Ankara (Rûdaw) - ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ikinci haftasına girerken, Trump’ın kara harekatına dair çelişkili mesajları ve Kürt liderlerle yaptığı görüşmeler, "Kürtler savaşa mı dahil oluyor?" tartışmalarını gündeme taşıdı. Ancak gerek Kürdistan Bölgesi’nin ve gerekse de Rojhilatlı partilerin tavrı, Kürtlerin “mızrak ucu” olarak kullanılmayacağını ortaya koydu.
Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump; Başkan Mesud Barzani, KYB Başkanı Bafıl Talabani ve İran Kürdistan Demokrat Partisi (İ-KDP) Lideri Mustafa Hicri ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
Bu görüşmelerin ardından Trump’ın yaptığı, "Kürt grupların saldırı planını destekliyorum" açıklaması bölgede tansiyonu bir anda yükseltirken, Tahran ve Ankara gelişmeleri yakından takibe aldı.
Mevcut Tahran yönetimi ve askeri kanadı Kürdistan Bölgesi başta olmak üzere bölgedeki tüm Kürtleri sert bir dille tehdit ederken Ankara ise gelişmeleri Washinton ile görüştüğünü duyurdu.
Ancak Kürdistan Bölgesi liderliğinin "bu savaşta taraf olmayacağız" yönündeki net duruşunun ardından Trump geri adım atarak, "Kürtlerle çok dostuz ancak savaşı daha karmaşık hale getirmek istemiyoruz. Kürtlerin oraya girmesini istemediğime karar verdim" ifadelerini kullandı.
Söz konusu gündemi ve Kürtlerin durumunu gazeteci Fahrettin İbrahim, İ-KDP (PDK-İ) yöneticisi Muhammed Salih Kadiri ve stratejist Ceng Sagnic, savaşın gidişatını ve Kürtlerin bu denklemdeki yerini Rûdaw için analiz etti.
Fahrettin İbrahim: "Federalizm İran’ı bölmez, güçlendirir"
Gazeteci Fahrettin İbrahim, kalıcı barışın ancak tüm etnik kimliklerin anayasal güvence altına alınmasıyla mümkün olduğunu vurguladı.
İbrahim, 1946 Mahabad Kürt Cumhuriyeti ile o dönemki Azerbaycan Milli Hükümeti arasındaki yardımlaşma anlaşmasını hatırlatarak şu analizi yaptı:
"Kürtler, Azeri Türkleri, Beluçlar, Araplar ve Türkmenler; bu coğrafyanın tüm bileşenleri yeni İran’da kendi idari yönetimlerini kurabilmelidir. Merkezi olmayan federal bir yapı, yaygın endişelerin aksine İran’ın bölünmesine değil, halkların ülkeye aidiyet hissetmesine yol açacaktır. Geçmişte Mahabad ve Azerbaycan hükümetleri arasında kurulan o güven köprüsü, bugün inşa edilecek yeni siyasi süreç için tarihi bir referans noktasıdır."
Muhammed Salih Kadiri: "100 yıllık Sykes-Picot tasarımı çöktü"
İ-KDP (PDK-İ) yöneticisi Muhammed Salih Kadiri ise ABD ve İsrail’in asıl hedefinin "Velayet-i Fakih" ideolojisini sona erdirmek olduğunu savundu.
Kadiri, bölgede yeni bir tasarımın başladığını belirterek şunları söyledi:
"Sykes-Picot ve Lozan üzerinden kurulan eski nizam istikrar sağlayamadı. Şimdi bu coğrafyada uluslararası hukuka bağlı, komşularına tehdit oluşturmayan normal bir sistem inşa edilmek isteniyor. Ortadoğu’daki bu 'yumuşak değişim' sürecinde başta İran rejimi olmak üzere tüm aktörler, halkların iradesini esas alan yeni bir bakış açısıyla hareket etmek zorundadır."
Ceng Sagnic: "Rojhilat’ta konsolide bir güç var"
Stratejist Ceng Sagnic, Rojhilat’taki demografik yapının Rojava ile kıyaslandığında çok daha "konsolide" olduğuna dikkat çekti.
Sagnic, Kürt partilerinin kurduğu 6’lı koalisyonun meşruiyetine vurgu yaptı:
"Urmiye dışındaki bölgelerde Kürt nüfusu oldukça birleşmiş durumda. Bu durum, buralarda yaşanacak askeri gelişmelerin Rojava’daki gibi farklı etnik çatışmalara yol açma riskini azaltıyor. Kürtlerin, özellikle Bakü ve Ankara ile yapıcı bir diyalog geliştirmesi gerekiyor. Ayrıca 6 partili koalisyonun en başından dünya tarafından tanınmış olması büyük bir diplomatik avantajdır. Bu birliği bozan taraf, tüm uluslararası meşruiyetini sıfırdan kurmak zorunda kalacağı için koalisyonun korunması hayati önemdedir."
Rojava tecrübesi ve "Güvence" sorusu
ABD’nin İran stratejisindeki belirsizlik ve Trump’ın sık sık söylem değiştirmesi, Kürt siyasi çevrelerinde temkinli bir yaklaşıma neden oluyor.
Geçmişte 2017’deki Kerkük ve 2019 sonrasındaki Rojava tecrübesi hafızalardaki tazeliğini korurken, Kürtlerin sorduğu en temel soru hala yanıt bekliyor:
"Kürtler, ABD’nin kağıt üzerinde somut ve kalıcı bir güvenceye dayanmayan bu sözlerine güvenerek Rojhilat ve İran’da yeni bir riskin parçası olacak mı?"
Genel kanı, “Hayır” şeklinde.
Yine de Trump’ın bu çıkışı ile bölgede hangi fay hatlarını tetiklediğini zaman gösterecek.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın