KCK’den Suriye ve Rojava’daki gelişmelere ilişkin açıklama

Haber Merkezi - KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Rojava’da yaşanan yoğun çatışmaların ardından Şam yönetimi ile imzalanan ateşkese ilişkin açıklama yaptı. Bölgedeki saldırıların “uluslararası bir komplo” olarak niteleyen KCK, "Sahada planlanan Kürt-Arap savaşı boşa düşürülmüş ve anlaşma sağlanmıştır" dedi. Ayrıca "Rojava halkının hakları tam olarak güvenceye alınana kadar toplumsal teyakkuz ve sahiplenme kesintisiz sürmelidir" çağrısında bulundu.

PKK’nin çatı örgütlemesi KCK(Kürdistan Topluluklar Birliği) Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Rojava Özerk Yönetimi ve DSG ile Şam hükümeti arasında 30 Ocak’ta sağlanan anlaşmaya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada anlaşmanın, devreye sokulan uluslararası komploya karşı geliştirilen büyük direniş sayesinde zorunlu olarak kabul ettirildiğini vurgulayan KCK, "Ateşkes sağlandı ancak haklar tam güvenceye alınana kadar sahiplenme kesintisiz sürmelidir"  çağrısında bulundu.

Rojava ile Şam yönetimi arasındaki görüşme sürecinde yaşanan çatışmalara dikkat çeken KCK, sürecin bir komplo ile sabote edildiğini belirtti.

“Paris’te kirli bir pazarlık sonrası saldırı başlatıldı”

Açıklamada, "4 Ocak’ta Özerk Yönetim ile Şam arasında önemli bir uzlaşma zemini yakalanmışken, dış müdahalelerle bu süreç engellendi. Ardından 5 Ocak’ta Paris’te yapılan (ABD, Fransa, HTŞ ve Türkiye) görüşmelerin hemen sonrasında, 6 Ocak’ta Rojava’ya yönelik ağır saldırılar başlatıldı" denildi. KCK, bu saldırıların "Suriye’nin güneyinin İsrail’e bırakılması karşılığında Rojava Özerk Yönetimi’nin tasfiyesini" amaçlayan kirli bir pazarlığın ürünü olduğunu savundu.

"Kürt-Arap savaşı tuzağı boşa çıkarıldı"

KCK, devreye sokulan planın nihai hedefinin bölgede kanlı bir "Kürt-Arap savaşı" çıkarmak olduğunu vurguladı. Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) bu oyunu görerek Deyrezor, Rakka ve Tebqa’dan yaptığı stratejik geri çekilme hamlesiyle provokasyonu boşa çıkardığı belirtildi.

Açıklamada, "Halkların birbirine kırdırılmasını hedefleyenler amaçlarına ulaşamamıştır. HTŞ ve destekçisi güçler Rojava sınırında durdurulmuş, halkın topyekûn direnişi 30 Ocak’taki anlaşmayı zorunlu kılmıştır" ifadelerine yer verildi.

Abdullah Öcalan'ın çözüm projesi ve rolü

Sürecin siyasi boyutuna da değinilen açıklamada, Abdullah Öcalan’ın rolüne dikkat çekildi. Öcalan’ın 4 Ocak öncesinde "demokratik entegrasyon" çerçevesinde sunduğu çözüm projesinin ilk uzlaşmayı sağladığı, çatışmaların ardından gelen 30 Ocak anlaşmasının da yine Öcalan’ın savaşın bitirilmesi yönündeki yoğun çabalarıyla mümkün olduğu kaydedildi.

Demokratik ulus vurgusu

KCK, saldırılar karşısında Kürdistan’ın dört parçasında ve Avrupa’da ortaya konan dayanışmayı "tarihi bir duruş" olarak nitelendirdi. KCK, bu tablonun Kürtlerin "Demokratik Ulus" haline geldiğinin en somut kanıtı olduğunu savundu.

Siyasi güçlere "ulusal birlik" çağrısı

Halkın tabanda sağladığı birliğin siyasete de yansıması gerektiğini belirten KCK Yürütme Konseyi, tüm Kürt siyasi hareketlerine seslendi:

"Halkımızın meydanlarda kurduğu bu birlik, siyasi güçler için bir talimattır. Biz Kürt Özgürlük Hareketi olarak, ulusal birliğin kurumsallaşması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazırız."

“Rojava için eylemler sürmeli”

Açıklamanın sonuç bölümünde ise "temkinli olma" uyarısı yapıldı. Ateşkesin kalıcılığının zamanla test edileceğini belirten KCK, şu ifadelerle süreci özetledi:

"Bir ateşkes ve anlaşma sağlanmıştır ancak durum henüz tam netleşmemiştir. Rojava halkının statüsü ve hakları tam güvenceye alınana kadar, her alandaki sahiplenme ve eylemlilik hali süreklileştirilmelidir. Kazanım ancak direnişin devamlılığıyla korunabilir."