Fischer: 50 yıl önce Avusturya’da 96 Kürdün kabulü altın değerinde bir karardı
Viyana(Rûdaw) – Avusturya’nın eski Cumhurbaşkanı Heinz Fischer, 1974 yılında 96 Kürdün Avusturya’ya kabul edilmesini “altın değerinde bir karar” olarak nitelendirerek, Avusturya’daki Kürt toplumunun başarılarından gurur duyduğunu söyledi.
6 Mayıs Çarşamba günü, Avusturya’nın başkenti Viyana’da ilk Kürt mülteci kafilesinin ülkeye ulaşmasının 50’nci yılı dolayısıyla anma etkinliği düzenlendi. Etkinlik, Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin Avusturya Temsilciliği tarafından organize edildi ve yaklaşık 150 davetli katıldı.
Rûdaw’a konuşan o dönem Parlamento yardımcısı olan eski Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer, Viyana ile Kürt halkı arasındaki tarihi ilişkilere dikkat çekti.
Kürt halkının eski dostlarından biri olarak bilinen Fischer, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkına desteğini dile getirerek, “Kürtlerin de diğer halklar gibi bir devlet yapısı içinde özgür yaşama hakkı vardır” dedi.
Fischer ayrıca Kürtler için istikrar ve adaletin yalnızca Kürtler için değil, Türkiye, İran ve Suriye dahil tüm bölge için barış anlamına geleceğini söyledi.
Kürdistan Bölgesi’nin geleceğine ilişkin soruya Fischer, bölgedeki gelişmeleri medya, televizyon ve diplomatik raporlar aracılığıyla takip ettiğini söyledi.
“Durum hâlâ çok zor. Özellikle son aylarda bölgede, İran’da ve başka yerlerde savaşlar ve askeri çatışmalar yaşanıyor. Büyük bir belirsizlik var” diyen Fischer, buna rağmen Avusturya’daki Kürtlerin güven içinde yaşadığını ifade etti.
Rojava’daki Kürtlerin durumuna ilişkin soruya da yanıt veren Fischer, Avrupa’nın etkisinin sınırlı olduğunu söyledi.
“Avrupa ekonomik açıdan etkili olabilir ancak askeri açıdan fazla etkili olamaz” diyen Fischer, Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini belirtti.
Gelecekte bir Kürt devletinin kurulması halinde Avrupa’nın destek verebileceğini söyleyen Fischer, “Ancak devlet kurulması konusunda Avrupa’nın etkisini olduğundan büyük görmemek gerekir” dedi.
“Neden Kürtlerin de devleti olmasın?”
Kürdistan’ın dört parçasının geleceğine ilişkin değerlendirmede bulunan Fischer, siyasette iyimser olunması gerektiğini söyledi.
“Kürt halkı sonunda bölgedeki diğer halkların ulaştığı hedefe ulaşmayı hak ediyor. Ortadoğu’da birçok devlet var, neden Kürtlerin de olmasın?” dedi.
Mey Dost’un Avusturya’nın eski Cumhurbaşkanı Heinz Fischer ile yaptığı röportaj şöyle:
Rûdaw: Siz çok zor şartlarda 96 Kürdü Avusturya’ya kabul ettiniz. Onlar bugün hem Avusturya’da hem Kürdistan’da başarılı insanlar oldular. Bununla ilgili duygularınız nedir?
Heinz Fischer: Bu akşam çok mutlu oldum. Avusturya’daki Kürt toplumunu tebrik edebilirim. Çünkü bugün çok olumlu şeyler söylendi ve 50 yıl önce yaşananlar canlı şekilde yeniden anlatıldı. Ayrıca Viyana’nın Kürtleri mülteci olarak kabul etme kararı unutulmamış. Herkes bunu hatırlıyor. O dönemde Avusturya’nın böyle bir karar vermesinden gurur duyuyorum. O yıllarda Bruno Kreisky’nin yakın çalışma arkadaşıydım ve parlamentoda aktif görev yapıyordum. Bu altın değerinde bir karardı.
Rûdaw: Avusturya’ya gelen bazı Kürtler bugün Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nde bakan ve yetkili oldu. Kürdistan Bölgesi’nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Heinz Fischer: Medya, televizyon ve diplomatik raporlar aracılığıyla gelişmeleri takip ediyorum. Durum hâlâ zor. Özellikle son aylarda bölgede savaşlar ve askeri çatışmalar yaşanıyor. Büyük bir belirsizlik var. Ancak Avusturya’daki Kürtler güven içinde yaşıyor. Topluma entegre olmuş durumdalar ve önemli işlerde çalışıyorlar.
