bunun en önemli ayağını Kürt kimliğinin tanınması ile Kürtçe eğitim hakkı oluşturmalıdır."
"Kürt kimliği sistematik olarak yok sayılabilir"
Almanya'da yürüttüğü kampanyalar, gösteriler ve diplomasi trafiğiyle Kürtçe eğitim meselesini ülkenin gündemine taşıyan Hawar Help Yardım Kuruluşu de tarihi kazanımların kaybedilmemesi için yoğun bir mesai harcıyor.
Hawar Help Kurucusu, Ezidi Kürt aktivist Düzen Tekkal, yeni siyasi iklimin azınlıklar ve Kürtler üzerindeki olası etkilerine dikkat çekerek endişelerini şu sözlerle dile getirdi:
"Suriye'nin yeni bayrağının gölgesinde ve özellikle şeriat yönetimi altında, Kürt kimliğinin sistematik olarak yok sayılacağına ve hakların adım adım tırpanlanacağına inanıyoruz. Bizler, sesi duyulmayanların sesi olmaya çalışıyoruz."
Alman hükümeti ve Avrupa Birliği yetkilileriyle sürekli bir diyalog halinde olduklarını belirten Tekkal, Avrupalı karar alıcılardan azınlıklara yönelik olası hak ihlalleri karşısında net bir tutum sergilemelerini beklediklerini ifade etti.
Siyasi dengelerin gölgesinde Rojava'da Kürtçenin geleceği belirsizliğini korurken; Kürtler, anadillerini sadece bir iletişim aracı olarak değil, "varoluşun ve mücadelenin temel kalesi" olarak görmeye devam ediyor.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın