Jurgen Hardt: Kürtler İran’ın geleceğinde başat rol oynayacak

Alman Parlamenter Jürgen Hardt, Tahran rejiminin artık istikrarı geri getirme şansını kaybettiğine ve ülkede siyasi değişimin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.

Almanya Parlamentosu (Bundestag) Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi Jürgen Hardt, İran ve Suriye'deki son durumu Rûdaw'a değerlendirdi.

Alman parlamenter, İran'ın bütünlüğünü korumak ve kalkınmasını sağlamak adına en iyi çözümün Irak benzeri bir model olduğunu vurgulayarak, "İran'ın geleceği ancak Irak'takine benzer bir modelle mümkündür; yani Kürtler ve diğer bileşenler için güçlü bir otonomi sağlanmalıdır" dedi.

Hardt ayrıca, gösterilere öncülük eden Kürtlerin, İran'ın yeni sisteminde kilit bir role sahip olacaklarını belirtti.

Halep'teki son duruma da değinen Jürgen Hardt, "Suriye'nin sağlıklı bir şekilde gelişmesi adına, insan hakları ihlallerinin nerelerde yapıldığını araştırmamız gerektiğine inanıyorum. Bunlar, söz konusu yönetimin de karşı olduğunu iddia ettiği ihlallerdir. Adalet, Suriye'nin iç süreciyle sağlanmalı; hükümet adına veya milis olarak suç işleyenler cezalandırılmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Almanya Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi Jürgen Hardt'ın, Rûdaw muhabiri Ala Şali'ye verdiği röportaj şu şekilde:

Rûdaw: Sayın Jürgen Hardt, vaktiniz için teşekkürler. Federal Parlamento Dış İlişkiler Komisyonu üyesisiniz ve İran ile diğer birçok konudaki gelişmelerden haberdarsınız. Bildiğiniz gibi, Almanya Dışişleri Bakanlığı İran'ın son günlerini yaşadığını söyledi. Bizim bilmediğimiz ne biliyorsunuz? İran'ın son günlerinde olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?

Jürgen Hardt: İran'ın mevcut durumuna baktığımızda, yüzlerce insanın öldürüldüğü, birçok kişinin tutuklandığı acı manzaralar görüyoruz. Korkumuz o ki, hızlı yargılamalarla bu kişilere ağır cezalar verebilirler. Buna rağmen insanlar sokaklara çıkmaya devam ediyor. Halk, dışarıdan kışkırtılmadan, sadece ülke içindeki baskı çok büyük olduğu için bunu yapacak cesareti gösteriyor. Bu, mevcut İran hükümetinin ülkeyi tekrar sükunete ve barışa döndürme şansının kalmadığının bir işaretidir. Mevcut gösterileri belki biraz daha bastırabilirler ama şüphesiz siyasi koşullarda bir değişiklik yaşanacaktır. Umarım bu değişim süreci, şu anki kadar kanlı olmaz.

Rûdaw: Almanya hükümeti göstericilere yardım ettiğini söylüyor. İranlı göstericilere somut olarak nasıl yardım edebilirsiniz?

Jürgen Hardt: Bugün Dış İlişkiler Komisyonu'nda kapalı kapılar ardında bu konuyu ele aldık. Ayrıca bu hafta Cuma günü Almanya Parlamentosu'nda, İran üzerine özel bir oturumda ve dış politika saatinde bu konuyu tartışacağız. Hükümetten, "Devrim Muhafızları"nın (İran Pasdaran Ordusu) Avrupa'da terör örgütü listesine alınması yönündeki çalışmalarını sürdürmesini istedik. Bu, sıkı bir şekilde takip edilen açık bir taleptir. Yaptırım rejiminin belirgin şekilde sertleştirildiğini görüyoruz. Almanya ile İran arasındaki ticaret hacmi bugün, küçük bir Avrupa ülkesi olan Lihtenştayn ile olandan bile daha azdır; yani neredeyse sıfıra inmiştir. Ayrıca, burada bulunan İranlılara yönelik, rejim taraftarlarının sınır ötesi baskılarına karşı daha etkin koruma sağlamaya çalışıyoruz. İyi bir yoldayız. Günün sonunda İran'daki değişim ancak İran halkının kendi elleriyle mümkündür, ancak rejim düştüğünde yeni bir ülke inşasında desteğimize güvenebilirler.

Rûdaw: Önemli bir noktaya değindiniz. Bazı ülkeler ABD'nin İran'a askeri müdahalede bulunmamasını talep ediyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Jürgen Hardt: İlk bakışta bu uluslararası hukukun ihlali gibi görünebilir. Ancak rejimin, soykırım kastıyla halkının büyük bir bölümünü hedef aldığı ve İran'ı bir mezarlığa çevirmek istediği ortaya çıkarsa, uluslararası hukuka göre müdahale imkanı doğar. Bu durumda, eğer ABD Başkanı halkına karşı savaşan Devrim Muhafızları'na veya İran ordusuna karşı adım atma kararı verirse, bunu kınayacak son kişi ben olurum. Elbette sonrasında, bu adımın amaca hizmet edip etmediğini değerlendirmeliyiz. Olası olumsuz sonuçları bilemediğimiz için ABD Başkanı'nı teşvik edemem, ancak böyle bir müdahalenin kendi başına uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve uygulanamayacağını da söylemiyorum.

Rûdaw: Gelecekte İran Kürtlerinin ve diğer azınlıkların hakları nasıl olacak? Ne gibi bir garanti var?

Jürgen Hardt: İnanıyorum ki İran'ın geleceği ancak Irak'takine benzer bir modelle mümkündür. Yani ülkenin genel kalkınmasına katkı sağlayacak şekilde, farklı kültürel ve etnik gruplar için güçlü bir otonomi ve özerklik tanınmalıdır. Bazı gruplar kendilerini geliştirme kapasitesine sahip olduğunda, diğerleri de bundan faydalanabilir; tıpkı kendilerini iyi bir şekilde geliştirebilen ve bu sayede tüm devletin kalkınmasına öncülük eden Irak Kürtleri gibi. Kanımca, İran için federal ve seküler bir gelişim kaçınılmazdır. Üç yıl önce rejime karşı başlayan kadın gösterilerine özellikle Kürt güçlerin ve sivillerin öncülük ettiğini gördük. En büyük gösteriler Kürt şehirlerinde oldu. Zaten olayların temel nedeni de bir Kürt kadınının (Jîna Emînî / Mahsa Amini) öldürülmesiydi. Bu nedenle Kürtler hem bölgede hem de İran'da gelecekte büyük bir rol oynayacaklardır ve oynamalıdırlar.

Rûdaw: Kürtlerin önemli rolünden bahsettiniz ama aynı zamanda Kürtler bölgede, Halep'te gördüğümüz gibi şiddet ve soykırımla karşı karşıya kalıyor. Almanya neden sessiz kaldı?

Jürgen Hardt: Alman parlamenterler ve federal hükümet olarak Halep'teki durumu endişeyle takip ettik ve Suriye merkezi hükümetine ateşkes ilan etmesi için baskı yaptık. Kürt güçlerin Suriye'nin inşasının bir parçası olmasını ve Kürtler ile diğer güçler arasındaki iç savaşın son bulmasını istiyoruz. Bu, Suriye Hükümet Başkanı'nın (Ahmed eş-Şara/Colani) ziyaretinde temel konulardan biri olacak. Desteğimizi, tüm sosyal ve etnik grupların yer aldığı kapsamlı bir süreç şartına bağlayacağız. Elbette karşılıklı olarak, tüm sosyal grupların da kendilerini böyle bir projede bulmalarını umuyoruz. Gerçekten de Suriye'nin, Kürt silahlı grupların da yer alacağı, demokratik bir otoriteye bağlı birleşik bir orduya ihtiyacı olduğuna inanıyorum.

Rûdaw: Sayın Hardt, Halep'te Kürtlere karşı ağır suçlar işlendiğini gördünüz. Almanya Dışişleri Bakanlığı sadece "bazı gerginliklerden haberdarız" demekle yetindi. Binlerce sivil öldürülürken ve kadınlar binalardan atılırken neden sessiz kaldınız?

Jürgen Hardt: Sorumlulukları uzaktan, Almanya'dan değerlendirmek zor. Ancak Suriye'nin sağlıklı bir şekilde gelişmesi adına, insan hakları ihlallerinin nerelerde yapıldığını araştırmamız gerektiğine inanıyorum. Mevcut yönetim de bu tür ihlallere karşı olduğunu ifade ediyor. Adalet, Suriye'nin iç sürecinde sağlanmalı; hükümet adına veya milis gücü olarak suç işleyenler mutlaka cezalandırılmalıdır.

Rûdaw: Sayın Hardt, Ahmed eş-Şara'nın Berlin'i ziyaret etmesi kararlaştırıldı. Ondan Suriye'deki insan haklarını ve azınlıkları korumasını isteyecek misiniz?

Jürgen Hardt: Bunun Almanya Başbakanı ve parlamenterlerle yapılacak görüşmelerin ana gündem maddesi olacağına inanıyorum. Stratejimiz bu yeni yönetimle iyi bir ilişki kurmaktır; çünkü bu yönetimin, Esad döneminde mümkün olmayan değişimi getirmesini umuyoruz. Bu yolla ülkenin geleceğinin inşası üzerinde etki edebileceğimize inanıyoruz.

Rûdaw: Kendisiyle hangi konuları görüşmek istiyorsunuz?

Jürgen Hardt: İnsan hakları, ülkenin yeniden inşası ve yurt dışında yaşayan Suriyelilerin sürece katılım biçimi tartışılacak. Görüşüme göre Almanya'daki birçok Suriyeli, orada kendilerine yardım edilirse evlerine ve topraklarına geri dönmek istiyor. Merkezi hükümete büyük fonlar aktarmak yerine, ülkelerine dönmek isteyen bireylere yardım etmek ve evlerini inşa etmeleri için faizsiz krediler vermek gibi akılcı modeller üzerinde durmalıyız. Önümüzdeki aylarda bu fikirleri olgunlaştırmamız gerekiyor.

Rûdaw: Siz beklediğiniz o Suriye'yi kurabileceğine inanıyor musunuz? Kürtler Irak ve Suriye'de IŞİD'e karşı savaşmışken, Kürtlere karşı şiddet uygulandığında Batılı ülkeler neden sessiz?

Jürgen Hardt: İstikrarsız bir bölge olmasına rağmen, önceki on yılların aksine; ailelerinin ve Ezidilerin özgürlüğünü koruyan kişilere Alman silahları ve desteği verme kararını biz aldık. Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesi Hükümeti ile iletişimim oldu. Görüşüme göre Kuzey Irak'taki (Kürdistan Bölgesi) Kürt otonom yönetimi modeli başarılı bir işbirliği projesiydi. Belki Suriye ve İran, kültürel ve siyasi otonomi vererek ülke bütünlüğünü daha iyi koruyan bu federal modelden ders alabilirler. Almanya da bizzat federal bir devlettir; Bavyera olmadan bir Almanya düşünülebilir mi?

Rûdaw: Ahmed eş-Şara’nın bunu başarabileceğine inanıyor musunuz?

Jürgen Hardt: Ben kendisini yakından tanımıyorum ama şu aşamada bu görevi yapabilecek veya bu güveni telkin eden başka bir aktör görmüyorum. Bu nedenle, sonunda bir parlamento aracılığıyla meşruiyete ve demokratik denetime sahip olacak bir süreci başlatabileceğine dair ona güvenmemiz gerekiyor. Suriye'de seçimler konusu yakın zamanda gündeme gelecektir.

Rûdaw: Sayın Jürgen Hardt, bizimle olduğunuz için çok teşekkürler.

Jürgen Hardt: Rica ederim, ben teşekkür ederim.