Duran Kalkan: Demokratik ulus bilinci sayesinde Kürt-Arap çatışması önlendi
Haber Merkezi - PKK yöneticilerinden Duran Kalkan, Türkiye’de yürütülen süreci “Abdullah Öcalan’ın yönettiğini” belirterek, kalıcı bir sonuç için özgür çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini söyledi. Suriye’deki gelişmeleri “ikinci Sevr” olarak nitelendiren Kalkan, tüm saldırılara rağmen Kürt-Arap çatışmasının önlendiğini ve” halkların kardeşliği” tutumunun sürdüğünü vurguladı.
Duran Kalkan, Medya Haber TV’ye verdiği mülakatta Türkiye’deki “Barış ve Demokratik Toplum” süreci, İmralı’daki görüşmeler, Suriye’deki çatışmalar ve bölgesel jeopolitik risklere dair değerlendirmelerde bulundu.
“Süreci Abdullah Öcalan yürütüyor, İmralı sistemi lağvedilmeli”
Türkiye’de yaklaşık bir yıldır devam eden süreci bizzat Abdullah Öcalan’ın yürüttüğünü ifade eden Kalkan, İmralı’daki duruma ilişkin şunları söyledi:
“DEM Parti heyeti, Meclis Komisyonu ve avukatlar görüşmeler yaptı. Abdullah Öcalan bu imkanları kullanarak çeşitli kesimlere mesajlar verdi ve PKK’nin 12. Kongresi’nde kimsenin aldırtamayacağı kararları o aldırttı. Ancak süreç henüz kalıcı bir sonuca ulaşmış değil. Devlet Bahçeli’nin açıklamaları ve ‘umut hakkı’ çağrısı önemlidir. Ancak artık İmralı sisteminin lağvedilmesi, Abdullah Öcalan’ın özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşması gerekir. O süreci bizzat yönetmeden kalıcı bir gelişme ortaya çıkmaz.”
Kalkan, “Rantçı çevreler süreci sabote etmek için her türlü provokasyonu yaptı ama sonuç alamadılar” dedi.
“Meclis Komisyonu’ndan beklentimiz demokratik bir yaklaşım”
Kurulan Meclis Komisyonu’nun herkesi dinlediğini ve bir rapor hazırlığında olduğunu hatırlatan Kalkan, “Raporda ‘umut hakkı’nın yer alacağı ve bir mutabakat olduğu söyleniyor. Eğer bir mutabakat varsa oradan demokratik bir yaklaşım çıkacağını düşünüyoruz. AİHM ve Avrupa Konseyi’nin de bu konuda uyarıları var. Cumhurbaşkanlığı barış ve çözüm istiyorsa, bu süreci başarıyla yürüten Abdullah Öcalan’ın önünü açmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Suriye’deki saldırılar Türkiye’nin barışını hedefliyor”
Suriye’de Kürtlerin ağırlıkta yaşadığı Halep’teki Şeyh Maksut ile Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılarla başlayan ve ardından Şam’a bağlı güçlerin Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) kontrolündeki bölgelere sıçrayan çatışamaları değerlendiren Kalkan, bu durumun Türkiye için bir “başarı” olmadığını savundu.
Kalkan, şöyle devam etti:
“Bazıları Kürt iradesi zayıfladı diye seviniyor ama bu büyük bir yanılgıdır. 4 Ocak Paris Antlaşması (Suriye-İsrail) ve 6 Ocak saldırıları doğrudan Türkiye’nin demokratikleşmesini ve barış sürecini sabote etmeyi hedefledi. Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği ‘beka sorunu’ bu antlaşma ile iki kat artmıştır. Ziya Gökalp’in dediği gibi; Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Kürt zayıflarsa Türk güçlenemez. Şimdi Suriye’de rejimi yıkmak için birilerini gönderenler, yarın sırayı Türkiye’ye getirecekler. İkinci Sevr geliyor, Türkiye’ye daha ağır bedeller ödetecekler. Bunu göremeyenler burunlarının ötesini göremiyor demektir.”
“Kürt-Arap çatışması yaratmak isteyenler başaramadı”
Suriye’deki çatışmalar sırasında bir Kürt-Arap savaşı yaşanmadığına dikkat çeken Kalkan, şu ifadeleri kullandı:
“DSG birçok alandan kendi kararıyla çekildi. Araplar ayaklanıp bu yönetimi yıkmadı. Arap toplumu Kürt savaşçılara kurşun sıkmadı, aksine birçok Arap kesim Kürtlerle birlikte direnmek üzere Rojava’ya çekildi. Bazı aşiret reisleri rejimle iş birliği yapmış olabilir ama halkların kardeşliği ve demokratik ulus bilinci devam ediyor. Şam yönetiminin saldırılarda zorlanmasının nedeni de budur. Bu direniş, Kürt-Türk çatışması yaratmak isteyen ‘ajan’ kılıklı milliyetçilerin oyununu da bozdu.”
Kalkan, “Kürtler Halep’e Osmanlı döneminde şehrin güvenliğini sağlamak için yerleştirilmişti. Bugün Osmanlı devamcısıyız diyenlerin bu saldırılara göz yumması utanılacak bir durumdur” diye konuştu.