Pezeşkiyan’ın Medya Danışmanı: Eğer daha büyük bir ülke arabulucu olsaydı tarafları uzlaştırmak kolay olurdu

Haber Merkezi - İran Cumhurbaşkanı Medya Danışmanı Ali Asgar Şefiyan, İslamabad'daki müzakerelerde somut bir sonuca varılamamasına rağmen anlaşma fırsatının henüz kaçmadığını söyledi. Ancak Şefiyan, Pakistan'ın bu zorlu görev için "küçük" bir ülke olduğunu ve gelecek aşamalarda Çin veya Rusya'nın arabuluculuk hattına girmesi gerektiğini ifade ediyor.

İran medyasına konuşan Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Danışmanı Şefiyan; yaklaşık yarım asırdır çatışma halinde olan ve son 40 gün de savaşa girişen iki ülkenin bir araya gelmesinin son derece zor bir iş olduğuna dikkat çekti. Şefiyan, "Her iki taraf da 10 ila 15 maddelik talepler sundu, bu nedenle ilk görüşmede ortak bir metne ulaşılamaması şaşırtıcı değil" dedi.  

Ali Asgar Şefiyan, eğer Çin veya Rusya arabulucu olsaydı, bu çok sayıdaki talebi birkaç uzlaşmacı ve orta yolcu maddeye indirebileceklerine inanıyor. Şefiyan ayrıca, başkentlerin şu an yanıtları netleştirmek için siyasi kararları beklediğini belirtti.

“Çözüm bulunması son derece zor olan iki temel konu var”

Şefiyan’a göre, kağıt üzerinde çözüm bulunması son derece zor olan iki temel konu var. Bunlar Uranyum zenginleştirme ve Hürmüz Boğazı konuları.

Şefiyan, Amerikalıların nükleer meseleyi "belirleyici" olarak gördüğünü, buna karşılık İran'ın Hürmüz Boğazı kartından kolayca vazgeçmeye niyetli olmadığını söyledi. Bununla birlikte, "Bu geniş bir koridordur ve nihayetinde bir anlaşmaya varmalıyız, çünkü sonsuza kadar kapalı kalması imkansızdır" dedi.

Şefiyan’a, bir anlaşmaya varılamaması halinde durumun İran, ABD ve tüm bölge için elverişsiz hale geleceği konusunda uyarıda bulundu.

Ali Asgar Şefiyan’ın açıklamalaları özetle şöyle:

"Elbette fırsat henüz kaçmış değil. Her iki taraf da taleplerini tam olarak ortaya koydu ve en azından birbirlerinin pozisyonlarına dair bir tür anlayış kazandı. Sayın Kalibaf, kendi perspektifinden Amerikalıların artık İran'ın taleplerini anladığını, İran'ın da onlarınkini anladığını belirtti; ancak henüz bir karar verilmiş değil ki bu da şaşırtıcı değil. Pakistan'ın bu (arabuluculuk) görevi için küçük kaldığını düşünüyorum. Eğer Çin veya bir sonraki aşamada Rusya dahil olursa, bir anlaşmaya varmak çok daha kolay olacaktır.

“Farklılıklar büyük”

İki ülke, 48 yıl sonra ilk kez oturup konuşuyorlar ve 40 gündür de savaşıyorlar. Bu son derece şiddetli bir savaştı. Bu yüzden toplantı çok zordu, bir sonuca varmak için çok sancılı bir gündü. Eğer daha büyük bir ülke arabulucu olsaydı, her iki tarafı ortak bir metin üzerinde buluşturmak daha kolay olurdu. Farklılıklar küçük değil, aksine büyük. Her iki taraf da on ila on beş maddelik oldukça talepkar listeler sundu.

Ancak örneğin, Çin veya Rusya arabulucu olsaydı, bu on beş maddeyi birkaç uzlaşmacı maddede özetler ve orta yolcu bir metin olarak her iki tarafa sunarlardı. İlk toplantıda ortak bir sonuca varılamaması olağan dışı bir durum değil. Her iki taraf da kendi iç kamuoyuna, gerçekleştirilmesi çok zor olan sloganlar verdi. Uluslararası ilişkilerde mantık güçtür, mantık otoritedir. Bir sonraki aşamayı beklememiz gerekiyor. Her iki taraf da diğer tarafın cevabını bekliyor. Başkentler kuşkusuz kararları bekliyor.

“Fransa'nın İran ile birçok teması oldu”

Eğer anlaşmaya varamazlarsa, durum İran, bölge, ABD ve herkes için tamamen elverişsiz olacaktır. Uygun bir durum ortaya çıkmayacaktır. Kimin daha fazla zarar göreceği ise ayrı bir tartışma konusudur.

Sanırım şu an her iki taraf da diğer tarafın önümüzdeki günlerde farklı bir karar vermesini bekliyor. Her iki taraf da en fazla iki hafta bekleyecektir. İsrail'in çıkaracağı her türlü kargaşanın kapsaması gerektiğine inanıyorum.

Mesele sadece İran değil, Fransa da var. Fransa'nın İran ile birçok teması oldu, bunlardan en az ikisi son dönemde İran Cumhurbaşkanı ile gerçekleşti. Sayın Pezeşkiyan, Lübnan'ın müzakerelerin bir parçası olması gerektiğini vurguladı. İranlılar için bu aynı zamanda ahlaki bir meseledir. Lübnanlılar İran uğruna İsrail ile savaşa girdiler ve yalnız bırakılamazlar. Bu açıdan, bu meselenin çözülmesi ve tüm bölge için bir anlaşma yapılması herkesin çıkarınadır.

Görünen o ki, uranyum zenginleştirme ve Hürmüz Boğazı konuları masadaki en önemli başlıklar. Amerikalılar, defalarca vurguladıkları gibi zenginleştirme ve genel olarak nükleer meseleyi hayati görüyorlar. Öte yandan Hürmüz Boğazı, bu savaşta İran'ın elinde bir araç oldu ve İran bu baskı kartını kolayca kaybetmemesi gerektiğini düşünüyor. Bu iki konuya kağıt üzerinde çözüm bulmak çok zor; onlar için kolayca bir çözüm hazırlayamazsınız.

“Hürmüz’ün sonsuza kadar kapalı kalma ihtimali yok”

Her ne şekilde olursa olsun; ister bir tanım getirsinler, ister bir mekanizma kurunlar veya başka bir şey, orası gemilerin geçebileceği geniş bir koridordur, bu yüzden anlaşmak zorundalar; sonsuza kadar kapalı kalma ihtimali yok. Her iki tarafın da daha sonra birbirine karşı hamle yapma ihtimali var. Nükleer meseleye gelince, o kadar da garip bir şey değil; bir karar gerektiriyor ve hem Amerikan tarafı hem de İran tarafı daha önce senaryoları test etti. Şaşırtıcı bir şey değil; siyasi kararlarını kolayca verebilirler.

Bu siyasi bir karardır. Bunun tartışılması ve hem İran tarafı hem de diğer tarafça ilan edilmesi gerekir. Şu ana kadar görüşmeler sisliydi, Vance tarafından bile net bir şekilde açıklanmadı. ABD'nin önerisinin ne olduğunu veya kendileri için hangi kırmızı çizgileri belirlediklerini ve bunun mümkün olup olmadığını görmemiz gerekiyor. Ancak daha az tartışılan veya yeterince bahsedilmeyen bir konu var ki o da İran'ın varlıkları ve yaptırımlardır; bunlar İran için son derece önemlidir. Eğer Amerikalılar önümüzdeki günlerde bundan bahseder ve ne tür adımlar atacaklarını netleştirirlerse, bu kuşkusuz İran'ın kararlarını etkileyebilir.”