İran Dışişleri Bakanlığı: Neden uranyumumuzu başka bir ülkeye gönderelim?
Erbil (Rûdaw) - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD'nin İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun üçüncü bir ülkeye transfer edilmesi yönündeki taleplerini reddetti. Bekayi, Pakistan arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerin sürdüğünü ancak ABD ve İsrail'in görüşmeler devam ederken ülkesine iki kez saldırdığını vurguladı.
20 Mayıs 2026 Çarşamba günü verdiği bir mülakatta gündemi değerlendiren Dışişleri Sözcüsü Bekayi, ABD'nin nükleer programa ilişkin taleplerine sert tepki gösterdi. "ABD'nin birçok talebi var ancak İran neden kendi materyallerini başka bir ülkeye teslim etsin?" diyen Bekayi, Washington yönetiminin niyetini sorguladı.
"Neden nükleer anlaşmadan çekildiler?"
Bekayi, uranyumun ülke dışına çıkarılması baskılarına ilişkin, "Eğer gerçekten İran'ın nükleer programından endişe duyuyorlarsa neden nükleer anlaşmadan çekildiler? Nükleer programımız tamamen barışçıl ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) denetimi altındadır. ABD'nin suçlamaları sadece saldırgan bir savaş için uydurulmuş bahanelerdir" ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı krizi: Abluka yasa dışıdır
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilimden de ABD'yi sorumlu tutan Sözcü Bekayi, boğazın 28 Şubat'taki ABD ve İsrail saldırılarından önce deniz trafiğine açık olduğunu hatırlattı. Batı'nın bölgedeki adımlarını eleştiren Bekayi, "Şimdi onların deniz ablukası olarak adlandırdıkları şey yasa dışıdır. İran'ın buna karşı gösterdiği tepkiler uluslararası hukuka tamamen uygundur" dedi.
Tahran'ın her türlü senaryoya hazır olduğunu belirten Bekayi, "Karşı taraf hukuku çiğnemede hiçbir sınır tanımıyor" diyerek ABD ve İsrail'e yüklendi.
Trump'ın "büyük darbe" tehdidi
İranlı yetkilinin bu açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a yönelik yeni tehditlerinin hemen ardından geldi. Trump, son açıklamasında İran'ı hedef alarak, "Belki de onlara büyük bir darbe daha vurmak zorunda kalacağız" demişti.
İran'ın iç dinamiklerine de değinen Trump, ağır ekonomik yaptırımlar nedeniyle ülkede büyük bir öfke biriktiğini ve halkın zor şartlar altında yaşadığını savunmuştu.