HAK-PAR’dan Ankara ve PKK’ye çağrı: Silahlar sussun, operasyonlar dursun!

21-06-2020
Rûdaw
Etiketler HAK-PAR TSK PKK Güney Kürdistan Operasyon
A+ A-

Erbil (Rûdaw) – HAK-PAR, Türkiye’ye Güney Kürdistan toprakları içlerinde sürdürülen kara ve hava operasyonlarını durdurması, PKK’ye de “koşulsuz” olarak silah bırakarak Güney Kürdistan’dan geri çekilmesi çağrısında bulundu.

Hak ve Özgürlükler Partisi’nden (HAK-PAR) “Askeri operasyonlar ve şiddete dayalı politikalar çözüm getirmez!” başlığı ile yapılan açıklamada, Türkiye’nin uzunca bir süreden beridir ”Sınır güvenliği, sızmaları önleme, terör ile mücadele, terör tehdidini önleme” gerekçesi ile Kürdistan Bölgesi ve Rojava’ya askeri operasyonlar düzenlediği belirtildi.

“Her seferinde aynı sonuç alınacağı biline biline aynı yöntemlerle yani askeri operasyonlarla bölgeye harekatlar düzenlendi, düzenlenmeye de devam ediliyor” denilen açıklamada, şu anda TSK’nın her iki tarafta operasyonlarını sürdürdüğü hatırlatıldı.

“Operasyonlarla yıllardır sonuç alınamadı”

“Türkiye’nin operasyonlarına gösterilen gerekçeler hep aynı” ifadelerine ver verilen açıklamada şunlar kaydedildi:

“Ne var ki, hep aynı gerekçeler ile hep aynı operasyonlar yapıldığı halde yıllardır sonuç alınamadı. Her seferinde savaş uçakları havalanıyor, binlerce mermi ve bomba atılıyor, doğa tahrip oluyor, sivil halk ölüyor ya da yaralanıyor ama Türk devletinin operasyon gerekçeleri ortadan kalkamıyor, kalkmıyor.

Bu operasyonların maliyeti milyonlarca doları buluyor, bu operasyonların maliyeti ekonomiyi dibe çekiyor; ama hala da operasyonlar için gerekçeler varlığını koruyor.

Her aklı başında vatandaşın aklına şu sorular takılmaktadır. Bu ne büyük terör tehdididir ki onlarca yıldır, milyar dolara varan maliyetlerle hala bertaraf edilemedi? Bu ne önlenemez sızma imiş ki, 900 kilometre sınıra duvar örüldü, onlarca gözetleme kulesi var, binlerce asker sınır boyuna yığılmış, hala sızmalar olabiliyor. Bu ne kadar güçlü bir tehlikedir ki tüm imkanlar seferber edildiği halde hala varlığını koruyor? Bu nedenle ileri sürülen bu gerekçeler artık bayatladı; inandırıcı ve ikna edici olmaktan uzaktır.”

“Dünyada şiddet veya zor ile hiç bir siyasal sorun çözülememiştir”

Açıklamanın devamında, “anti terör” adı altında yapılan bu operasyonların “siyasal getiri elde etme aracı haline getirildiği” ifade edilerek, “Ortada kar ettiren bir işletme de varken bu işi bitirmek belli odaklara göre, pek de akıllıca olmaz. Diğer yandan bu malzemeyi üreten fabrikada herkese zarar verdiğini bile bile hala silahlı mücadelede inat ve ısrarından vazgeçmiyor. Acaba bu aynı sonuca hizmet eden iki ayrı siyaset mi diye düşünmemek olanaksız” denildi.

Açıklamada şu sözlere yer verildi:

“Kuşkusuz ki, klasik Türk egemen siyaseti hala eski tarz anlayışını değiştirmeye, daha çağdaş daha insani ve daha demokratik yeni bir siyaset tarzını ikame etmeye niyetli görünmüyor. Ne yazık ki, Yönetim, ‘Terör tehlikesi’, ‘Terörle mücadele’ bahanesini ileri sürerek, haklı-haksız askeri operasyonları, keza ülke içinde de “terör” gerekçesi ile giderek daha baskıcı bir anlayışı geliştirmeyi yeğlemiş durumda.

