Erbil (Rûdaw) - Ortadoğu, son 10 günde onlarca yıldır süregelen "vekalet savaşları" dönemini geride bırakarak, devletlerin doğrudan karşı karşıya geldiği en tehlikeli aşamaya geçti. İran ile ABD-İsrail ittifakı arasındaki savaş, sadece askeri hedefleri değil, sınırları ve yönetim yapılarını da sarsıyor.
28 Şubat 2026 sabahı başlayan askeri operasyonlar, bölgeyi belirsiz bir geleceğe sürükledi.
Rejim değişikliği senaryolarından siyasi haritaların yeniden çizilmesine kadar tüm seçeneklerin masada olduğu bu süreçte, 10 günde yaşananlar bölgenin çehresini sonsuza dek değiştirdi.
Sıfır saati: Tahran’ın füze yağmuruna tutulması
Operasyon, 28 Şubat sabahı saat 06:00’da (İsrail saatiyle) savaş uçaklarının havalanmasıyla başladı.
Az sayıda ancak yüksek teknolojili mühimmat taşıyan uçaklar, yaklaşık iki saatlik uçuşun ardından Tahran saatiyle 09:40’ta hedeflerini vurdu. Saldırı anında İran’ın en üst düzey ulusal güvenlik yetkilileri kritik bir toplantıdaydı.
Tahran’ın Cumhuriyet ve Üniversite caddeleri ile Seyid Handan bölgesi füzelerin hedefi olurken; saldırılar kısa sürede Kum, İsfahan, Urmiye, Sine, Kirmanşan, Loristan ve İlam gibi illere yayıldı.
Stratejik adalar ve limanlar da bombardıman dalgasından nasibini aldı. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıların müzakere süreci devam ederken gerçekleştiğini belirterek, "Hiçbir bahane vermemek için masada kaldık ancak tecavüze uğradık" açıklamasını yaptı.
Liderlikte büyük kırılma: Ali Hamaney’in öldürülmesi
Savaşın ilk saatlerinde İran, dini lider Ali Hamaney’in hayatta olduğunu savunsa da, İsrail ve ABD kaynakları Hamaney’in cansız bedeninin enkaz altından çıkarıldığını duyurdu.
1 Mart itibarıyla İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, Ali Hamaney’in "şehit edildiğini" resmen doğruladı. Ülkede 40 günlük yas ve 7 günlük tatil ilan edildi.
Hamaney ile birlikte Devrim Muhafızları Genel Komutanı Muhammed Pakpur, Savunma Bakanı Aziz Nasirzade, Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Şemhani ve birçok üst düzey atom enerjisi yetkilisi de aynı saldırıda hayatını kaybetti.
ABD’li yetkililer, CIA’in Hamaney’i aylardır takip ettiğini ve Tahran’daki kritik toplantı istihbaratının ardından saldırı saatinin bu fırsatı değerlendirmek üzere öne çekildiğini bildirdi.
Tahran’ın yanıtı: Bölgesel misilleme
Tahran yönetimi, 1 Mart’ta "intikam operasyonu" başlattığını duyurdu. İran’dan fırlatılan 500’den fazla balistik füze ve 2000’e yakın drone sadece İsrail’i değil; ABD üslerine ev sahipliği yapan Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Irak ve Kürdistan Bölgesi’ndeki noktaları da hedef aldı.
İran, bu üsleri ev sahibi ülkelerin toprağı olarak değil, "ABD toprağı" olarak gördüklerini ve vurmaya devam edeceklerini ilan etti.
Yönetim boşluğu ve Mücteba Hamaney’in seçilmesi
Hamaney’in ölümünün ardından Anayasa’nın 111. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Muhsini Ejei ve din alimi Ali Rıza Arafi’den oluşan üç kişilik "Geçici Liderlik Konseyi" kuruldu.
Ancak Uzmanlar Meclisi tartışmalara son noktayı koyarak, 9 Mart sabahı Ali Hamaney’in 56 yaşındaki oğlu Mücteba Hamaney’i ülkenin üçüncü dini lideri olarak seçti.
Uzmanlar, bu "miras devrinin" rejimdeki sertlik yanlısı kanadı (DMO) güçlendireceğini ve savaşın süresini uzatacağını öngörüyor.
Enerji altyapısı ve çevre felaketi
İsrail hava kuvvetlerinin Tahran, Kerec ve Keşm’deki petrol depoları ile rafinerileri hedef alması, İran ekonomisini felç etti.
Petrol Bakanlığı, sivil yakıt arzında büyük aksamalar yaşandığını doğrularken; yanan tesislerden sızan zehirli dumanlar Tahran’da hava kalitesini "tehlikeli" (AQI 165) seviyesine çıkardı. Yetkililer bu durumu "ekokırım" olarak nitelendirdi.
Öte yandan, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması küresel petrol fiyatlarını bir haftada yüzde 35 artırarak 120 dolar sınırına taşıdı.
İran halkı ve iç güvenlik baskısı
Savaşla birlikte İran içinde baskılar da arttı. Devrim Muhafızları istihbaratı, bombardıman bölgelerinden görüntü paylaşan veya huzursuzluk çıkaran vatandaşları "düşman ajanı" ilan ederek ağır cezalarla tehdit etti.
Yurt dışındaki muhaliflerin mal varlıklarına el konulacağı duyuruldu.
Ağır bilanço: Can kayıpları artıyor
İran Sağlık Bakanlığı, savaşın 10. günü itibarıyla güncel bilançoyu paylaştı.
Buna göre, bin 255 kişi (İçlerinde 8 aylık bebekten 88 yaşındaki yaşlıya kadar siviller ve 200 kadın bulunuyor) hayatını kaybetti.
Yaralı sayısı ise yaklaşık 12 bin kişi olarak açıklandı.
Bu arada 11 sağlık personeli öldü, 55’i yaralandı.
"Destansı Öfke" operasyonunun üzerinden 10 gün geçmesine rağmen, bölgedeki ateş sönmüş değil.
Nükleer altyapısı hasar gören ancak rejim yapısını korumaya çalışan İran ile "koşulsuz teslimiyet" dayatan ABD-İsrail hattı arasındaki bu savaş, sadece Ortadoğu’yu değil, küresel enerji ve siyaset dengelerini de ateşe atmaya devam ediyor.