Netanyahu’nun siyasi kumarı: İsrail’de seçim yarışı savaşın gölgesinde başlıyor

Erbil (Rûdaw) – İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, en uzun süre görev yapan lider unvanını korumak ile 7 Ekim başarısızlığının hesabını vermek arasında kritik bir seçim sürecine giriyor. Savaş meydanındaki başarı, Netanyahu’nun üzerindeki istifa baskısını azaltabilirken; savaşın uzaması veya başarısızlık ihtimali onu koltuğundan edebilir.

Binyamin Netanyahu, ülkesinin siyasi geleceğini ve kendi kariyerini doğrudan etkileyecek olan genel seçimler için karar aşamasına geldi.

7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısı, Lübnan’da Hizbullah ile süregelen çatışmalar ve İran ile patlak veren savaşın gölgesinde yapılacak olan bu seçimler, Netanyahu için ya "tarihi bir zafer" ya da "siyasi bir son" anlamı taşıyor.

Kritik tarih: Ekim 2026

Netanyahu hükümeti dört yıllık görev süresinin son aylarına yaklaşıyor ve yasalar gereği en geç Ekim ayı sonuna kadar sandığa gidilmesi gerekiyor.

Ancak İsrail siyasi geleneğinde hükümetlerin görev sürelerini tamamlaması nadir görülen bir durum.

Netanyahu, kendi ittifakı ve sağ blok için en avantajlı tarihi belirleyerek erken seçim ilan etme yetkisine sahip.

Savaşın sonucu sandığı belirleyecek

İran’a karşı kazanılacak hızlı ve kesin bir zafer, Netanyahu’nun hanesine büyük bir artı olarak yazılabilir.

Netanyahu’nun böyle bir durumda, İsrail’in askeri gücünü ve ABD Başkanı Donald Trump ile olan yakın ilişkisini bir "seçim kozu" olarak kullanması bekleniyor.

Ancak savaşın üçüncü haftası geride kalırken, sahadaki gerçeklik bu senaryoyu zorlaştırıyor:

İran füze saldırılarını sürdürüyor ve geri adım atmıyor.

Lübnan’da Hizbullah ile olan cephe her geçen gün daha da ısınıyor.

Enerji piyasalarındaki dalgalanma ve Trump’ın savaşın bitişine dair net bir tarih vermemesi belirsizliği artırıyor.

Netanyahu neden "zaman" kazanmak istiyor?

İsrail Demokrasi Enstitüsü Başkanı Yohanan Plesner’e göre, halk her ne kadar yürütülen operasyonları desteklese de bu destek doğrudan Netanyahu’ya yansımıyor.

Plesner, "Netanyahu zaman kazanmayı ve görev süresini sonuna kadar kullanmayı tercih edecektir" değerlendirmesinde bulunuyor.

Netanyahu geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, seçimlerin "Eylül veya Ekim" aylarında yapılmasını umduğunu belirtmişti. Bu stratejiyle Başbakan, önündeki birkaç ayı halk nezdindeki popülaritesini yeniden inşa etmek için kullanmayı planlıyor.

Büyük riskler: 7 Ekim hafızası ve sivil hayal kırıklığı

Savaşın uzaması, Netanyahu için ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. Kuzey İsrail’de Hizbullah saldırıları nedeniyle evlerini terk eden on binlerce vatandaşın hayal kırıklığı ve artan askeri kayıplar toplumsal öfkeyi tetikleyebilir.

Ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Netanyahu hakkındaki "savaş suçu" suçlamaları, uluslararası alanda İsrail’in imajını zedelemeye devam ediyor.

Uzmanlar, Netanyahu için en ideal tarihin Eylül başı olduğunu savunuyor.

Plesner, "Eğer seçimler 7 Ekim’in yıl dönümüne çok yakın bir tarihte yapılırsa, seçmenler o feci günü yeniden hatırlayacaktır; bu da Netanyahu’nun aleyhine bir tablo yaratır" diyor.