Haber Merkezi - KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’a hediye gönderdiğini, Öcalan’ın da buna karşılık "Kürt kültürü taşıyan bir hediye" (kilim) gönderilmesi talimatı verdiğini belirterek, bu durumun çarpıtılmasını "özel savaş operasyonu" olarak nitelendirdi.
Bayık, ANF'ye verdiği mülakatın ikinci bölümünde Bahçeli ile Öcalan arasındaki "hediye” takasına" ve Rojava'daki "Demokratik Ulus" tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Öküz altında buzağı aramaktır”
Bahçeli ile Öcalan arasındaki karşılıklı hediye takasının “karalama kampanyasına” dönüştürüldüğünü belirten Bayık şunları söyledi:
"Meclis tutanaklarında yer alan ve Rêber Apo’nun belirttiklerinin bağlamından koparılarak spekülasyon yapılması art niyetlilerin işidir. Devlet Bahçeli, Önderliğe hediye göndermiş; Önderlik de buna karşılık Kürt özelliği taşıyan bir hediye gönderilmesini istemiştir. DEM Parti İmralı heyeti de bunun gereklerini yerine getirmiştir. Bu hediyeler üzerinden olumsuz algılar yaratmaya çalışmak, öküz altında buzağı aramaktır. Her olgu kendi mecrasında değerlendirilmeli. Niyeti iyi olmayanlar bir şeyler söyleyebilir. Buna ‘El ağzı çuval değil ki büzelim’ diyebiliriz"
Bu tartışmaların arkasında Türkiye’deki "özel savaş merkezi"nin olduğunu ileri süren Bayık, "Sanal medya üzerinden yürütülen saldırılar, Önderliğin itibarını sarsmayı hedefliyor. Kürtler adına yapıldığı söylenen paylaşımların önemli bir kısmının bu merkez tarafından yönetildiğini bilmeliyiz" dedi.
“Kürtlük” adına Öcalan’a yönelik bir karalama kampanyası yürütüldüğünü belirten Bayık, bu tür eleştirileri yöneltenleri ise, “Apo ve PKK’nin yeminli düşmanı” diye tanımladı.
Bayık, “Ama ne kadar çırpınsalar da 52 yıllık mücadele yürüten, 27 yıldır zindanda mücadele yürüten, Kürtler için onur ve gurur duyulacak bir ideolojik ve teorik gelişme yaratan ve Kürt aklını ortaya çıkaran Önderliğin konumunu sarsmaları mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
"Demokratik ulus ortadoğu için ilaçtır"
Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Rakka ve Tabka’dan çekilmesinin ardından gündeme gelen "Demokratik Ulus" paradigmasına yönelik eleştirilere de yanıt veren Bayık, bu anlayışın “Kürt birliğini zayıflatmadığını, aksine güçlendirdiğini” savundu.
Bayık, "Demokratik ulus anlayışı, etnik ve dinsel çatışmalarla boğuşan Ortadoğu için bir ilaçtır. Eğer Rojava’da bu sistem kurulmasaydı, Kürt-Arap savaşı çoktan kışkırtılmış olurdu. 'Kürtlerin birliğini demokratik ulus zayıflattı' demek saçma sapan bir düşüncedir” dedi.
"Türklere güven olmaz söylemi toptancılıktır"
Siyasi mücadelenin "güven-güvensizlik" ikilemi üzerinden yürütülemeyeceğini belirten Bayık, Türkiye'deki demokratik kesimlerle ittifakın önemine şu sözlerle vurgu yaptı:
"Türkiye ile onlarca kez görüşme ve ateşkes sürecimiz oldu. 'Türklere güven olmaz' sözü toptancı ve apolitik bir yaklaşımdır. Mücadelemizin içinde yüzlerce Türk şehit var. Rêber Apo, Kemal Pir ve Haki Karer için 'Onlar benim gizli ruhumdu' demiştir. Siyasal mücadelede 'sana güvenmiyorum' diyerek kenara çekilmek mücadelesiz kalmaktır. Bugün Türkiye'de Kürt sorunu ile demokratikleşme arasında kopmaz bir bağ vardır."
"ABD demokrasi değil, monarşi istiyor"
ABD'nin Rojava politikasına dair de eleştirilerde bulunan Bayık, Batı'nın çıkarlarını her şeyin önünde tuttuğunu hatırlattı.
Bayık, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın "Ortadoğu'ya monarşilerin daha uygun olduğu" yönündeki açıklamalarına atıfta bulunarak, "ABD yönetimi, bölgedeki ilişkilerini kendi çıkarlarına göre yürütür; yerel bir ilişkiye dayanarak kalıcı bir demokrasi vaat etmezler. Rojava yönetimi bu gerçeklerin farkındadır" dedi.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın