PKK’den yeni ‘Kıbrıs’ açıklaması: Çatışmalı bir Türkiye istemiyoruz

22-10-2025
Etiketler PKK Helin Ümit Komisyon Rojava KKTC
A+ A-

Haber Merkezi – PKK yöneticisi Helin Ümit, Abdullah Öcalan’ın “fiziki özgürlüğünün sürecin anahtarı olduğunu” söyledi. Meclis’te kurulan komisyonun çalışmalarını “yetersiz” bulan Ümit, “Komisyon Öcalan’la görüşmezse ciddiyetini kaybeder” dedi.

PKK yöneticilerinden Helin Ümit, Medya Haber TV’de gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Abdullah Öcalan’ın “fiziki özgürlüğünü istemenin Türkiye'nin özgürlüğünü istemek” olduğunu vurgulayan Ümit, “Sözde milliyetçiler ‘Türkiye'de barış olsun fakat biz Apo'yla görüşmeyiz, Apo'yla olmaz’ şeklinde bir yaklaşım geliştiriyor. Bu mümkün değildir. Eğer Türkiye bugün prangalarından kurtulacaksa, öncelikli olarak Önder Apo'nun fiziki özgürlüğünün sağlanması gerekir” ifadelerini kullandı.

Öcalan için yapılan eylemlere destek

DEM Parti’nin Meclis’teki toplantısında atılan “Bijî Serok Apo” sloganları ve Diyarbakır’da “Öcalan’ın özgürülüğü” için yapılan eylemleri destekleyen Ümit, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in “Provokasyon” sözleri hakkında ise, “Bunlara çok aldırmamak lazım” yorumunu yaptı.

Helin Ümit, “Türkiye'deki ulus devletçi yaklaşım Kürtlüğü inkar ederek Türklüğü de inkar etti. Türklüğün kendi özgün renkleri kayboldu. Türkiye'de 50 farklı halk yaşıyor. Sen bunların hepsine Türk’tür dersen, Türklüğün rengi de kalmaz” şeklinde konuştu.

“Komisyon sorunun ciddiyetini kavramış değil”

Meclis çatısı altında kurulan “Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun çalışmalarını dikkatle takip ettiklerini kaydeden Ümit, komisyondan pratik adımlar beklediklerini vurguladı.

“Komisyonun bir amacı, demokratik toplum ve barış sürecini toplumsallaştırmaktı” diyen Ümit, “Bu kapsamda bakıldığında, komisyon çalışmaları için insan şunu rahatlıkla söyleyebiliyor. Zamana yayma ve oyalama çok barizdir” dedi.

Komisyonun Öcalan ile görüşmesi

Komisyonun İmralı’da Öcalan ile görüşmesine dair tartışmalara da değinen Helin Ümit, bazı komisyon üyelerinin “biz gitmeyiz” dediğini anımsattı.

Ümit, şöyle devam etti:

“Demek ki hala birbirlerini ikna edememişler. Hala sorunun kapsamını, derinliğini, olayın ciddiyetini kavramış değil. Yeni Türkiye Yüzyılı deniliyor ya, Cumhuriyet'in yeni bir dönemine, yeni değerlerle gireceğiz. Gerçekten böyle bir süreçte kurulan bir komisyon rolünü oynayacak mı, oynamayacak mı? Yani biz o ciddiyeti göremiyoruz.

Elbette ki bir tarafı olarak sen gideceksin. Olay olgularla ilgisiz en uç kesimleri dinleyeceksin ama bu mücadelenin birinci dereceden sorumlusuyla oturmayacaksın, konuşmayacaksın, görüşlerini almayacaksın. Böyle bir şey olabilir mi? Açıkça söyleyebilirim. Hareketimiz adına kimse başka türlü temsiliyet yapamaz.”

Helin Ümit, “Önder Apo'yu muhatap almayan, onunla görüşmeyen bir komisyonun ciddiyeti olamaz. Kendi ciddiyetini de oluşturamaz. Bir oyundu, yaşandı geçti deriz. Biz komisyonu süreç açısından bir ölçü olarak görüyoruz tabii ki. Çünkü Türkiye toplumunun siyasi haritası oradadır” diye ekledi.

“DEM Parti, PKK’yi temsil edemez”

Bu konuda DEM Parti’nin tek muhatap olarak alınmaması gerektiğine işaret eden Ümit, “DEM Parti PKK değil. DEM Parti, PKK’yi temsil edemez. Türkiye'nin siyasi bir partisidir. Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından sıkı bir mücadele veriyorlar” şeklinde konuştu.

Kendilerini en fazla tereddüde düşüren şeyin “Komisyonun Öcalan ile görüşme konusunda ayak diremesi” olduğunu vurgulayan Ümit, “Bu bizim için bir ölçü” dedi.

PKK’nin 50 yıllık örgütsel varlığını sonlandırdığını” hatırlatan Ümit, “Bu çok büyük bir olaydır. Aslında farkında değiller, idrak edemiyorlar. Politik söylemde bunun karşılığı çok büyüktür. 50 yıldır dünya birleşti, bu hareketin üzerine geldi; geri adım attıramadı. Silahlı mücadele stratejisine son verdi. Yani düşünün, Kürt varlığı bu savaşta kendisini ortaya koydu, kazandı. Temel yöntemi buydu. Bundan bir değişiklik var. Ve tüm bunları ne için yaptı? Neden Önder Apo'nun fiziki özgürlüğüne bağladı? Önder Apo yürütürse bu süreç yürür. Baş müzakereci odur” sözlerini sarf etti.

Numan Kurtulmuş’a “Kürtçe” eleştirisi

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Diyarbakır’da okuduğu Kürtçe şiir ve “anadil ana sütü kadar helaldir” şeklindeki sözlerine de değinen Helin Ümit, “Aynı Numan Kurtulmuş, Meclis Komisyonu'nda Kürtçe konuşan 60-70 yaşındaki bir anayı susturdu. Siyasiler söyledikleri ve yaptıkları ile tutarlı olmalı. Bir yerde ‘Kürtler de kendi dilini kullanmalı’ diyeceksin ama başka bir yerde buna izin vermeyecek, yasaklayacaksın. Bu böyle olamaz” ifadelerini kullandı.

Ümit Fırat, şunları kaydetti:

“Komisyon şuna cevap vermeli, bu konuda netleşmeli. Kürt toplumunun kollektif hakları tanınacak mı, tanınmayacak mı? Demokratik entegrasyon dediğimiz şey bu. Meclis’te konuşamazsın, resmiyette konuşamazsın ama evinde, sokakta konuşabilirsin demek, asimilasyonist politikanın devam etmesidir. Niye Kürt toplumunun dili yasak olsun? Niye resmi olmasın?  60 milyon Kürt'ten bahsediyoruz.”

“Proje, devletten dışlanan kürtleri devlete dahil etmektir”

Helin Ümit, komisyonun “eğer gerçekten rolünü oynayacaksa ve kararlıysa” atacağı adımları ise, “Bir; Öcalan’ın fiziki özgürlüğü temelinde umut hakkı çalışmalarını yürütmeli. İki; Kürt toplumunun demokratik entegrasyonu için bir planlaması ve tartışması olmalı” şeklinde sıraladı.

Ümit, “Yüzyıldır cumhuriyetin kuruluşundan beri devletsizleşen, devletten dışlanan Kürtleri devlete dahil etmektir. Proje budur. Öyle olacak mı olmayacak mı? Bu ittifak olacak mı olmayacak mı? Şimdi komisyon çalışmalarının gelip dayandığı nokta budur” dedi.

“Başka seçeneklerimiz var”

Komisyonun çalışma sürecisinin bittiğini belriten Ümit, “Anadolu'da çok söylenen bir sözdür. Dananın kuyruğunun kopacağı zaman derler. Şimdi artık öyle bir zamana girdik. Oyalanmayı ancak bu kadar yapabilirler. Hem komisyon için, hem de Türkiye Devleti'nin sorumlu yetkinler için söylüyorum. Cumhurbaşkanlığından tüm meclise kadar. Tarihsel rolünü oynayacak mı bu kritik dönemde?” diye konuştu.

Meclis’te İYİ Parti’liler ile DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan arasında yaşanan tartışmaya işaret eden Ümit, “Her şey Pervin Buldan’a bırakılmış. Ama bu sorun sadece DEM Parti’nin ve Kürtlerin sorunu değil ki! Sorun Türkiye halklarının sorunu. ‘Kürtler zor durumdalar, şimdi devlete entegre olmak istiyorlar, kapımızdalar’ yaklaşımı çok şovenist, çok egemen bir yaklaşım. Böyle bir mecburiyet yoktur. Kürtler buna mecbur değil. Böyle deyince de ‘tehdit’ diyorlar. Başka seçeneklerimiz var. Evet boyun eğmeye, köleliğe, teslimiyete, inkara, soykırıma mecbur değiliz. Ama tercihimiz Türkiye halkıyla, demokratik cumhuriyet temelinde entegrasyonu gerçekleştirmektir” değerlendirmesinde bulundu.