Ortadoğu’daki bir çok devlet yapıları terör üzerine inşa edilmiş, terör üreterek yaşamını sürdürmüş ve terörden beslenerek terör üretmeyi temel felsefe haline getirmiştir. Özgürlükçü ve demokratik bir yaşamı tesis edemeyen devletler, demokratik bir sistem kurmaktan, demokrasiyi geliştirmekten korkan yönetimler, çareyi şiddet ve gerilimde aramaktadır. Sorunların çözümü konusunda güvenlikçi politikaların dışında, şiddet ve baskıların, bastırmaların dışında başka bir yöntem tanımamaktadırlar. Oysa ki bugüne dek dünyada şiddet veya zor ile hiç bir siyasal sorun çözülememiştir.”

“Savaş, yıkım, ölüm ve sefalet demektir”

Bugüne dek “Kürd Karşıtı Bölgesel Nizam içinde yer alan devletlerin, Ortadoğu’da Kürd halkının tüm ulusal demokratik hak ve taleplerine her zaman şiddetle ve hiddetle karşı koyduğuna ve karşı mekanizmalar geliştirdiğine” vurgu yapılan açıklamada, şunlar belirtildi:

“Kürdlerin temel haklarını meşru ve reva görmedi. Kürd sorunu konusunda asla demokratik ve insani bir çözüme yanaşmadı. Kürd halkının haklı talepleri karşısında askeri ve güvenlikçi politikalardan medet umdu. Kuşkusuz ki, savaş yıkım, ölüm ve sefalet demektir. Kimden gelirse gelsin, savaş, şiddet, terör ve gerilim asla kabul edilemez.

Kuşkusuz ki, terör bir insanlık suçudur, hiçbir biçimde tasvip edilemez, terör tolore edilemez, hoş görülemez, teröre, şiddete, savaşa arka çıkılıp yandaş olunması tasvip edilemez. Ama Kürd coğrafyasında ‘Terör tehlikesi’ bahane edilerek yaşama hakkı da yok edilemez. Sınır güvenliğini koruma gerekçesi ile Kürdlerin temel insani ve demokratik hakları da ayaklar altına alınamaz.”

“TSK, Kürd federe devletinin egemenlik haklarını hiçe sayamaz”

TSK’nın birkaç günden beridir Güney Kürdistan’a yönelik hava destekli harekatının devam ettiğine dikkat çekilen açıklamada, operasyon esnasında Duhok’un Amediye ilçesine bağlı Şeladize ve Kani Masi kasabaları kırsalını bombalaması sonucu, Emin Salih, Azad Mehdi, Abbas Adem ve Deman Ömer adında 5 kişinin hayatını kaybettiği onlarca sivilin yaralandığı hatırlatıldı.

“TSK, yaptığı açıklamada bu kişilerin PKK’li olduğunu duyurdu. TSK’nın karadan ve havadan sürdürdüğü askeri harekatın daha fazla tahribata yol açmaması için uluslararası toplumun daha duyarlı olması gerekmektedir” denilen açıklamada, “TSK, Kürd federe devletinin egemenlik haklarını hiçe sayamaz, bölgesel yönetimin idaresi altındaki yerleşim yerlerinde izinsiz operasyon yapamaz. Irak devleti bu duruma engel olmalı, BM bu operasyona seyirci kalmamalıdır” sözlerine yer verildi.

“Öldürmeyi ilke edinmiş hiçbir güç alkışlanamaz”

Açıklamadanın devamında şunlar kaydedildi:

“Ne gariptir ki bu harekâtın başladığı günlerde Silopi’de de, yola döşenen patlayıcılar patlatıldı ve burada da dört sivil yaşamını yitirdi. Bu zamanlama manidardır. Amediye’de ve Silopi’de öldürülen sivillerin katilleri hala şiddette ısrar eden güçlerdir.

