2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü: 'Her 31 çocuktan 1’i otizmli'
İstanbul (Rûdaw) - 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında yapılan açıklamalarda, otizmin toplumda giderek daha yaygın görüldüğüne işaret edildi. Verilere göre günümüzde her 31 çocuktan 1’i otizm tanısı alırken, 1985 yılında bu oran 2 bin 500’de 1 seviyesindeydi.
Türkiye’de 2003 yılından bu yana çalışmalar yürüten Tohum Otizm Vakfı, bu yıl da toplumu “farkındalıktan eyleme geçmeye” çağırdı. Vakıf, otizmli bireylerin hayatın her alanında kabul görmesi ve eşit fırsatlara erişebilmesi için kapsayıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Eğitim ve istihdamda eşitsizlik sürüyor
Birleşmiş Milletler tarafından 2007’de ilan edilen Dünya Otizm Farkındalık Günü, otizmli bireylerin haklarına dikkat çekmeyi amaçlıyor. Ancak uzmanlara göre yalnızca farkındalık yeterli değil.
Otizmli bireyler; eğitim, istihdam ve sosyal hayata katılım gibi birçok alanda hâlâ ciddi engellerle karşılaşıyor. Erken ve bilimsel temelli eğitimin kritik rolüne rağmen bu hizmetlere erişimde yaşanan eşitsizlikler aileler için büyük bir yük oluşturuyor.
Tohum Otizm Vakfı, bugüne kadar binlerce çocuk ve aileye destek sağlarken, öğretmen ve sağlık personeline yönelik eğitimlerle bilimsel yöntemlerin yaygınlaştırılmasına katkı sundu.
“Sadece görünür olmak yetmez”
Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Seda Köknel, otizmin artan yaygınlığına dikkat çekerek, toplumun bu duruma ne kadar hazır olduğunun sorgulanması gerektiğini belirtti.
Köknel, otizmli bireylerin eğitim, istihdam ve sosyal yaşamda eşit fırsatlara sahip olması için kamu, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
2 Nisan’da herkesi kırmızı giyerek ya da kırmızı bir objeyle paylaşım yapmaya davet eden Köknel, “Asıl mesele farkındalığı eyleme dönüştürmek” dedi.
Aileler için zorlu süreç
Uzmanlara göre otizmli çocuk sahibi olmak, aileler için hem duygusal hem de sosyal açıdan zorlu bir süreç anlamına geliyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİstanbulHastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, özellikle tanı sürecinin aileler için kaygı ve belirsizlikle dolu olduğunu belirtti.
Sosyal destek kritik önemde
Otizmli çocukların iletişim güçlükleri, öz bakım becerilerindeki gecikmeler ve davranışsal farklılıkları, ailelerin günlük yaşamını zorlaştırabiliyor.
Uzmanlar, sosyal destek mekanizmalarının bu süreçte belirleyici olduğunu vurgularken; yerel yönetimler, özel eğitim merkezleri ve sağlık hizmetlerinin artırılmasının önemine dikkat çekiyor.
Ailelerin en büyük kaygılarından birinin çocuklarının geleceği olduğuna işaret eden uzmanlar, güçlü sosyal destek sistemlerinin ebeveynleri daha dirençli hale getirdiğini belirtiyor.