Helin Ümit, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un yazısını okuduğunu belirterek, “Geçiş süreci ve demokratikleşme sürecini ikiye ayırıyor. Kendisince bir mantık silsilesi var. Fakat işin pozitif tarafı şu. Üstü örtük de olsa Türkiye'nin ağır bir demokrasi sorunu olduğu kabul edilmiş oluyor. Bizim hem ideolojik duruşumuz hem felsefik yaklaşımımız bir halkın, bir toplumun, bir coğrafyanın en acil ihtiyacının demokrasi olduğunu gösterir. Bu ekmekten, sudan, ekonomiden önemlidir” dedi.

Kıbrıs seçimleri: “Bahçeli başka türlü, Erdoğan başka türlü yorumladı”

KKTC’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine de değinen Ümit, “Bakın Kıbrıs'ta gelişmeler var. Bahçeli başka türlü, Erdoğan başka türlü yorumladı. Ama bizim de bir yorumumuz var. Biz bunları söylüyoruz. Biz bu coğrafyanın insanlarıyız. Biz Türkiye toplumunun içinden çıktık geldik. Biz ülkemizi seviyoruz. Fakat böyle tekçi, birbirini inkar eden, çatışmalı bir Türkiye istemiyoruz” yorumunu yaptı.

Rojava meselesi: “Tartışmanın sadece Kürtler üzerinden yapılması tehlikeli”

Rojava’daki gelişmeleri basından takip ettiklerini ifade eden Ümit, “Öncelikle diyalog içerisinde olmak önemli. Görüşüyor olabilmek, birbirinin iradesini tanımak, tartışıyor pozisyonda olmak önemli bir husus. Hem ideolojik hem politik olarak mevcut Şam hükümeti karşısında çekincelerimiz, şüphelerimiz, kaygılarımız var. Fakat oradaki yerel güçler DSG ile görüşmelerini sürdürüyorlar” dedi. 

Türkiye'nin barış sürecini ısrarla Suriye’deki duruma bağlamaya çalıştığını vurgulayan Ümit, şu ifadeleri kullandı:

“Fakat herkes bu kızılca kıyametin içerisinde, bu kadar savaş iklimi varken Kürtlerin savunmasız olmasını istiyor. Dikkatimi çeken en çarpıcı husus budur. Tüm dünya, tüm Orta Doğu silahlanıyor. Belli ki bir şeye hazırlık var. Türkiye'de var, İsrail'de var, İran'da var, Rusya'da var. Herkes böyle bir hazırlık içerisinde.

Bu, Orta Doğu'daki savaşın devam edeceğini gösteriyor. Bir plan devrededir. Özellikle Birleşmiş Milletler toplantısında esen hava, bu savaş ikliminin yeni bir aşamaya geçtiğine dairdir. Ama böyle bir atmosferde, ‘Kürtler teslim olsun, silahlarını bıraksın, savunmasız olsun’ deniliyor; bu kabul edilecek bir şey değildir. Hele hele karşılarında cihatçı bir kesimden gelen bir iktidar varken…”

DSG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunun “bir bütünlük içinde yapılması” gerektiğini vurgulayan Ümit, “Bu, önemli bir husus. Suriye'de halklar birlikte yaşamalılar. Ortak bir sistem oluşmalı. Fakat bu Kürtlerin silahsızlandırılmasına değil, ortak bir yaşamın kurulmasına dayanmalı” dedi.

Tartışmanın sadece “Kürtler üzerinden” yapılmasını “itici” bulduğunu dile getiren Helin Ümit, “Orada Süryani toplumu var, Aleviler var, Düzriler var, onlar nasıl entegre olacak? Silahlı güçlerin durumundan başlamak, gerçekten çok geriletici, tehlikeli, kaygı uyandıran bir durum. Ama niyeti temiz olan, yani yeni bir Suriye'yi ya da yeni bir Türkiye'yi oluşturmak isteyen, süreci böyle tartışmaz. Bu sağlıklı bir yöntem değildir” şeklinde konuştu

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli