Erbil (Rûdaw) - Körfez Araştırmaları Merkezi (Gulf Research Center - GRC) Başkanı Dr. Abdülaziz Sager, İran ve bağlantılı silahlı gruplar tarafından Körfez ülkeleri ile Ürdün’e yönelik düzenlenen saldırıların bilançosunu ilk kez Rûdaw ile paylaştı. Verilere göre; 30 Mart 2026 tarihine kadar bölgeye toplam 5 bin 953 füze ve drone fırlatıldı. Saldırıların ana hedefi olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), listenin ilk sırasında yer alıyor.
29 Nisan 2026 Çarşamba günü Rûdaw’a özel açıklamalarda bulunan Dr. Abdülaziz Sager, raporun tamamen ilgili ülkelerin savunma bakanlıkları, emniyet birimleri ve resmi haber merkezlerinden gelen verilerle hazırlandığını vurguladı.
Sager, "Biz sadece doğrulanmış ve belgelenmiş saha verilerini dikkate aldık. Saldırıların tam coğrafi kaynağını (fırlatma rampalarını) belirtmiyoruz; çünkü resmi makamlar çoğu zaman sadece saldırının gerçekleştiğini ve engellendiğini duyurmakla yetiniyor" dedi.
BAE’den Umman’a Körfez bilançosu
Saldırıya uğranılan ülkelerdeki rakamsal dağılım, krizin boyutunu gözler önüne seriyor:
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE): 2.343 füze ve drone.
Suudi Arabistan: 1.112 füze ve drone.
Kuveyt: 930 füze ve drone.
Katar: 694 füze ve drone.
Bahreyn: 565 füze ve drone.
Ürdün: 285 füze ve drone.
Umman: 24 füze ve drone.
BAE neden hedef tahtasında?
Toplam saldırıların yaklaşık yüzde 40’ına maruz kalan BAE’nin neden öncelikli hedef seçildiğini değerlendiren Sager, üç temel etkene dikkat çekti.
İlki, BAE’nin İran kıyılarına ve Hürmüz Boğazı’na olan coğrafi yakınlığı.
İkincisi, ülkenin küresel bir ticaret ve ekonomi merkezi olması; zira buraya yönelik her tehdit dünya genelindeki sigorta maliyetlerini ve piyasa güvenini sarsıyor.
Üçüncüsü ise stratejik hedefler; Sager’e göre bu saldırılar sadece fiziksel yıkımı değil, bölgedeki "istikrar imajını" yerle bir etmeyi amaçlıyor.
Drone savaşları: Düşük maliyet, yüksek baskı
Kullanılan mühimmat tiplerine değinen Dr. Sager, 4 bin 576 drone ve 1.377 füze kullanıldığını belirterek bunu "stratejik bir değişim" olarak niteledi.
Sager, "Drone’lar çok daha düşük maliyetli ve uzun süreli yıpratma savaşları için ideal araçlar. Sürekli bir baskı ve tehdit ortamı yaratıyorlar. Füzeler ise daha yüksek maliyetli ve genellikle askeri gerilimi bir üst seviyeye taşımak amacıyla kullanılıyor" dedi.
Iraklı grupların rolü ve gelecek senaryoları
Irak topraklarından gerçekleştirilen saldırılara dair net bir oran vermekten kaçınan Sager, resmi verilerin bu konuda sessiz kaldığını, tahmin yürütmek yerine belgelere sadık kaldıklarını söyledi.
Bölgeyi bekleyen gelecek senaryolarını ise şu üç başlıkta özetledi:
“Net bir barış anlaşması sağlanamazsa saldırıların değişken ritimlerle devam etmesi.
Dolaylı güvenlik mutabakatlarıyla saldırıların azalması.
Diplomatik kanalların çökmesi durumunda çok daha sert bir çatışma dalgasının başlaması.”
Dr. Abdülaziz Sager, bölgenin henüz tehlikeyi atlatmadığını ve "caydırıcılık ile müzakere" arasında gidip gelen oldukça istikrarsız bir güvenlik ortamında bulunulduğu uyarısında bulundu.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın