Kürdistan Bölgesi’nde 850 binden fazla mülteci yaşıyor
Erbil (Rûdaw) - Kürdistan Bölgesi İçişleri Bakanlığı, 850 binden fazla göçmen ve mültecinin bölgedeki 27 kampta ve çeşitli yerleşim alanlarında yaşamaya devam ettiğini açıkladı.
İçişleri Bakanlığı’na bağlı Ortak Kriz Koordinasyon Merkezi (JCC) tarafından paylaşılan verilere göre, mart ayı itibarıyla Kürdistan Bölgesi 850 bin 831 kişiye ev sahipliği yapıyor.
Bu nüfusun 573 bin 413'ünü Irak içerisinden göç edenler (iç göçmenler), 283 bin 418'ini ise mülteciler oluşturuyor.
Paylaşılan raporda, mültecilerin büyük çoğunluğunun Rojavalılardan ve Suriyelilerden oluştuğu belirtildi.
Toplam 265 bin 12 Suriyeli mültecinin 173 bin 44'ü kamp dışında, şehir merkezlerinde yaşıyor.
Geri kalan mülteci nüfusunu ise İran, Filistin, Türkiye ve diğer ülkelerden gelenler oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Sözcüsü Lilly Carlisle, daha önce Rûdaw'a yaptığı açıklamada, çoğu Suriyeli ve Rojavalı mültecinin öngörülebilir gelecekte Irak'ta kalmayı tercih ettiğini belirtmişti.
Irak'taki toplam 27 mülteci ve göçmen kampının tamamı Kürdistan Bölgesi sınırları içerisinde yer alıyor.
Erbil ve Bağdat arasındaki kamp tartışması
Irak hükümeti, Kürdistan Bölgesi Hükümeti'ne kampları kapatması ve iç göçmenlerin kendi bölgelerine "gönüllü geri dönüşlerini" kolaylaştırması yönünde çağrıda bulunmuştu.
Bağdat yönetimi bu talebini, Irak'ın 2022 sonu itibarıyla "insani yardım aşamasından kalkınma aşamasına" geçtiği tezi üzerine temellendiriyor.
Ancak uluslararası yardımlarda da keskin bir düşüş yaşanıyor.
2016 yılında 1,6 milyar doların üzerinde olan uluslararası yardımlar, 2024 yılında 220 milyon dolara kadar geriledi. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi, Bağdat'ın talebi üzerine Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu'nun (UNAMI) görev süresini 2025 sonunda bitirme kararı aldı.
Kürdistan Bölgesi Hükümeti ise göçmenlerin asıl bölgelerinin 2017 sonunda IŞİD'den temizlenmesine rağmen, bu bölgelerde halen temel hizmetlerin ve güvenliğin eksik olduğunu savunuyor.
Erbil yönetimi, mevcut şartlarda yapılacak bir geri dönüşün "zorunlu" ve "koordinasyonsuz" olacağı konusunda uyarıda bulunuyor.