Türkiye’de, İran’da, Suriye’de ve diğer yerlerde yaşayan Kürtlere ise sadece şunu dileyebilirim: Hayatlarını barış içinde sürdürebilsinler ve sonunda ortak bir devlet yapısı içinde birlikte yaşama arzuları gerçekleşsin. Bu yarın ya da ertesi gün olmayabilir ama aklın ve sağduyunun hakim olduğu bir dönemde gerçekleşebilir.
Rûdaw: Başkan Mesud Barzani’ye mesajınız nedir?
Heinz Fischer: Sağlıklı olmasını diliyorum ve bu yıl yeniden Viyana’ya gelmesini umut ediyorum. Bir kez daha birlikte oturup Kürtlerin durumunu, Avusturya’yı ve Avrupa’yı konuşuruz.
Rûdaw: Kürdistan Bölgesi gelişmiş bir bölge oldu ancak siyasi taraflar arasında ciddi anlaşmazlıklar var. Onlara ne söylemek istersiniz?
Heinz Fischer:Eski bir siyasi tecrübe şunu gösteriyor: Bir halk, sorunlarını en sonunda ancak kendisi çözebilir. Yani Kürtler de çözümü kendileri aramalı ve bulmalıdır. Ama benim dileğim, diğer hükümetlerin, diğer milletlerin ve diğer silahlı güçlerin Kürtlere karşı akılcı ve adil davranmalarıdır.
İnsan hakları bildirgesi bütün insanlar için geçerlidir. Kürtler için de geçerlidir. Kürtlerin de özgür, bağımsız ve kendi kurallarına göre bir devlet topluluğu içinde yaşama hakları vardır. Bunun er ya da geç gerçekleşmesini umut ediyorum. Ve bu, ilgili herkesin yararına olacaktır. Bu sadece Kürtlere yardım etmekle ve barış getirmekle kalmayacaktır. Aynı zamanda İran, Türkiye, Suriye ve diğer ülkeler için de faydalı olacaktır. Eğer Kürt halkı için adil ve kendi kaderini tayin edebilen bir devlet alanı oluşursa bu herkesin yararına olur.
Rûdaw: Avrupa, Rojava’daki Kürtlerin korunması için ne yapabilir?
Heinz Fischer: Evet, bu elbette çok zor bir soru. Çünkü Avrupa’nın, Kürtlerin kendi yurtları olarak görebilecekleri ya da barış içinde yaşayabilecekleri ülkeler üzerindeki etkisi sınırlıdır. Bu ülkelerin kendi çıkarları vardır. Avrupa belki ekonomik açıdan etkide bulunabilir ama askeri açıdan etkili olamaz.
Bu nedenle sorun barışçıl şekilde çözülmelidir. Eğer daha sonra yeni kurulmuş bir Kürt devlet yapısı Avrupa’nın yardımına ihtiyaç duyarsa, Avrupa buna elbette hazır olacaktır. Ancak o aşamaya ulaşmak ve bir devlet kurmak konusunda Avrupa’nın etkisi sınırlıdır. Bu etki iyi niyetle, adil desteklerle, uluslararası hukuka ve kendi kaderini tayin hakkına yapılan vurguyla olabilir. Fakat Avrupa’nın devletsel değişimlere yol açacak etkisini abartmamak gerekir. Bu benim görüşümdür.
Rûdaw: Kürdistan’ın dört parçasının geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Heinz Fischer:Siyasette insanın iyimser olma hakkı ve sorumluluğu olduğunu öğrendim. Eğer en başından karamsar olur ve hiçbir şeye inanmazsam, hiçbir şey gerçekleşmez. Bu nedenle bence Kürtlerin gelecekteki gelişimine gerçekçi bir iyimserlikle bakmak doğrudur.
Kürt halkı da sonunda bu bölgedeki diğer halkların ulaştığı hedefe ulaşmayı hak etmiştir. Sonuçta Ortadoğu’da birçok devlet var. Neden Kürtlerin de olmasın? Kürt halkı da kendini örgütleyebilmeli, bir devlet kurabilmeli ve kendi kurallarına göre yaşayabilmelidir. Ben bunu Kürdistanlı dostlarım için de diliyorum.