Kürd halkı şiddet ve gerilim istemiyor, öldürülmek istemiyor. O, savaşsız, baskısız bir yaşam istiyor, insanca bir yaşam istiyor. Kürdistan’ı savaş alanı haline getirmiş olan anlayış Kürdlerin lehine değildir. İçinde ölmenin ve öldürmenin olduğu hiçbir hareket insani değil, kardeşlik hukukuna uygun değil, haklı değil, reva değil, meşru değil, masum değildir. Kimden kime uygulanırsa uygulansın; baskı, şiddet ve terör bağışlanamaz, alkışlanamaz, haklı sayılamaz, meşru görülemez. Hiç bir amaç, uğruna ölmeyi ve öldürmeyi gerektirmez. Öldürmeyi ilke edinmiş hiçbir güç alkışlanamaz, öldürmek ile gurur duyulamaz.”

Türkiye ve PKK'ye çağrı

HAK-PAR olarak başından beri “askeri ve güvenlikçi politikaları” doğru görmediklerine, sorunların barış içinde konuşularak, görüşerek, tartışarak diyalog içinde, eşitlik, adalet temelinde ve meşruiyet zemininde çözülmesi gereğine işaret ettiklerine değinilen açıklamada PKK ve Türkiye’ye şu çağrıda bulunuldu:

“HAK-PAR diyor ki, savaş ve askeri operasyonlar çözüm değildir. Halkların çıkarları savaşta değil, özgürlük, demokrasi, adalet ve eşitliktedir. Ne Türkler ne de Kürdler öldürülmek ve öldürmek istemiyor. Bu şiddet ve gerilim son bulmalıdır. Bu yol çözüm yolu değildir. Daha çok insan bu çözümsüz yola kurban edilmemelidir.

HAK-PAR; bir kez daha silahların susmasını, operasyonların bir an önce durdurulmasını ve PKK’nin koşulsuz olarak silah bırakarak güney Kürdistan’dan derhal geri çekilmesini öneriyor. PKK’nin silah ve şiddette ısrarı Kürd halkına zarar vermektedir. Bu siyaset tarzı Kürdlerin tercih ve tasvip ettikleri bir tarz değildir.

PKK güney Kürdistan’dan derhal çekilmeli, daha fazla çatışma ve kargaşaya neden olmamalı, daha fazla kan dökülmesine zemin ve bahane hazırlamamalıdır. Daha çok sivilin ölümüne sebep olmamalıdır.

TSK ise 'terörle mücadeleyi' gerekçe göstererek, operasyon ve askeri harekâtlarla sivil halkın yaşama hakkını hiçe saymaktadır. Bu tutum uluslararası hukuka, savaş hukukuna ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne aykırıdır. Güney Kürdistan içlerinde sürdürülen kara ve hava operasyonları durdurulmalıdır. BM bu soruna el koymalı ve uluslararası toplum bu keyfi tutuma dur demelidir.

TSK ve Türk devleti 'terörle mücadele' bahanesi ile güney Kürdistan’daki operasyonlarına derhal son vermeli, güney Kürdistan'ın toprak ve egemenlik haklarına saygılı olmalıdır.

Silopi ve Amediye’de yaşamını yitirmiş olan sivil kişilere rahmet, ailelerine başsağlığı dileriz. Bu talihsiz operasyon esnasında yaşamını yitirmiş olan Maraşlı askerin ailesine de baş sağlığı dileriz.”

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli
 

Son paylaşılanlar

Foto: Rûdaw

‘Türkiye ile petrol ihracatı konusunda anlayış birliğine varıldı’

Irak Parlamento Başkan Yardımcısı Saxewan Abdullah, Kürdistan petrolünün ihracatı konusunda Bağdat ile Ankara arasında anlayış birliğine varıldığını ve önümüzdeki bir kaç gün içinde ihracatın yeniden başlayacağını söyledi.